Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

12. Ceza Dairesi

Dosya2025/4550 E. 2026/910 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi

SAYISI : 2024/296 Değişik İş

SUÇ : Sahte belge düzenleme

İNCELEME KONUSU

KARAR : İtirazın reddi kararı

KANUN YARARINA BOZMA

YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması

Hükümlüler müdafiinin yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine dair Ankara 33. Asliye Ceza Mahkemesinin, 31.05.2024 tarihli ve 2018/985 Esas, 2023/937 Karar sayılı ek kararına yönelik itirazın reddine ilişkin mercii Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin 13.06.2024 tarihli ve 2024/296 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 271 inci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca kesin nitelikte olması sebebiyle karar tarihi olan 13.06.2024’te kesinleştiği belirlenmiştir.

Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun'un 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 06.03.2025 tarihli ve 94660652-105-06-22010-2024-Kyb sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 28.03.2025 tarihli ve KYB-2025/33152 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:

I. İSTEM

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 28.03.2025 tarihli ve KYB-2025/33152 sayılı kanun yararına bozma isteminin;

"Sahte fatura düzenlemek suretiyle 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'na muhalefet suçundan sanıklar ... ve ...'nin, anılan Kanun'un 359/b, 34... sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 43/1 ve 62/1. maddeleri uyarınca 2 yıl 7 ay 7 gün hapis cezası ile cezalandırılmalarına dair Ankara 33. Asliye Ceza Mahkemesinin 28/09/2023 tarihli ve 2018/985 esas, 2023/917 sayılı kararının, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin 15/04/2024 tarihli ve 2023/1149 esas, 2024/455 sayılı kararı ile istinaf başvurularının esastan reddine karar verilerek kesinleşmesini müteakip, sanıklar müdafii tarafından yapılan yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine ilişkin Ankara 33. Asliye Ceza Mahkemesinin 31/05/2024 tarihli ve 2018/985 esas, 2023/917 sayılı ek kararına karşı yapılan itirazın reddine dair mercii Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin 13/06/2024 tarihli ve 2024/296 değişik iş sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.

Dosya kapsamına göre, sanığın 20 16... yıllarında sahte fatura düzenlemek suretiyle 213 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan yapılan yargılama sonunda, Ankara 33. Asliye Ceza Mahkemesinin 28/09/2023 tarihli kararı ile sanığın mahkûmiyetine dair kararın, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin 15/04/2024 tarihli kararı ile istinaf başvurularının esastan reddine karar verilerek kesinleşmesini takiben, sanıklar müdafii tarafından yapılan yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine ilişkin Ankara 33. Asliye Ceza Mahkemesinin 31/05/2024 tarihli ek kararına karşı yapılan itirazın Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesince reddine karar verildiği anlaşılmış ise de, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun "Hükümlü lehine yargılamanın yenilenmesi nedenleri" başlıklı 311. maddesinde yer alan "(1) Kesinleşen bir hükümle sonuçlanmış bir dava, aşağıda yazılı hâllerde hükümlü lehine olarak yargılamanın yenilenmesi yoluyla tekrar görülür:

a) Duruşmada kullanılan ve hükmü etkileyen bir belgenin sahteliği anlaşılırsa.

b) Yemin verilerek dinlenmiş olan bir tanık veya bilirkişinin hükmü etkileyecek biçimde hükümlü aleyhine kasıt veya ihmal ile gerçek dışı tanıklıkta bulunduğu veya oy verdiği anlaşılırsa.

c) Hükme katılmış olan hâkimlerden biri, hükümlünün neden olduğu kusur dışında, aleyhine ceza kovuşturmasını veya bir ceza ile mahkûmiyetini gerektirecek biçimde görevlerini yapmada kusur etmiş ise.

d) Ceza hükmü hukuk mahkemesinin bir hükmüne dayandırılmış olup da bu hüküm kesinleşmiş diğer bir hüküm ile ortadan kaldırılmış ise.

e) Yeni olaylar veya yeni deliller ortaya konulup da bunlar yalnız başına veya önceden sunulan delillerle birlikte göz önüne alındıklarında sanığın beraatini veya daha hafif bir cezayı içeren kanun hükmünün uygulanması ile mahkûm edilmesini gerektirecek nitelikte olursa.

f) Ceza hükmünün, İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşmenin veya eki protokollerin ihlâli suretiyle verildiğinin ve hükmün bu aykırılığa dayandığının, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararıyla tespit edilmiş olması veya ceza hükmü aleyhine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılan başvuru hakkında dostane çözüm ya da tek taraflı deklarasyon sonucunda düşme kararı verilmesi. Bu hâlde yargılamanın yenilenmesi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararının kesinleştiği tarihten itibaren bir yıl içinde istenebilir...

