"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2022/1097 E., 2024/289 K.
SUÇLAR : Defter, kayıt ve belgeleri gizleme
HÜKÜM : Mahkumiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
İlk Derece Mahkemesince, sanık hakkında defter, kayıt ve belgeleri gizleme suçundan 213 sayılı Kanun'un 359/a-2, 5237 sayılı Kanun'un 62, 53. ve 51. maddeleri uyarınca 15 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve cezanın ertelenmesime, karar verilmiş, katılan vekilinin temyizi üzerine Yargıtay 11. Ceza Dairesi'nin 25.05.20 22... /5788 Esas ve 2022/9896 Karar sayılı ilamı ile "Hükümden sonra 15.04.2022 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren, 7394 sayılı Kanun’un 4. ve 5. maddeleriyle değişik 213 sayılı Kanun’un 359. maddesinin 3, 4, 5. ve 6. fıkra hükümleri uyarınca 5237 sayılı TCK'nın 7/2. maddesi de gözetilerek öncelikle lehe Kanun’un tespit edilip uygulama yapılması ve her iki Kanunla ilgili uygulamanın gerekçeleriyle birlikte denetime olanak verecek şekilde ayrıntılı olarak kararda gösterilmesi suretiyle sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması," gerekçesi ile bozulması kararı verildiği, bozma üzerine İlk Derece Mahkemesince, sanık hakkında defter, kayıt ve belgeleri gizleme suçundan 213 sayılı Kanun'un 359/a-2, 5237 sayılı Kanun'un 62. ve 51. maddeleri uyarınca 15 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına, cezanın ertelenmesine, karar verilmiş, sanık müdafiinin ve katılan vekilinin temyizi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi uyarınca hükmün bozulmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1.Katılan vekilinin temyiz istemi; sanığın kamuyu uğrattığı zarar giderilmeden yerel mahkemece sanık hakkında verilen hapis cezasının ertelenmesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğuna, kararın bozulmasına ilişkindir.
2.Sanık müdafiinin temyiz istemi; dava dışı ...'in şirketin iş ve işlerini gerçekte yürüten kişi olduğunu, şirket hisselerini ...'e, sonra sanığa devrettiğini, devir senedini aldıktan sonra sanığın şirket müdürü olarak atanmasını sağlayan usulsüz bir toplantı düzenlediğini, ...'nın usulsüz kararların iptali için açtığı Eskişehir Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 07/12/2016 tarih ve 2015/100 E. ve 2016/807 K. sayılı davada bu kararların hükümsüz sayıldığı, bu karar üzerine ticaret sicilinde ona göre bu karara dayalı geçmişte yapılmış tüm işlemlerin karar öncesi duruma iade edildiğini, dolayısıyla sanığın beraatı gerektiğini, defter ve belgelerin ibrazının istenildiği tarih itibariyle mükelleflerin iş yerlerinin faal olduğu, sanığın üzerine atılı suçun yasal unsurları oluşmadığından kararın bozulması gerektiğine ilişkinidir.
III. OLAY VE OLGULAR
İlk Derece Mahkemesince, dosyada mevcut belge ve bilgiler ve sanığın savunması dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; sanığın suç tarihinde ... Akaryakıt Nakliyat Ltd. Şti ortağı ve yetkilisi olduğu, sanığın 0...7 Vergi Kimlik Numaralı vergi mükellefi olduğu, ...-... karayolunun .... kilometresinde benzin istasyonu işlettiği, ... Küçük ve Orta Ölçekli Mükellefler Grup Başkanlığının 15/09/2014 tarihli yazısında şirketin 2012-2013 hesap dönemi işlemlerinin incelenmesinde sanığın şirket ortağı ve yetkilisi olduğunun tespit edildiği, 22/04/2015 tarihinde defter ve belge inceleme yazısının tevdii edildiği, 04/05/2015 tarihinde şirket temsilcisi ... tarafından ek süre talep edildiği, sürenin bittiği, 20/05/2015 tarihine kadar istenen defter ve belgelerin ibraz edilmemesi sebebiyle sanığın üzerine atılı suçu işlediği gerekçesi ile mahkumiyet kararı verilmiştir.
