Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

12. Ceza Dairesi

Dosya2025/3726 E. 2026/602 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ:Ceza Dairesi

SAYISI: 2024/370 E., 2024/763 K.

SUÇLAR: Sahte belge düzenlemek, sahte belge kullanmak

HÜKÜMLER: İstinaf başvurularının esastan reddi

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Ret, bozma

İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; katılan vekili ve sanık müdafii tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde sanık hakkında 2011, 2012, 20 13... takvim yıllarında sahte belge kullanmak ve 2011, 2012, 2013, 2014 takvim yıllarında sahte belge düzenlemek suçlarından kurulan hükümlerin 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun (5271 sayılı Kanun) 298/1. maddesindeki temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı, 2016 takvim yılında sahte belge düzenlemek suçundan kurulan hükmün ise 5271 sayılı Kanun'un 286/2-a maddesi gereğince kesin nitelikte olduğu tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

İlk Derece Mahkemesince, sanık hakkında 2011, 2012, 20 13... takvim yıllarında sahte belge düzenleme suçundan beraatine, 2011, 2012, 2013, 2014 takvim yıllarında sahte belge kullanmak suçundan 213 sayılı Kanun'un 359/b, 5237 sayılı Kanun'un 43, 62... . maddeleri uyarınca 8 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, 2016 takvim yılında sahte belge düzenleme suçundan 213 sayılı Kanun'un 359/b, 5237 sayılı Kanun'un 43, 62... . maddeleri uyarınca 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince sanık müdafii ve katılan vekilinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca katılan vekilinin beraat hükmüne yönelik ve sanık müdafinin 2016 yılı sahte belge düzenleme suçundan kurulan hükme yönelik temyiz taleplerinin, hükümlerin kesin nitelikte olması nedeniyle reddine, sahte belge kullanmak suçundan kurulan hükme yönelik sanık müdafinin temyiz talebinin ise kabulü ile hükmün bozulmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ

Katılan vekilinin temyiz istemi; 2011, 2012, 20 13... takvim yıllarında sahte belge düzenlemek suçundan eksik inceleme neticesinde verilen beraat kararının usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.

Sanık müdafinin temyiz istemi; sahte fatura kullanmak suçundan mütalaa bulunmadığına, bilirkişi raporlarının yetersiz ve taraflı olduğuna, sanığın cezalandırılması için yeterli delil bulunmadığına, bu nedenle 2016 yılı düzenleme ve 2011, 2012, 20 13... takvim yıllarında sahte fatura kullanmak suçlarından verilen mahkumiyet kararlarının bozulması gerektiğine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR

Bursa Cumhuriyet Başsavcılığının 09.09.2016 tarihli iddianamesi ile sanık hakkında 2011, 2012, 20 13... takvim yıllarında sahte belge düzenleme ve kullanma suçlarından kamu davası açıldığı, İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda 10.01.2019 tarihli ve 2016/732 Esas, 2019/28 Karar sayılı ilamı ile yalnızca sahte belge düzenleme suçundan mahkumiyet kararı verildiği, kararın sanık müdafii ve katılan vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin 03.03.2021 tarihli ve2019/2755 Esas, 2021/547 Karar sayılı kararı ile hükmün bozulduğu, bozma kararı sonrası Bursa 20. Asliye Ceza Mahkemesinin 2020/292 esas sayılı dosyasının iş bu dosya ile birleştirilmesine karar verildiği, ayrıca 2011, 2012, 2013, 2014 takvim yıllarında sahte belge kullanmak suçundan 20.05.2022 tarihinde Bursa Denetim Daire Başkanlığından rapor değerlendirme komisyonu mütalaasının alınması ile dava şartı olan mütalaa şartının tamamlandığı, yapılan yargılama sonucunda, sanığın 2011, 2012, 20 13... takvim yıllarında sahte belge düzenlemek suçundan düzenlenen faturaların sahte olduğuna dair yeterli delil elde edilemediği gerekçesi ile sanık hakkında beraat hükmü, 2016 takvim yılında sahte belge düzenleme ve 2011, 2012, 20 13... takvim yıllarında sahte belge kullanmak suçlarının sanık savunması, karşıt inceleme raporları, komisyon mütalaası, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından sübut bulduğu kabulü ile mahkumiyet hükümleri kurulmuştur.

İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.

