Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

12. Ceza Dairesi

Dosya2025/505 E. 2026/389 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ:Ağır Ceza Mahkemesi

SAYISI : 2019/236 E., 2019/354 K.

DAVA : Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat

HÜKÜM : Kısmen kabul

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma

Dairemizce verilen bozma ilâmı üzerine mahkemece kurulan hükmün; davalı vekili, davacı vekili ve mahalli Cumhuriyet savcısı tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde, 1412 sayılı CMUK'un 317. maddeleri gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

Mahkemece; davacı vekilinin haksız tutukluluk nedeniyle 63.894,00 TL maddi ve 800.000,00 TL manevi tazminatın tutuklama tarihinden işleyecek yasal faizi ile ödenmesine ilişkin talebinin kısmen kabulü ile maddi tazminatın reddine, 250.000,00 TL manevi tazminatın tutuklama tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesine ilişkin karara yönelik davalı vekili ve davacı vekilinin temyiz isteklerine dayalı olarak yapılan inceleme sonucunda Dairemizce verilen 17.06.2019 tarihli bozma kararı üzerine Yerel Mahkemece bozma ilamına direnilmesine maddi tazminatın reddine, 250.000,00 TL manevi tazminatın tutuklama tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca hükmün bozulmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmesi üzerine Dairemizce 08.02.2021 tarihli kararla dosyanın incelenmek üzere Ceza Genel Kuruluna gönderilmesine karar verilmiş, Ceza Genel Kurulunun 06.11.2024 tarihli ve 2021/12-98 Esas, 2024/329 Karar sayılı ilamı ile İstanbul Anadolu 6. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 15.10.2019 tarihli ve 236-354 sayılı karar yeni hüküm niteliğinde olduğundan, dosyanın temyiz incelemesi için Yargıtay 12. Ceza Dairesine gönderilmesine" karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ

Davacı vekilinin temyiz sebepleri; hükmedilen vekalet ücretinin hatalı olduğunu, Davalı vekilinin temyiz sebepleri; mahkemece usul ve yasaya aykırı karar verildiğini, davanın reddi gerektiğini, hükmedilen tazminatın fazla olduğuna, davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, Mahalli Cumhuriyet savcısının temyiz isteği; mahkemece bozma ilamı doğrultusunda davacı hakkında maddi tazminatın kısmen kabulüne karar verilmesi gerektiğini, belitmiştir.

III. DAVANIN KONUSU

Mahkemece, tazminat talebinin dayanağı olan İstanbul Anadolu 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/188 Esas–2015/143 Karar sayılı ceza dosyası kapsamında, davacının T.C. icra vekilleri heyetini cebren ıskat veya vazife görmekten cebren men etmeye teşebbüs suçundan 25.09.2012–19.06.2014 tarihleri arasında 632 gün tutuklu kaldığı, yapılan yargılama sonunda beraatine hükmedildiği, beraat hükmünün 08.06.2015 tarihinde kesinleştiği, kararın davacı asile tebliğinin yapılmadığı, tutuklama tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5271 sayılı CMK'nın 142. maddesinde öngörülen süre içinde yetkili ve görevli mahkemeye davanın açıldığı ve kanunda öngörülen yasal şartların oluştuğu, davacı hakkında aynı konuda açılan davanın bulunmadığı, tutukluluk süresinin infaz gördüğü ve mahsuba konu yapılmadığı, kanunda öngörülen yasal şartların oluştuğu, davacının tutuklu kaldığı dönemde bu dönem de sınırlı olarak çalışamamadan dolayı maddi gelir kaybına uğradığı iddiası nedeniyle maddi tazminat istemi bulunmadığı, maddi tazminat istemini cezaevinde yapılan harcamalar, yakınlarının ziyaretleri nedeniyle yaptığı harcamalar ve vekâlet ücretine ilişkin olduğundan maddi tazminatın reddine, yargılama süreci, üzerine atılı suçun niteliği, sosyal ve ekonomik durumu, toplumsal konumu, paranın satın alma gücü dikkate alınarak lehine 250.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesinin somut olaya, yasal düzenlemelere, adalete ve hakkaniyete uygun düşeceği kabul edildiğinden manevi tazminat yönünden bozma ilamına uyulmayarak önceki kararda direnilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

IV. GEREKÇE VE KARAR

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 06.11.2024 tarihli ve 2021/12-98 Esas, 2024/329 Karar sayılı ilamına ve süreklilik kazanmış uygulamalarına göre, şeklen direnme kararı verilmiş olsa dahi; bozma kararı doğrultusunda işlem yapmak, bozma kararında tartışılması gerektiği belirtilen hususları tartışmak, bozma sonrasında yapılan araştırmaya, incelemeye, toplanan yeni delillere dayanmak, ilk kararda yer almayan ve daire denetiminden geçmemiş bulunan yeni ve değişik gerekçelerle hüküm kurmak suretiyle verilen karar; özde direnme niteliğinde olmayıp, bozmaya eylemli uyma sonucu verilen yeni bir hükümdür. Bu nitelikteki bir hükmün temyiz edilmesi halinde ise incelemenin Yargıtay'ın ilgili dairesi tarafından yapılması gerekir.

Bu kapsamda Dairemizin 17.06.2019 tarih, 2019/505 Esas, 2019/7299 Karar sayılı bozma ilamından sonra yerel mahkemece yapılan yargılama sonunda direnme kararı verilmiş ve önceki uygulama aynen benimsenmiş ise de; önceki hükümde yer almayan yeni ve değişik gerekçelerle hüküm kurulmasından dolayı yerel mahkemenin son uygulaması direnme kararı olmayıp, yeni hüküm niteliğinde olduğundan, hükmü temyizen inceleme görevinin Dairemize ait olduğundan tebliğanamede bozma isteyen görüşe iştirak edilmemiştir.

Bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, tazminat şartlarının oluştuğunun saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı anlaşıldığından, mahalli Cumhuriyet savcısının ve davalı vekilinin tüm temyiz sebeplerinin reddine, ancak;

5271 sayılı CMK'nın 142. maddesinin 9. fıkrasında belirtilen, tazminat davaları nedeniyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan nisbî avukatlık ücreti ödeneceği, ancak, ödenecek miktarın tarifede sulh ceza hâkimliklerinde takip edilen işler için belirlenen maktu ücretten az, ağır ceza mahkemelerinde takip edilen davalar için belirlenen maktu ücretten fazla olamayacağı hususu dikkate alınarak karar tarihi itibariyle davacı lehine 5.450,00 TL vekalet ücreti ödenmesi gerekirken 1.056,00 TL vekalet ücretine hükmedilmesi,

Hukuka aykırı olup, açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden hükmün 1412 sayılı CUMK'un 321. maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322. maddesi gereği vekalet ücretinin belirlendiği bölümde yer alan "1.056,00 TL" ibaresinin, "5.450,00 TL" ibaresi ile değiştirilmesi suretiyle suretiyle hükmün, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

13.01.2026 tarihinde karar verildi.

§