"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2019/3692 E., 2019/3440 K.
SUÇ : Defter, kayıt ve belgeleri gizleme
HÜKÜM : Beraat
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; katılan vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun (5271 sayılı Kanun) 298/1. maddesindeki temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
İlk Derece Mahkemesince, sanık hakkında defter, kayıt ve belgeleri gizleme suçundan 213 sayılı Kanun'un 359/a-2, 5237 sayılı Kanunun 62... maddeleri uyarınca 15 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince sanığın istinaf başvurusu üzerine duruşma açılmaksızın yapılan inceleme neticesinde İlk Derece Mahkemesinin kararındaki mahkûmiyet hükmünün kaldırılmasına, sanığın 5271 sayılı Kanunun 223/2-a maddesi uyarınca beraatine, karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılan vekilinin temyiz istemi; eksik incelemeye dayalı kararın bozulması gerektiği, suçun sanık tarafından işlendiği, sanığın cezalandırılması yerine beraatına karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
İlk Derece Mahkemesince, dosyada mevcut belge ve bilgiler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; Olay tarihinde sanığın, ... Vergi Dairesinin 6...8 numaraları mükellefi olan .... Ş.nin yetkilisi ve sorumlusu olduğu; ... ve Orta ... Başkanlığı tarafından A-4191-E.23816 sayılı yazısıyla 20 13... yıllarına ait defter ve belgelerin ibrazı için bilinen adresine tebliğat çıkarıldığı; ancak kapıyı açan olmaması sebebiyle tebliğatın yapılamadığı; her ne kadar sanık, kendine tebliğat yapılmadığını söylemişse de, talimatla alınan beyanında da, aynı adresi beyan etmiş olduğu; bu haliyle sanık adına usule uygun tebliğat çıkarıldığının ve defter-belgelerin ibraz edilmediğinin kabulü ile sanık hakkında mahkumiyet kararı verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince yapılan incelemede; Vergi Usul Kanunun 101 inci maddesinin birinci fıkrasının (3) numaralı bendinde sayılan adrese tebliğe çıkılan hallerde, tebliğ yapılacak kişinin adresinde bulunamaması durumunda (Bulunamama durumu o adresten geçici ayrılmaları da kapsar.) durum, posta memuru tarafından tebliğ alındısı üzerine şerh ve imza edilerek, tebliğ evrakı gönderildiği idareye iade edilir. Bunun üzerine tebliği çıkaran merci tarafından tayin olunacak münasip bir süre sonra yeniden tebliğ çıkarılır. İkinci defa çıkarılan tebliğ evrakı da aynı sebeplerle tebliğ edilemezse, tebliğ evrakının gönderildiği idareden alınabileceği şerhini içeren bir pusula kapıya yapıştırılır. Bu durum, posta memuru tarafından tebliğ alındısı üzerine şerh ve imza edilerek, tebliğ evrakı, gönderildiği idareye iade edilir. Tebliğ evrakının pusulanın yapıştırıldığı tarihten itibaren on beş gün içerisinde muhatabı tarafından alınması hâlinde alındığı günde, bu süre içerisinde alınmaması hâlinde ise on beşinci günde tebliğ yapılmış sayılır. Hükmü mevcut olduğu, Dosyada bulunan tebligat belgeleri incelendiğinde ise; Sanığın ... Mah. ...Sok. ... Apt. No:5 Kat:3 D:19/20 .../İstanbul adresinde faaliyet gösteren... Danışmanlık .... İnş. İç ve .... A.Ş. ticaret ünvanlı, veri işleme barındırma ve ilgili faaliyetler üzerine olan işyerinin yasal yetkilisi olduğu, ... ve ... Başkanlığı tarafından A-4191-E.23816 sayılı yazısıyla 20 13... yıllarına ait defter ve belgelerin ibrazı için bilinen adresine tebliğat çıkarıldığı; ancak kapıyı açan olmaması sebebiyle tebliğatın yapılamadığı, "tebliğ evrakının ilgili idareden alınacağına dair şerhin" bulunmadığı, bu haliyle tebligatın geçerli olmadığı tesbit edilmiş olmakla, sanığa yakıştırılan eylemin yasal koşullarının oluşmadığı gerekçesi ile ilk derece mahkemesi hükmünün kaldırılmasına ve sanığın 5271 sayılı Kanunun 223/2-a maddesi gereğince beraatına karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE VE KARAR
