"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2024/680 E., 2025/203 K.
SUÇ : Defter, kayıt ve belgeleri gizleme
HÜKÜM : Beraat
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
İlk Derece Mahkemesince, sanık hakkında defter, kayıt ve belgeleri gizleme suçundan 213 sayılı Kanunun 359/a-2, 5237 sayılı Kanunun 62. ve 51. maddeleri uyarınca 15 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve cezanın ertelenmesine karar verilmiş, sanık müdafiinin temyizi üzerine Yargıtay 11. Ceza Dairesi'nin 23.05.20 22... /9327 Esas ve 2022/9219 Karar sayılı ilamı ile "Hükümden sonra 15.04.2022 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren, 7394 sayılı Kanun’un 4. ve 5. maddeleriyle değişik 213 sayılı Kanun’un 359. maddesinin 3, 4, 5. ve 6. fıkra hükümleri uyarınca 5237 sayılı TCK'nın 7/2. maddesi de gözetilerek öncelikle lehe Kanun’un tespit edilip uygulama yapılması ve her iki Kanunla ilgili uygulamanın gerekçeleriyle birlikte denetime olanak verecek şekilde ayrıntılı olarak kararda gösterilmesi suretiyle sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması," gerekçesi ile bozulması kararı verildiği, bozma üzerine İlk Derece Mahkemesince, sanık hakkında defter, kayıt ve belgeleri gizleme suçundan 213 sayılı Kanunun 359/a-2, 5237 sayılı Kanunun 62. ve 51. maddeleri uyarınca 15 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve cezanın ertelenmesine karar verilmiş, sanık müdafiinin temyizi üzerine Yargıtay 11. Ceza Dairesi'nin 11.09.20 24... /105 Esas ve 2024/9901 Karar sayılı ilamı ile,
"1.213 sayılı VUK'nın 139. maddesine göre; vergi incelemeleri, esas itibarıyla incelemeye tabi olanın iş yerinde yapılır. İş yerinin müsait olmaması, ölüm, işin terk edilmesi gibi zaruri sebeplerle incelemenin yerinde yapılması imkansız olur veya mükellef ve vergi sorumluları isterlerse inceleme dairede yapılabilir. İş yeri faal olan mükelleflere, defter ve belgelerin vergi dairesine getirilmesi için yapılan tebligatlar usulüne uygun olmadığında suçun unsurları oluşmayacaktır.
Dosya kapsamına göre vergi denetmeni tarafından defter ve belgelerini ibraz etmesi için çıkartılan tebligatın, sanığın ikamet adresinde eşine tebliğ edildiği, tebligatta defter ve belgelerin incelenmek üzere ibrazı için iş yerinin müsait olması şartıyla incelemenin iş yerinde yapılacağı, ancak bu husustaki talebin süresi içinde Denetmenliğe yazılı olarak bildirilmesi gerektiği yazılarak sürecin mükellef aleyhine tersine çevrildiği, hesapların dairede incelenmesine imkan veren 213 sayılı VUK'nın 139/2. maddesindeki istisnalardan birinin varlığının önceden tespit edilmediği ve suç tarihinde iş yerinin kapalı olduğuna dair belirlemenin bulunmadığı ve sanığın açık kimlik bilgilerini verdiği muhasebecisinin de tanık olarak dinlenmediğinin anlaşılması karşısında; hesapların dairede incelenmesine imkan veren 213 sayılı Kanun'un 139/2. maddesindeki istisnalardan birinin varlığının önceden belirlenip belirlenmediğinin incelemeyi yapan vergi denetmeninden sorulması, iş yeri dışında inceleme yapılması gerektiğine ilişkin bir tespit varsa buna ilişkin belgenin dosyaya ibrazının istenmesi, suç kastının belirlenmesi amacıyla sanığın muhasebecisinin tanık olarak dinlenip sanık tarafından kendisine kuruma verilmesi amacıyla teslim edilen belgenin bulunup bulunmadığının tespiti sonrasında sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerektiği gözetilmeden mahkumiyetine karar verilmesi,
Kabule göre;