IV. GEREKÇE VE KARAR

A. 2016 Yılında Sahte Belge Düzenlemek Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden

5271 sayılı CMK''nın 286/2-a maddesinde yer verilen; “İlk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adlî para cezalarına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararları”nın temyiz incelemesine tabi olmadığına ilişkin düzenleme ile incelemeye konu suçun, aynı Kanun’un 286/3. maddesi kapsamında da bulunmadığı dikkate alındığında, sanık müdafinin temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 298/1. maddesi uyarınca, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,

B. 2011, 2012, 2013, 2014 Sahte Belge Düzenleme ve Kullanma Suçlarından Kurulan Hükümler Yönünden

1.5271 sayılı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde bölge adliye mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre Bursa 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 10.01.2019 tarihli ve 2016/732 Esas, 2019/28 Karar sayılı kararı ile sahte belge düzenlemek suçundan verilen mahkumiyet hükümlerine yönelik sanık müdafii ve katılan vekilinin istinaf istemleri üzerine yapılan inceleme neticesinde, Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin, 03.03.2021 tarihli ve 2019/2755 Esas, 2021/547 Karar sayılı kararı ile " Çekirge Vergi Dairesi Müdürlüğü'nün 0...8 vergi numaralı mükellefi olan ... Hırdavat Teknik Malzeme Makina Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nin müdürü bulunan sanığın 2011,2012,20 13... takvim yıllarında sahte fatura düzenlediği iddiasıyla açılan kamu davasında ; İlk derece mahkemesince, "...vergi müfettişleri tarafından yapılan kontrollerde vergi tekniği raporunda ve vergi suçu raporunda belirtildiği şekilde 2011-2012-20 13... yıllarına ilişkin düzenlediği tüm ticari mal satış faturalarının komisyon karşılığında düzenlenmiş sahte faturalar olduğu, bu faturaların gerçek bir mal teslimine ve hizmet ifasına ilişkin olmadığı, faturaların komisyon karşılığında sahte belge ticareti yapmak amacıyla düzenlenmiş olan sahte fatura olduğu kabul edilen olayda, sanık her ne kadar suçlamayı kabul etmemiş ise de, aldırılan bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından sanığın üzerine atılı suçu işlediği..." gerekçesiyle mahkumiyetine karar verilmişse de, sanığın suçlamayı kabul etmeyerek sahte fatura düzenlemediğini savunması, sanık müdafii tarafından da gerek aşamalarda sunulan dilekçelerle, gerekse istinaf dilekçesinde sunduğu Asliye Ticaret Mahkemelerine ait kararlar ile haklarında takip yaptıkları borçlularının, faturaların sahte olduğu iddiasıyla takiplere itiraz ettiklerini, ancak itirazın iptali davalarında yaptırılan bilirkişi incelemeleri ile gerçek mal alım satımının bulunduğunun belirlendiğinin savunulmuş olması karşısında; Yargıtay 11. Ceza Dairesi'nin benzer olaylarda, emsal niteliğindeki kararlarında da belirtildiği şekilde, gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenmesi bakımından, sanığın düzenlediği ve sahte olduğu iddia olunan toptan hırdavat satış faturalarını kullanan firmalar hakkında sahte fatura kullanmak suçundan dava açılıp açılmadığının, açılmış ise akıbetinin araştırılması, haklarında dava açıldığı bildirilen şahıslara ait dava dosyaları getirtilip incelenerek özetinin duruşma tutanağına geçirilmesi, bu davayı ilgilendiren ve sahtecilikle ilgili olan delillerin onaylı örneklerinin dava dosyasına konulması, faturaların gerçek alım-satım karşılığı olup olmadığının belirlenmesi yönünden mal ve para akışını gösteren sevk ve taşıma irsaliyeleri, teslim tesellüm belgeleri, bedellerinin ödendiğine ilişkin ticari teamüle uygun kanıtlama yeteneği olan geçerli ödeme belgeleri ve satıcının kasasına ya da banka hesabına girip girmediğinin tespiti ile faturaları kullananan mükelleflerin ve sanığın yeterli üretimi, mal girişi ya da stoku olup olmadığı da araştırılıp, defter ve belgeler üzerinde karşılaştırmalı bilirkişi incelemesi yaptırılması, faturaları kullanan şirket yetkilileri veya kişilerin, CMK'nin 48. maddesi uyarınca çekinme hakları hatırlatılarak tanık sıfatıyla dinlenmesi; kendilerinden, sözü edilen faturaları hangi hukuki ilişkiye dayanarak aldıklarının sorulması, ayrıntılı bilirkişi heyeti raporu aldırılması, sanık müdafii tarafından sunulan Asliye Ticaret Mahkemeleri ve Vergi Mahkemeleri dosyalarının incelenip, toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilip sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerektiğinin gözetilmemesi"