1.Sanık hakkında, İlk Derece Mahkemesince defter, kayıt ve belgeleri gizleme suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik istinaf başvurusu üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince duruşma açılmaksızın 5271 sayılı Kanunun 223/2-e maddesi uyarınca beraat kararı verilmiş ise de; mevcut delillerin yeniden değerlendirilmesi suretiyle yeni bir hüküm kurulup İlk Derece Mahkemesinin olaya ilişkin kabulünden farklı olarak beraat kararı verilmesinin, 5271 sayılı Kanun'un 303/1-a. maddesi kapsamına girmediği ve bu hususa ilişkin değerlendirmenin aynı Kanun'un 280/1-g. maddesine göre duruşma açılarak ve taraflar da çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin ikinci fıkrasına göre yeniden hüküm kurulması suretiyle yapılabileceği gözetilmeden, duruşma açılmaksızın dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda sanığın beraatine karar verilmesi,
2.Dosya içerisinde aslı yer alan tebliğ mazbatası üzerinde, 213 sayılı Kanun'un 102/5 ve 485 sıra numaralı genel tebliğin 3.2. numaralı bendinde belirtilen meşruhatın bulunmadığı, bu haliyle tebligatın usulüne uygun olarak yapılıp yapılmadığının anlaşılamadığı, usulüne uygun olarak yapılacak tebliğ işleminin, 213 sayılı Kanunun 359/a-2 maddesinde düzenlenen defter, kayıt ve belgeleri gizleme suçunun yasal unsuru olduğu belirlenmekle, sanığın isnat edilen suça yönelik savunması alınmadan ve ikinci tebliğde "tebliğ evrakının gönderen idareden alınabileceğine" dair şerhin de yazılı bulunduğuna ilişkin bilginin ilgili idareden sorulmadan, eksik araştırma ve inceleme ile karar verilmesi ve sanığın savunmasında defterlerin muhasebecisinde bulunduğu, kendisine ulaşamadığından defter ve belgeleri istendiği şekilde teslim edemediğine yönelik beyanı dikkate alındığında, sanığın bu suç yönünden ayrıntılı savunmasının alınması ve Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 23.11.1999 tarihli 1999/11-273 Esas ve 1999/288 Karar sayılı kararında da açıklandığı üzere, defter ve belgelerin çalındığı, kaybolduğu, bulunamadığı ileri sürülerek ibrazından kaçınılması halinde, 213 sayılı Kanun'un 139. maddesinde yazılı hususlarla birlikte usulüne uygun tebligatın da aranmayacağı nazara alınarak, toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilip sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden eksik inceleme ile suçun unsurlarının oluşmadığından bahisle beraat kararı verilmesi,
3.Suçun sübutu halinde, hükümden sonra 15.04.2022 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren, 7394 sayılı Hazineye Ait Taşınmaz Malların Değerlendirilmesi ve Katma Değer Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 4 ve 5. maddeleriyle değişik 213 sayılı Kanun’un 359. 3, 4, 5 ve 6. fıkraları uyarınca, 5237 sayılı Kanun'un 7/2. maddesi de gözetilerek öncelikle lehe Kanun’un tespit edilip uygulama yapılması ve her iki Kanunla ilgili uygulamanın gerekçeleriyle birlikte denetime olanak verecek şekilde ayrıntılı olarak kararda gösterilmesi suretiyle sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Hukuka aykırı olup, açıklanan nedenle katılan vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesi kararının 5271 sayılı CMK'nın 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/2. maddesi uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
07.04.2026 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.