Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

12. Ceza Dairesi

Dosya2025/5374 E. 2026/802 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi

SAYISI: 2024/16 E., 2024/199 K.

SUÇ : 2863 sayılı Kanuna aykırılık

KARAR: Mahkumiyet

KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN: Adalet Bakanlığının İstemi Üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: İlgili Kararın Kanun Yararına Bozulması

Fethiye 8. Asliye Ceza Mahkemesinin, 08.11.2024 tarihli ve 2024/16 Esas, 2024/199 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan 2863 sayılı Kanun 65/1, TCK'nın 62, 52/2 ve 51. Maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis 80 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, söz konusu kararın, istinaf edilmeksizin 17.12.2024 tarihinde kesinleştiğine ilişkin kesinleştirme şerhi düzenlendiği belirlenmiştir.

Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı CMK'nın 309/1. maddesi uyarınca, 21.07.2025 tarihli ve 94660652-105-48-19756-2025-Kyb sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 01.09.2025 tarihli ve KYB-2025/94453 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:

I. İSTEM

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 01.09.2025 tarihli ve KYB-2025/94453 sayılı kanun yararına bozma isteminin;

"Dosya kapsamına göre, sanık tarafından III. derece arkeolojik sit alanına taş duvar inşa edildiğinden bahisle yapılan yargılama sonunda yazılı şekilde karar verildiği anlaşılmış ise de, sanığın "... dava konusu alanın sit alanında kaldığını biliyordum ancak dava konusu olan duvarı ben yaptırmadım, 2020 yılında burayı satın aldığımda duvarlar vardı, daha önceki malik satın aldığında da bu duvarlar varmış bu duvarlar uzun yıllardır orada bulunuyormuş, ben bu duvara herhangi bir ilave yapmadım, bu yeri satın aldığım ... isimli şahıs yurt dışında yaşamaktadır..." şeklinde savunmada bulunması, keşif mahallinde bilgilerine başvurulan tanıklar ... ve ...'nün alınan beyanlarında, adı geçen sanığın ilgili taşınmazı satın aldığında suça konu duvarın bulunduğunu ve sanık tarafından herhangi bir ilavenin yapılmadığını ifade etmeleri, dosya kapsamındaki ilgili taşınmaza ait tapu kaydı belgesine göre söz konusu taşınmazın 08.12.2020 tarihinde ... tarafından adı geçen sanığa satış işleminin gerçekleştirilmesi ve yargılama aşamasında alınan 17.07.2023 tarihli bilirkişi raporunda yer alan, "Uydu fotoğrafı ve imalatlar incelendiğinde, Taş duvarın 9.10.2009 yılından önce yapıldığı, 2020 yılından sonra da parselde tabi zeminde hafriyat çalışmaları yapılıp doğal taşların açığa çıkarıldığı ve eski taş duvarın olduğu aynı sınırda, taş duvarın sit alanında kalan alan da dahil olmak üzere (mevcut sınır boyunca) basit tadilat ile yenilendiği kanaatine varılmıştır." şeklindeki açıklamalar nazara alındığında, sanığın bahse konu taşınmazı 08.12.2020 tarihinde devraldıktan sonra atılı suçu işlediğine ilişkin mahkumiyetine yeter her türlü şüpheden uzak kesin delil elde edilemediğinden beraatine karar verilmesi yerine, yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesinde isabet görülmemiştir. "

Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.

II. GEREKÇE

1. Fethiye Cumhuriyet Başsavcılığının, 29.03.2023 tarihli ve 2023/2077 Esas, 2022/18025 Soruşturma, 2023/2077 İddianame numaralı iddianamesiyle sanık hakkında 16.11.2022 tarihinde işlediği2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan, 2863 sayılı Kanun 65/1 maddesi uyarınca cezalandırılmasına ve 5237 sayılı TCK'nın 53. maddesi gereği hak yoksunluklarına karar verilmesi talebiyle kamu davası açılmıştır.

2. Fethiye 8. Asliye Ceza Mahkemesinin, 08.11.2024 tarihli ve 2024/16 Esas, 2024/199 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan, 2863 sayılı Kanun 65/1, TCK'nın 62, 52/1 maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis 80 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş, söz konusu karar istinaf edilmeksizin 17.12.2024 tarihinde kesinleştiğine ilişkin kesinleştirme şerhi düzenlenmiştir.

3. Hukuki süreci yukarıdaki şekilde özetlenen dava dosyasına göre, sanığın "... dava konusu alanın sit alanında kaldığını biliyordum ancak dava konusu olan duvarı ben yaptırmadım, 2020 yılında burayı satın aldığımda duvarlar vardı, daha önceki malik satın aldığında da bu duvarlar varmış bu duvarlar uzun yıllardır orada bulunuyormuş, ben bu duvara herhangi bir ilave yapmadım, bu yeri satın aldığım ... isimli şahıs yurt dışında yaşamaktadır..." şeklinde savunmada bulunması, keşif mahallinde bilgilerine başvurulan tanıklar ... ve ...'nün alınan beyanlarında, adı geçen sanığın ilgili taşınmazı satın aldığında suça konu duvarın bulunduğunu ve sanık tarafından herhangi bir ilavenin yapılmadığını ifade etmeleri, dosya kapsamındaki ilgili taşınmaza ait tapu kaydı belgesine göre söz konusu taşınmazın 08.12.2020 tarihinde ... tarafından adı geçen sanığa satış işleminin gerçekleştirilmesi ve yargılama aşamasında alınan 17.07.2023 tarihli bilirkişi raporunda yer alan, "Uydu fotoğrafı ve imalatlar incelendiğinde, Taş duvarın 9.10.2009 yılından önce yapıldığı, 2020 yılından sonra da parselde tabi zeminde hafriyat çalışmaları yapılıp doğal taşların açığa çıkarıldığı ve eski taş duvarın olduğu aynı sınırda, taş duvarın sit alanında kalan alan da dahil olmak üzere (mevcut sınır boyunca) basit tadilat ile yenilendiği kanaatine varılmıştır." şeklindeki açıklamalar nazara alındığında, sanığın bahse konu taşınmazı 08.12.2020 tarihinde devraldıktan sonra atılı suçu işlediğine ilişkin mahkumiyetine yeter her türlü şüpheden uzak kesin delil elde edilemediğinden beraatine karar verilmesi yerine, yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi nedenine dayalı olarak kanun yararına bozma isteminde bulunulduğu anlaşılmaktadır.