" şeklindeki,

Anılan Kanun'un 318/1-3. maddesinde yer alan, "Yargılamanın yenilenmesi istemi, hükmü veren mahkemeye sunulur. Bu mahkeme, istemin kabule değer olup olmadığına karar verir....Yargılamanın yenilenmesi isteminin kabule değer olup olmadığına dair olan karar, duruşma yapılmaksızın verilir." şeklindeki düzenlemeler nazara alındığında,

Somut olayda, yargılamanın yenilenmesi talep dilekçesinde, sanıkların mahkûmiyetine esas alınan suç tarihlerinin 20 16... yılları arasını kapsadığının, tanzim edilen vergi tekniği raporu ile sahte fatura düzenleyerek komisyon geliri elde edilmesi ilişkin ... . Vergi Mahkemesinin 2018/1404, 2018/1405, 2018/1406, 2018/1407, 2018/1408, 2018/1409, 2018/14 10... /1411esasına kayden yapılan yargılamalarda sahte fatura ticareti ile uğraştığı hususunun somut tespitlere dayalı olarak açık bir şekilde ortaya konulamadığı tespitinin yapılarak davaların kabulüne dair karar verildiği, bu sebeple sanıkların cezalandırılamayacağının beyan edilmesi karşısında, ileri sürülen hususlar bir bütün halinde dikkate alındığında, yargılamanın yenilenmesi talebi olarak belirtilen delillerin, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 318 ilâ 321. maddeleri uyarınca yargılamanın yenilenmesini gerektirecek mahiyette olup olmadığının tespiti bakımından, kabule değer görülerek, toplanacak diğer delillerle birlikte değerlendirildikten sonra, yargılamanın yenilenmesinin kabul veya reddine karar verilmesinin uygun olacağı gözetilmeden, itirazın bu yönden kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir."

Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.

II. GEREKÇE

1. 5271 sayılı Kanun'un "hükümlü lehine yargılamanın yenilenmesi nedenleri" başlıklı 311 inci maddesi;

"(1) Kesinleşen bir hükümle sonuçlanmış bir dava, aşağıda yazılı hâllerde hükümlü lehine olarak yargılamanın yenilenmesi yoluyla tekrar görülür:

a) Duruşmada kullanılan ve hükmü etkileyen bir belgenin sahteliği anlaşılırsa.

b) Yemin verilerek dinlenmiş olan bir tanık veya bilirkişinin hükmü etkileyecek biçimde hükümlü aleyhine kasıt veya ihmal ile gerçek dışı tanıklıkta bulunduğu veya oy verdiği anlaşılırsa.

c) Hükme katılmış olan hâkimlerden biri, hükümlünün neden olduğu kusur dışında, aleyhine ceza kovuşturmasını veya bir ceza ile mahkûmiyetini gerektirecek biçimde görevlerini yapmada kusur etmiş ise.

d) Ceza hükmü hukuk mahkemesinin bir hükmüne dayandırılmış olup da bu hüküm kesinleşmiş diğer bir hüküm ile ortadan kaldırılmış ise.

e) Yeni olaylar veya yeni deliller ortaya konulup da bunlar yalnız başına veya önceden sunulan delillerle birlikte göz önüne alındıklarında sanığın beraatini veya daha hafif bir cezayı içeren kanun hükmünün uygulanması ile mahkûm edilmesini gerektirecek nitelikte olursa.

f) Ceza hükmünün, İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşmenin veya eki protokollerin ihlâli suretiyle verildiğinin ve hükmün bu aykırılığa dayandığının, Avrupa İnsan Haklar ı Mahkemesinin kesinleşmiş kararıyla tespit edilmiş olması veya ceza hükmü aleyhine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılan başvuru hakkında dostane çözüm ya da tek taraflı deklarasyon sonucunda düşme kararı verilmesi. Bu hâlde yargılamanın yenilenmesi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararının kesinleştiği tarihten itibaren bir yıl içinde istenebilir.

(2) Birinci fıkranın (f) bendi hükümleri, 4.2.2003 tarihinde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararları ile, 4.2.2003 tarihinden sonra Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılan başvurular üzerine verilecek kararlar hakkında uygulanır."

Şeklindedir.