Şeklindeki gerekçeler ile hükmün bozulmasına karar verildiği, ancak bozma kararında belirtilen hukuka aykırılığın aynı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği, hukuka kesin aykırılık hâllerini düzenleyen yine aynı Kanun’un 289. maddesinin 1. fıkrasının (h) bendinde yer alan “hüküm için önemli olan hususlarda mahkeme kararı ile savunma hakkının sınırlandırılmış olması” kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, gözetilerek Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince davanın yeniden görülmesine karar verilmek suretiyle yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı verilmesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı,

Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 30.04.2025 tarihli ve 2024/6-490 Esas, 2025/197 Karar sayılı kararında “…bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları gerektiğinin…” kabul edildiği, keza Anayasa Mahkemesinin 12.06.2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 09.01.2025 tarihli ve 2023/33667 sayılı kararı ile de “İstinaf Dairesi kanunda açıkça öngörülmüş hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermiş, bunun sonucunda başvurucunun temyiz kanun yoluna başvurma hakkının elinden alınmasına yol açmıştır. Böylelikle istinaf kanun yolu incelemesine ilişkin kuralların İstinaf Dairesince yapılan yorumun kişilerce öngörülebilecek belirlilikte olmadığı ve kanunun lafzıyla çeliştiği görülmüştür. Diğer bir ifadeyle İstinaf Dairesinin bu kararıyla başvurucunun mahkemeye erişim hakkına kanuni dayanağı bulunmayan bir müdahalede bulunulmuştur. Açıklanan gerekçelerle İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir sebeple bozma kararı vermesiyle gerçekleşen müdahalenin kanuni dayanağının olmaması nedeniyle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine...” hükmedilmekle yukarıda anılan şekilde verilen bozma kararlarının “hukuka açık ve ağır aykırılıkla malûl” olduğunun teyit edildiği dikkate alınmak suretiyle; Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin 03.03.2021 tarihli ve 2019/2755 Esas, 2021/547 Karar sayılı bozma kararı ile bozma üzerine verilen Bursa 6. Asliye Ceza Mahkemesinin, 12.12.2023 tarihli ve 2021/281 Esas, 2023/985 Karar sayılı kararı ile verilen "sahte belge düzenlemek" suçundan kurulan hükmün hukukî değerden yoksun olduğu belirlenerek yapılan incelemede;

5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin 1. fıkrasının (g) uyarınca davanın yeniden görülmesine karar verilerek, duruşma açılıp, taraflar çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre hukuka aykırılığın Bölge Adliye Mahkemesince giderilmesi sonucunda yeniden hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi,

Bozmayı gerektirmiş, katılan vekilini nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği Tebliğnâme'ye aykırı olarak BOZULMASINA,

2.Sanık hakkında 2011, 2012, 20 13... takvim yıllarında sahte fatura kullanma suçundan kurulan ve sanık müdafii tarafından temyiz edilen hükmün ise, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından "2011, 2012, 2013, 2014 takvim yıllarında sahte belge düzenlemek" suçundan istinaf incelemesi yapıldıktan sonra, bu hükmün temyiz edilmesi durumunda dosyanın kül hâlinde, temyiz edilmemesi hâlinde ise, " 2011, 2012, 2013, 2014 takvim yıllarında sahte belge kullanmak" suçundan kurulan hüküm yönünden temyiz incelemesi yapılmak üzere dosya aslı ile istinafa tabi hükümlere yönelik Bölge Adliye Mahkemesince verilen karara ilişkin dosyanın onaylı örneğinin Yargıtay 12. Ceza Dairesi Başkanlığına gönderilmesi için dava dosyasının, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle İNCELENMEKSİZİN İADESİNE,

Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/2-a maddesi uyarınca Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesi'ne gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

20.01.2026 tarihinde karar verildi.

§