Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

12. Ceza Dairesi

Dosya2025/2951 E. 2026/622 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ:Ceza Dairesi

SAYISI: 2021/255 E., 2021/883 K.

SUÇ : Sahte belge düzenleme, defteri kayıt ve belgeleri gizleme

HÜKÜMLER: İstinaf başvurusunun esastan reddine dair karara karşı yapılan temyiz talebinin reddine dair ek karar, düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Ret, temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; katılan vekili ve sanık tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun (5271 sayılı Kanun) 298/1. maddesindeki temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

İlk Derece Mahkemesince, sanık hakkında 20 16... takvim yıllarında sahte belge düzenleme suçlarından 213 sayılı Kanunun 359/b, 5237 sayılı Kanunun 43, 62... maddeleri uyarınca ayrı ayrı 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, defter, kayıt ve belgeleri ibraz etmeme suçundan 213 sayılı Kanunun 359/a-2, 5237 sayılı Kanunun 62... maddeleri uyarınca 15 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezanın ertelenmesine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince sanığın ve katılan vekilinin istinaf başvurusu üzerine duruşma açılmaksızın yapılan inceleme neticesinde sanık hakkında 2016, 2017 takvim yıllarında sahte fatura düzenleme suçundan verilen mahkumiyet hükmüne yönelik sanığın istinaf talebinin incelenmesinde istinaf başvurusunun esastan reddine, defter ve belgeleri gizleme suçundan verilen erteli mahkumiyet hükmüne yönelik sanığın ve katılan vekilinin istinaf talebinin incelenmesinde İlk Derece Mahkemesinin kararındaki mahkûmiyet hükmünün kaldırılmasına, sanığın 5271 sayılı CMK'nın 223/2-a maddesi uyarınca beraatine karar verilmiş, sanığın sahte belge düzenleme suçu yönünden verilen istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararı temyizi üzerine talebinin reddine dair 04.05.2021 tarihli ek karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca sanığın temyiz isteminin CMK'nın 296/2 ve 298 maddeleri uyarınca reddi, katılan vekilinin temyiz isteminin CMK 302/1 maddesi uyarınca reddi ile hükmün onanmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ

1.Sanığın temyiz istemi; eksik inceleme ile karar verildiğine, cezalandırılmasının usul, yasa ve dosyadaki belgelere aykırı olduğuna, usul ve kanuna aykırı olan kararın bozulmasına ilişkindir.

2.Katılan vekilinin temyiz istemi; sanık hakkında beraat kararı verilmiş ise de dosyada mevcut vergi denetmeni raporları ve iddianame incelendiğinde, 5237 s. TCK uyarınca Sahte Belge Düzenlemek ve Defter ve Belgeleri İbraz Etmemek Suretiyle Vergi Usul Kanununa Muhalefet suçunun yasal şartlarının oluştuğu, bu nedenle sanığın 213 sayılı yasanın 359/a-2, 359/b maddeleri uyarınca cezalandırılması gerekirken beraatına karar verilmesinin yerinde olmadığına, beraat kararının bozulmasına ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR

İlk Derece Mahkemesince, dosyada mevcut belge ve bilgiler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; sanık ...'in ... Mimarlık ve Mobilya Ltd. Şti adıyla 15/09/2016 tarihinde mükellefiyet tesis edildiği, 28/02/2017 yılında re'sen terkin edildiği, sanık ... savunmasında defter ve belgeleri o dönemlerde ailevi sıkıntıları sebebiyle ibraz edemediği, faaliyetlerini gerçek alım ve satıma dayalı olduğu ve defter ile belgelerini ibraz edebileceğini beyan ettiği, sanık tarafından defter ve belgeler, yevmiye defteri, envanter defteri, irsaliyeler ve faturaların 27/05/2019 tarihinde dosyaya sunulduğu, hakkında karşıt inceleme raporu düzenlenen mükelleften mal ve hizmet satın alanlar mükellefi şahsen tanıdıklarını vergi incelemesi aşamasında beyan etmekle, sanıkta şirketin işleriyle kendisinin ilgilendiğini beyan ettiğinden, şirketin işleriyle başkasının ilgilendiğine dair savunması bulunmadığından mahkemede dinlenilmelerine gerek görülmemiş, şirketin alış ve satış yaptığı ve hakkında karşıt inceleme raporu düzenlenen firmalar ve sanık tarafından mahkemeye sunulan belgeler karşılaştırılarak bilirkişice düzenlenen 05/06/2020 tarihli tarihli raporda; mükellefin 20 16... yıllarında satışlarının yüksek olmasına rağmen ödenecek KDV'sinin çok cüzi miktarda olduğu, BA - BS form analizleri incelendiğinde, sanık mükellefe satış yapılan toplam tutarın 225.740,00 TL olduğu, zaten bu tutarın 119.000,00 TL'lik kısmının sanık mükellefin ortağı ve müdürü olduğu ... Ltd. Şti'ye ait olduğu, kalan 106.740,00 TL'nin ise yine ortağı olduğu ... Ltd. ŞTİ. 'ye ait olduğu, bu firmalar hakkında sahte fatura düzenlemekten hakların inceleme başlatıldığı, kalan 3.704.029,33 TL yönünden ise hiç bir beyanının olmadığı, sanık mükellefin faaliyet konusunun mimarlık faaliyetleri ve mimarı danışmanlık olmasına rağmen yapılan karşıt incelemelerde mükellefin düzenlediği faturalarda orman ürünleri satışı yaptığı, ana faaliyet konusu ile ilgili hiçbir satışının olmadığı, 2016 - 2017 takvim yıllarında mükellefin adreste olmadığı, civarda tanınmadığı, mükellefin satış faturalarını kısmen çek ile tahsilatının yaptığı, sanığın dava dosyasına yasal süresinden sonra ek olarak sunduğu resmi defter ve fatura klasörü incelendiğinde, faturaların BA - BS formların da beyanına engel olmak maksadıyla bilinç olarak 5000,00 TL'nin altında düzenletildiği, envanter defterinin boş olduğu ve kümülatif borç alacak durumunu izleyen defter olan defteri kebirin müşteri ve satıcı bazında tek tek incelenmesini mümkün olmadığı, her iki hesap gurubunda da tek hesap kullanıldı, yani her bir müşteri adına hesap açmak yerine tek hesap alıcılar hesabı kullanılmış aynı şekilde satıcılar tek tek hesap açmak yerine yukarıdaki şekilde hesap kullanılmış, bu durum sonucu da hangi satıcının ne kadar alacağı hangi müşterinini ne kadar borcu kaldığı tespitini olanaksız hale getirdiği, mükellef hakkında düzenlenen vergi tekniği raporunda ise, mükellefin yüksek tutarda satışlarının yanlışlıkla beyan dışı bırakmasının iktisadi ve teknik icaplara uymadığı, mükellef şirketin iş yerinde bulunmadığı anlaşılmakla, sanığın 20 16... yıllarında vergi usul kanunun 359/b maddesine aykırı olarak gerçek bir mal ve hizmet alım satımı olmadığı halde bunlar varmış gibi belge düzenlemek suretiyle üzerine atılı suçu işlediği, VUK'un 359/A-2 maddesi yönünden yapılan değerlendirmesinde ise; sanığın 2018 yılında, 20 16... yıllarına ilişkin