2. Karar tarihinde yürürlükte bulunan 213 sayılı Kanun'un 367 nci maddesinin son fıkrasında yer alan, "Ceza mahkemesi kararları, bu Kanunun dördüncü kitabının ikinci kısmında yazılı vergi cezalarını uygulayacak makam ve mercilerin işlem ve kararlarına etkili olmadığı gibi, bu makam ve mercilerce verilecek kararlar da ceza hâkimini bağlamaz." şeklindeki hükmün, Anayasa Mahkemesinin 09.03.2022 tarih ve 31773 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 04.11.2021 tarihli ve 2019/4 Esas, 2021/78 Karar sayılı kararı ile iptaline karar verilmiştir. Anayasa Mahkemesinin iptal kararının gerekçesinde; "...Usul güvencelerine ilişkin yeterli bağlantının sağlanmasından sonra bağlantılı olarak işlenebilen kaçakçılık suçu ve vergi kabahatlerine konu fiilleri farklı boyutlarıyla ele alan, kendi usul ve kurallarına göre nitelendirip değerlendiren farklı organ, makam ve mercilerin kararlarının her hâl ve şartta birbirini bağlaması gerektiği ileri sürülemeyeceği gibi bunların hiçbir koşulda birbirini bağlamaması gerektiği şeklinde bir sonuca varılması da mümkün değildir. Dolayısıyla bağlantılı fiillerle işlenen vergi kaçakçılığı suçu ile vergi kabahatlerine ilişkin yargılama/cezalandırma süreçleri arasında bağlantı kurulmasına engel olan kuralın adil yargılanma hakkı kapsamındaki güvencelere aykırılık oluşturabileceği anlaşılmaktadır." denilmek suretiyle anılan hükmün iptalinin, her durumda 213 sayılı Kanun'da düzenlenen vergi suçları ve kabahatlerine ilişkin yargılamaları yapmakla görevli ceza mahkemeleri ile vergi mahkemelerinin kararlarının birbirlerini bağlayacağı anlamına gelmeyeceği hususu açıkça belirtilmiştir.

3. Ceza ve vergi mahkemelerinin aynı vergi inceleme raporlarına dayanılarak, aynı eylem nedeniyle ortaya çıkan uyuşmazlıkları farklı yönleriyle ve farklı yargılama usullerini uygulamak suretiyle çözümlemeye çalışmaları, aralarında bir etkileşimin olmasını da zorunlu kılmaktadır. Bununla birlikte bu etkileşim, kararlar arasında mutlak bir birlik olması gerektiği şeklinde yorumlanamaz. Maddi gerçeğe ulaşma amacında olan ceza mahkemesi, sahip olduğu tanık dinleme, keşif yapma, bilirkişiden faydalanma...vb delil toplama yöntemleri ile vergi mahkemesinden bağımsız olarak suçun maddi ve manevi unsurlarının somut olayda oluşup oluşmadığı yönünde bir değerlendirme yapabileceği gibi, teknik bilgi gerektiren vergi suçu raporlarının değerlendirilmesinde bilirkişiye ihtiyaç duymadan sonuca ulaşabilen vergi mahkemelerinin tespitlerinden de faydalanabilir.

4. Yargılamanın yenilenmesi nedenleri arasında sayılan yeni olaylar veya yeni deliller ortaya konulmasına ilişkin yenileme nedeninde belirtilen delil kavramının, ceza muhakemesinin konusu olan olayda maddi gerçeğe ulaşmak amacıyla kullanılan ispat aracı olup, ceza muhakemesi hukukunda delil serbestisi ilkesi gereği akılcı ve gerçekçi olmak, hukuka aykırı bulunmamak şartıyla sunulan beyan ve belgeler; olay kavramının ise, doğrudan doğruya veya dolayısıyla muhakeme hukuku içinde ispat vasıtası olarak kabul edilen, diğer bir anlatımla doğrudan veya dolaylı olarak ispat aracı olarak kullanılabilecek ve yargılama sonucunu etkileyecek olan olgular olarak tanımlanabileceği; olay veya delillerin yeni olmasının yanında, yargılamanın yenilenmesi kurumu, kesin hükme karşı öngörülen olağanüstü yasa yolları arasında yer aldığından, bu yola başvurulabilmesi için ortaya konulan gerekçelerin, yeniden yargılamaya başlanmasını gerektirecek nitelik, önem ve ciddiyete sahip olmasının gerektiği değerlendirilmektedir.

5. Bu kapsamda inceleme konusu dava dosyası değerlendirildiğinde; hükümlüler müdafinin dilekçesinde belirtilen, ... . Vergi Mahkemesinin 2018/1404, 2018/1405, 2018/1406, 2018/1407, 2018/1408, 2018/1409, 2018/14 10... /1411 Esas sayılı kararlarında yer alan tespitlerin, ceza mahkemesince de hükme esas alınan 29.06.2018 tarih ve 2018-A-846/17 sayılı vergi suçu raporu ile 2018-A-846/10 sayılı vergi tekniği raporlarının sahte olduğuna yönelik bir kabulü içermediği, ceza yargılamasından farklı olarak bu dosyalara sunulan yeni bilgi veya belgelerin hükme etkili olduğu yönünde bir belirleme de yapılmadığı gibi, dosya kapsamında elde edilen deliller doğrultusunda, söz konusu mahkeme kararlarının bu haliyle yeni delil mahiyetinde de kabul edilemeyeceği ve somut olayda 5271 sayılı Kanun'un 311 nci maddesinde yer alan şartların mevcut bulunmadığının anlaşılması karşısında, kanun yararına bozma istemindeki düşünce yerinde görülmediğinden reddine karar vermek gerekmiştir.

III. KARAR

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE,

Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

03.02.2026 tarihinde karar verildi.

§