4. Kanun yararına bozma, 5271 sayılı CMK'nın 3 09... . maddelerinde, olağanüstü ve istisnai bir kanun yolu olarak düzenlenmiştir. 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesi uyarınca hâkim veya mahkemece verilip istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümde, hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtayca bozulması talebini, kanuni nedenlerini açıklayarak Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirecektir. Bunun üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı da hükmün veya kararın bozulması talebini içeren yazısına bu nedenleri aynen yazarak Yargıtay ilgili ceza dairesine verecek, ileri sürülen nedenlerin Yargıtayca yerinde görülmesi hâlinde karar veya hüküm kanun yararına bozulacak, yerinde görülmezse talep reddedilecektir. Böylece ülke genelinde uygulama birliğine ulaşılacak, hâkim ve mahkemelerce verilen cezaya ilişkin karar veya hükümdeki hukuka aykırılıkların, toplum ve birey açısından hukuk yararına giderilmesi sağlanacaktır.

5. Kanun yararına bozmaya, ancak istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşmiş hüküm ve kararlara karşı gidilebilmesi nedeniyle kesin hükmün otoritesinin zedelenmemesi amacıyla bu yola başvurabilmek için hukuka aykırılık hâlinin ciddi boyutlara ulaşması gerekmektedir. Ciddi boyuta ulaşmayan ve sadece yapılan uygulamanın hatalı olduğunun tespiti ile yetinilmesi sonucunu doğuran hukuka aykırılıkların bu yolla çözülmesinde kanun yararı olmadığı gibi, bu uygulamanın kesin hükmün otoritesini sarsacağı da açıktır. Bu bağlamda delillerin takdir ve tercihinde hataya düşüldüğünden bahisle hükmün kanun yararına bozmaya konu edilmesinin, bu olağanüstü kanun yolunun amaç ve kapsamıyla bağdaşmayacağında kuşku bulunmamaktadır.

6. 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesinde, kanun yararına bozma talebine konu edilemeyecek hâllerden bahsedilmemiştir. Buna karşılık 26.10.1932 tarihli ve 29-12 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında, uygulamadaki esaslı yanlışlıklar ile esasa etkili usul hataları dışında kalan, hâkimin kanaat ve takdirine ait fiili sorunlardan dolayı kanun yararına bozmaya gidilemeyeceği vurgulanmıştır. Aynı şekilde 14.11.1977 tarihli ve 3-2 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ile erteleme isteği hakkında olumsuz bir değerlendirme içeren ya da yasal gerekçe gösterilmeden bu isteğin reddine ilişkin olan kararlara karşı kanun yoluna başvurmanın olanaklı olmadığı kabul edilmiştir. Yine Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 19.02.2008 tarihli ve 2008/5-19 Esas, 2008/31 Karar sayılı kararında, hâkimin takdir yetkisini hatalı kullanmasına bağlı olarak ortaya çıkan ve suç işleyenler için bir hak teşkil etmeyen hukuka aykırılıkların, 23.03.2010 tarihli ve 2010/2-29 Esas, 2010/56 Karar sayılı kararında da, kabul edip etmemenin mahkemenin takdirine bağlı olduğu istekler hakkında verilen kararların kanun yararına bozma istemine konu edilemeyeceği belirtilmiştir. Ayrıca Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 25.10.1993 tarihli ve 260/281 sayılı kararında, olaya ilişkin tüm deliller toplanıp değerlendirilmişse delil takdiri yapılarak verilen bu karar aleyhine noksan kovuşturma yapıldığından ya da takdirde yanılgıya düşüldüğünden bahisle kanun yararına bozma yoluna başvurulamayacağı ifade edilmiştir.

7. Sonuç olarak kanun yararına bozma, olağanüstü, istisnai ve dar kapsamlı bir denetim yolu olup, hukuk güvenliği ve kesin hükmün otoritesinin korunması amacıyla, hâkim veya mahkemece verilip istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümdeki her türlü hukuka aykırılık için değil, ancak uygulamadaki esaslı yanlışlıklar ile esasa etkili usul hataları ve kanunda sınırlı olarak belirlenen nedenler üzerine gidilebilecek bir kanun yoludur.

8. Bu kapsamda kanun yararına bozma istemi değerlendirildiğinde; sanık hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmış ve mahkemece sanığın eylemi sabit görülerek sanık hakkında bu suçtan mahkûmiyet kararı verildiği anlaşılmakla, delil takdiri yapılarak sanığın beraati yerine mahkumiyetine karar verilmesi gerektiğine ilişkin takdirde yanılgıya düşüldüğünden bahisle kanun yararına bozma yoluna başvurulamayacağından, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.

III. KARAR

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE,

Dava dosyasının, Mahkemesine sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

22.01.2026 tarihinde karar verildi.

§