IV. GEREKÇE VE KARAR
Yapılan yargılamaya, toplanıp gerekçeli kararda gösterilerek tartışılan delillere, Mahkemenin oluşa uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sanık müdafiinin ve katılan vekilinin diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir, ancak;
1.Defter ve belgeleri gizleme suçunda suç tarihi, defter ve belgeleri isteme yazısının tebliğ edildiği 22.04.2015 tarihinden 15 gün sonra olan 08.05.2015 tarihi olduğundan, gerekçeli karar başlığında "2015" olarak gösterilmesi,
2.Sanık müdafiinin, sanığı şirket müdürü olarak atayan kararın hükümsüz sayılması üzerine Ticaret sicilin de geçmişte yapılmış tüm işlemleri karar öncesi duruma iade ettiği beyanı karşısında, suç tarihi olan 08.05.2015 tarihinde sanığın şirketi temsil yetkisi ve defter, kayıt ve belgeleri ibraz zorunluluğu olup olmadığının Ticaret Sicil Müdürlüğü'nden araştırılması,
3.15.04.2022 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7394 sayılı Kanun’un 4. maddesi ile 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun (213 sayılı Kanun) 359/son maddesinden önce gelmek üzere; “Bu maddede yazılı fiillerle verginin ziyaa uğratıldığının tespit edilmesine bağlı olarak tarh edilen verginin, gecikme faizi ve gecikme zammının tamamı ile kesilen cezaların yarısı ve buna isabet eden gecikme zammının; soruşturma evresinde ödenmesi halinde verilecek ceza yarı oranında, kovuşturma evresinde hüküm verilinceye kadar ödenmesi halinde ise verilecek ceza üçte bir oranında indirilir. Tarh edilen vergi ve vergi aslına bağlı olarak kesilen cezanın bulunmadığı durumlarda verilecek ceza yarı oranında indirilir.” fıkralarının eklendiği ve 7394 sayılı Kanun’un 6. maddesi ile 213 sayılı Kanun'a eklenen geçici 34'üncü maddesinde; "Haklarında hüküm verilmiş olup da dosyası infaz aşamasında olanlar, 359'uncu maddede yazılı fiillerle verginin ziyaa uğratıldığının tespit edilmesine bağlı olarak tarh edilen verginin, gecikme faizi ve gecikme zammının tamamı ile kesilen cezaların yarısı ve buna isabet eden gecikme zammını, bu maddeyi ihdas eden Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl içinde Hazineye ödedikleri takdirde 359'uncu maddede bu maddeyi ihdas eden Kanunla soruşturma evresi için yapılan etkin pişmanlık düzenlemesinden faydalanabilir.” hükmünün getirildiği anlaşılmakla; defter, kayıt ve belgelerin ibraz edilmemesi hâlinde bir vergi ziyaı oluşmadığı gibi tarh edilen vergi ve vergi aslına bağlı olarak kesilen bir cezanın da bulunmadığı, yine özel usulsüzlük cezasının aynı Kanun'un 359. ve 371. maddelerinde belirtilen tarh edilen vergi ve vergi aslına bağlı olarak kesilen bir ceza olmadığı nazara alındığında; 213 sayılı Kanun'un 359. maddesine 7394 sayılı Kanun'un 4. maddesi ile eklenen "Tarh edilen vergi ve vergi aslına bağlı olarak kesilen cezanın bulunmadığı durumlarda verilecek ceza yarı oranından indirilir." şeklindeki hüküm uyarınca sanık hakkında, alt sınırdan tayin edilen temel ceza üzerinden 1/2 oranında indirim yapılması gerektiğinin gözetilmemesi,
Hukuka aykırı olup, sanık müdafiinin ve katılan vekilinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanun’un 8'inci maddesinin birinci fıkrası gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321'inci maddesi uyarınca hükmün Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
13.01.2026 tarihinde karar verildi.