yasal defter ve belgeleri vergi denetmenliğine teslim etmediğinden bahis ile cezalandırılması talep edildiğinden, her ne kadar sanık sonradan defter ve belgelerin bir kısmını mahkemeye sunmuş ise de, defter ve belgelerin süresi geçtikten çok sonra sunulduğu ve sanığın VUK kapsamında kabul edilebilir mazereti bulunmadığı, sanığın üzerine atılı 2016 - 2017 takvim yıllarına ilişkin yasal defter ve belgeleri 08/03/2018 tarihli 18781 sayılı defter ve belge isteme yazısı, resen terkin edilmesi nedeniyle ikamet adresinde 29/03/2018 tarihinde tebliğ edilmesine rağmen süresi içerisinde 31/12/2015, 20/12/2016 tasdik tarihli yevmiye ve envanter defterlerini, sevk irsaliyesi ve faturayı 15 gün içerisinde vergi denetim kuruluna ibraz etmeyerek "Defter ve Belgeleri Gizleme" suçunu işlediği sabit olduğu gerekçeleri ile sanık hakkında mahkumiyet kararları verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesince yapılan incelemede; sanık hakkında 2016, 2017 takvim yıllarında Sahte Fatura Düzenleme suçundan verilen mahkumiyet hükmüne yönelik sanığın istinaf talebinin incelenmesinde; istinaf başvurusunda bulunanın ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmemiş olmakla; CMK'nın 280/1-a maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine, Defter ve Belgeleri Gizleme suçundan verilen erteli mahkumiyet hükmüne yönelik sanığın ve katılan vekilinin istinaf talebinin incelenmesinde; 213 Sayılı VUK 102/5 maddesinin " Bu Kanunun 101 inci maddesinin birinci fıkrasının (3) numaralı bendinde sayılan adrese tebliğe çıkılan hallerde, tebliğ yapılacak kişinin adresinde bulunamaması durumunda (Bulunamama durumu o adresten geçici ayrılmaları da kapsar.) durum, posta memuru tarafından tebliğ alındısı üzerine şerh ve imza edilerek, tebliğ evrakı gönderildiği idareye iade edilir. Bunun üzerine tebliği çıkaran merci tarafından tayin olunacak münasip bir süre sonra yeniden tebliğ çıkarılır. İkinci defa çıkarılan tebliğ evrakı da aynı sebeplerle tebliğ edilemezse, tebliğ evrakının gönderildiği idareden alınabileceği şerhini içeren bir pusula kapıya yapıştırılır. Bu durum, posta memuru tarafından tebliğ alındısı üzerine şerh ve imza edilerek, tebliğ evrakı, gönderildiği idareye iade edilir. Tebliğ evrakının pusulanın yapıştırıldığı tarihten itibaren on beş gün içerisinde muhatabı tarafından alınması hâlinde alındığı günde, bu süre içerisinde alınmaması hâlinde ise on beşinci günde tebliğ yapılmış sayılır" düzenlemesi gereğince, maddede belirtilen münasip sürenin dairenin yerleşik uygulamasında, somut olaya göre değerlendirilmesi gerektiği ancak 5 günden az olamayacağı gözetildiğinde, birinci tebligatın 12/03/2018, ikinci tebligatın da 14/03/2018 tarihlerinde çıkarılması nedeniyle yüklenen suçun yasal unsurları itibariyle oluşmadığı gözetilmeden sanığın beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesinin yasaya aykırı olduğu gerekçesi ile 5271 sayılı Kanunun 280/1-a ve 303/1-a maddeleri uyarınca ilk derece mahkemesinin hükmünün kaldırılmasına ve sanığın aynı Kanunun 223/2-a maddesi uyarınca beraatına karar verilmiş, sanığın istinaf başvurusunun esastan reddine dair karara karşı yapılan temyiz talebi yönünden 04.05.2021 tarihli ek karar ile Daire tarafından verilen kararın "kesin" nitelikte olduğu ve temyizi kabil kararlardan olmadığı gerekçesi ile sanığın temyiz isteminin 5271 sayılı Kanunun 296/1 maddesi gereğince reddine karar verilmiştir.