2.15.04.2022 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7394 sayılı Kanun’un 4'üncü maddesi ile 213 sayılı Kanun'un 359'uncu maddesinin son fıkrasından önce gelmek üzere; “Bu maddede yazılı fiillerle verginin ziyaa uğratıldığının tespit edilmesine bağlı olarak tarh edilen verginin, gecikme faizi ve gecikme zammının tamamı ile kesilen cezaların yarısı ve buna isabet eden gecikme zammının; soruşturma evresinde ödenmesi halinde verilecek ceza yarı oranında, kovuşturma evresinde hüküm verilinceye kadar ödenmesi halinde ise verilecek ceza üçte bir oranında indirilir. Tarh edilen vergi ve vergi aslına bağlı olarak kesilen cezanın bulunmadığı durumlarda verilecek ceza yarı oranında indirilir.” fıkralarının eklendiği ve 7394 sayılı Kanun’un 6'ncı maddesi ile 213 sayılı Kanun'a eklenen geçici 34'üncü maddesinde; "Haklarında hüküm verilmiş olup da dosyası infaz aşamasında olanlar, 359'uncu maddede yazılı fiillerle verginin ziyaa uğratıldığının tespit edilmesine bağlı olarak tarh edilen verginin, gecikme faizi ve gecikme zammının tamamı ile kesilen cezaların yarısı ve buna isabet eden gecikme zammını, bu maddeyi ihdas eden Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl içinde Hazineye ödedikleri takdirde 359'uncu maddede bu maddeyi ihdas eden Kanunla soruşturma evresi için yapılan etkin pişmanlık düzenlemesinden faydalanabilir.” hükmünün getirildiği anlaşılmakla; defter, kayıt ve belgelerin ibraz edilmemesi hâlinde bir vergi ziyaı oluşmadığı gibi tarh edilen vergi ve vergi aslına bağlı olarak kesilen bir cezanın da bulunmadığı, yine özel usulsüzlük cezasının aynı Kanun'un 359'uncu ve 371'inci maddelerinde belirtilen tarh edilen vergi ve vergi aslına bağlı olarak kesilen bir ceza olmadığı nazara alındığında; 213 sayılı Kanun'un 359'uncu maddesine 7394 sayılı Kanun'un 4'üncü maddesi ile eklenen "Tarh edilen vergi ve vergi aslına bağlı olarak kesilen cezanın bulunmadığı durumlarda verilecek ceza yarı oranından indirilir." şeklindeki hüküm uyarınca sanık hakkında, alt sınırdan tayin edilen temel ceza üzerinden 1/2 oranında indirim yapılması gerektiğinin gözetilmemesi,
3.Mahkumiyetin kanuni sonucu olan hak yoksunluklarının uygulanmamış olması,
4.Ertelenen cezanın deneme süresi için içinde taksirli suç işlenmesi halinde kısmen ya da aynen infazına karar verileceği belirtilerek 5237 sayılı Kanun'un 51/7. maddesine aykırı davranılması," gerekçeleri ile bozma kararı verilmiş, bozma üzerine İlk Derece Mahkemesince, sanığa isnad edilen suçun unsurları itibariyle oluşmaması nedeniyle sanığın 5271 sayılı Kanunun 223/2-a maddesi uyarınca beraatına, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca hükmün onanmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılan vekilinin temyiz istemi; sanığın eylemi gerçekleştirdiği hususu sabit olmasına rağmen eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak verilen beraat kararının, usul ve yasaya aykırı olduğuna, kararın bozulmasına ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
İlk Derece Mahkemesince, dosyada mevcut belge ve bilgiler ve sanığın savunması dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; sanık hakkında Vergi Usul Kanununa muhalefet suçundan 213 sayılı Kanunun 359/a-2 maddesi gereğince cezalandırılması talebi ile kamu davası açılmış ise de, 213 sayılı Kanunun 139/2. maddesinde incelemenin dairede yapılmasını gerektiren nedenlerden birinin varlığı önceden belirlenmeden faaliyetini sürdüren mükelleflere defter ve belgelerin ibrazı için yapılan tebligatların hukuken geçerli olmayacağı, sanığın iş yerinin olay tarihinde faal olduğu, yapılan tebligatın hukuki geçerliliği bulunmadığı atılı suçun yasal unsurlarının oluşmadığı gerekçesiyle sanığın beraatına kararı verilmiştir.
IV. GEREKÇE VE KARAR
Bozmaya uyularak yapılan yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, yüklenen suçun yasal unsurlarının oluşmadığı gerekçe gösterilerek Mahkemece kabul ve takdir kılınmış olduğu anlaşılmakla, katılan vekilinin temyiz nedenleri yerinde görülmediğinden hükmün, Tebliğname'ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
06.01.2026 tarihinde karar verildi.