IV. GEREKÇE VE KARAR

A.Sanığın istinaf başvurusunun esastan reddine dair karara karşı yapılan temyiz talebinin reddine dair ek kararına yönelik temyiz istemi yönünden;

İlk derece mahkemesince, sanığın 20 16... takvim yıllarında sahte belge düzenleme suçlarından ayrı ayrı 213 sayılı Kanunun 359/b, 5237 sayılı Kanunun 43, 62... maddeleri uyarınca ayrı ayrı 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası mahkumiyetlerine ilişkin hükme yönelik, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 33. Ceza Dairesi tarafından yapılan istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş olup, CMK'nın 286/2-a madde, fıkra ve bendi uyarınca, ilk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adli para cezalarına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararlarının temyizinin mümkün olmaması, suçun niteliği, hükmedilen cezanın türü ve miktarı itibariyle, istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararın kesin olması nedeniyle sanığın temyiz isteminin reddine ilişkin İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 33. Ceza Dairesi tarafından CMK'nın 296/1. maddesi gereğince verilen sanık yönünden temyiz isteminin reddine dair 04.05.2021 tarihli, 2021/255 E., 2021/883 K. sayılı ek kararında hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz isteminin 5271 sayılı CMK’nın 296/2. maddesi gereğince Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİ İLE EK KARARIN ONANMASINA,

B.Katılan vekilinin düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi kararına yönelik temyiz istemi yönünden;

1.Sanık hakkında, İlk Derece Mahkemesince defter, kayıt ve belgeleri gizleme suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik istinaf başvurusu üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince duruşma açılmaksızın 5271 sayılı Kanunun 223/2-a maddesi uyarınca beraat kararı verilmiş ise de; mevcut delillerin yeniden değerlendirilmesi suretiyle yeni bir hüküm kurulup İlk Derece Mahkemesinin olaya ilişkin kabulünden farklı olarak beraat kararı verilmesinin, 5271 sayılı Kanun'un 303/1-a. maddesi kapsamına girmediği ve bu hususa ilişkin değerlendirmenin aynı Kanun'un 280/1-g. maddesine göre duruşma açılarak ve taraflar da çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin ikinci fıkrasına göre yeniden hüküm kurulması suretiyle yapılabileceği gözetilmeden, duruşma açılmaksızın dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda sanığın beraatine karar verilmesi,

2.Dosya kapsamında 2016 dönemine ait defter ve belgelerin istemine konu 02.10.2017 tarihli istem yazısının sanığa aynı gün müfettişlik adresinde tebliğ edildiği, 2017 dönemine ait defter ve belgelerin istemine konu 08.03.2018 tarihli istem yazısının 29.03.2018 tarihinde tebliğ edildiğinin anlaşılması karşısında inceleme için talep edilen defter-belgelerin aynı yazı ile talep etme olanağı varken birbirlerine yakın tarihli iki ayrı yazıyla istenmesinin nedenlerinin ilgili Vergi Dairesi Başkanlığı’ndan sorularak, suçun oluşumuna ve suç tarihine ilişkin belirleme yapılarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerektiğinin gözetilmemesi,

3.Suçun sübutu halinde, hükümden sonra 15.04.2022 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren, 7394 sayılı Kanun’un 4 ve 5 inci maddeleriyle değişik 213 sayılı Kanun’un 359 maddesinin 3, 4, 5 ve 6 ncı fıkra hükümleri uyarınca 5237 sayılı Kanun'un 7 nci maddesinin ikinci fıkrası da gözetilerek öncelikle lehe Kanun’un tespit edilip uygulama yapılması ve her iki Kanunla ilgili uygulamanın gerekçeleriyle birlikte denetime olanak verecek şekilde ayrıntılı olarak kararda gösterilmesi suretiyle sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,

Hukuka aykırı olup, açıklanan nedenle katılan vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 33. Ceza Dairesi kararının 5271 sayılı CMK'nın 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/2. maddesi uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 33. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

20.01.2026 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

§