Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

12. Ceza Dairesi

Dosya2025/2412 E. 2026/3442 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi

SAYISI : 2019/1724 E., 2019/1899 K.

Vergi Denetim Kurulu

SUÇ : Defter, kayıt ve belgeleri gizleme

HÜKÜM : Beraat

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; katılan vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun (5271 sayılı Kanun) 298/1. maddesindeki temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

İlk Derece Mahkemesince, sanık hakkında defter, kayıt ve belgeleri gizleme suçundan 213 sayılı Kanun'un 359/a-2, 5237 sayılı Kanunun 62... maddeleri uyarınca 15 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince sanığın istinaf başvurusu üzerine duruşma açılmaksızın yapılan inceleme neticesinde İlk Derece Mahkemesinin kararındaki mahkûmiyet hükmünün kaldırılmasına, sanığın 5271 sayılı Kanunun 223/2-a maddesi uyarınca beraatine, karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ

Katılan vekilinin temyiz istemi; tebligatın usulüne uygun olduğuna, sanığın mazereti olmaksızın defteri ibraz etmediğine, sanığın cezalandırılması yerine beraatına karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR

İlk Derece Mahkemesince, dosyada mevcut belge ve bilgiler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; sanık ...'ın ... Vergi Dairesi Müdürlüğü'nün 4...7 vergi kimlik numaralı mükellefi olduğu, sanığın ... Mahallesi ... ... Caddesi No:13/1 .../... adresinde "sıvı yakıtlar ve bunlarla ilgili ürünlerin toptan ticareti ve karayolu ile şehiriçi yük taşımacılığı faaliyetiyle iştigal ettiği, 02/02/2015 tarihinde işi terk ettiği, ... ... ve ... Başkanlığı'nın 29/06/2018 tarihli ve 38817457-...(7561)-E... sayılı görevlendirme yazısı ile sanığın 2013 vergilendirme dönemine ait kayıt, beyan, hesap ve işlemlerinin sahte belge kullanma yönünden sınırlı olarak incelenmesini istediği, Vergi Denetim Kurulu tarafından ... Vergi Dairesi Müdürlüğü marifetiyle sanığın ... Mahallesi ... ... Caddesi No:13/1 .../... olan mernis adresine Defter ve Belge İsteme Yazısı gönderildiği, sanığın belirtilen adreste bulunmaması nedeniyle yazının tebliğ edilemediği, Bir müddet sonra ... Mahallesi ... ... Caddesi No:13/1 .../... olan mernis adresine tekrar defter ve belge isteme yazısı gönderildiği, sanığın yine adreste bulunmadığı, ailesinin de tebligatı alamayacağını bildirdiği, bunun üzerine tebligat pusulasının 18/07/2018 tarihinde saat 14:20 de adreste bulunan kapıya yapıştırıldığı, bu tarihi izleyen 15'inci gün tebligat yani 02/08/2018 tarihinde tebliğ işleminin gerçekleştiği, sanığın buna rağmen kendisine tanınan yasal süre içinde defter ve belgelerini ibraz etmediği, herhangi bir mazerette de bildirmediği, sanığın üzerine atılı suçlamayı kabul etmediğini beyan ettiği, sanığın defter ve belgeleri ibraz etmediği ve gizlemek suretiyle üzerine atılı Vergi Usul Kanunu'na Muhalefet suçunu işlediği kabulü ile sanık hakkında mahkumiyet kararı verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesince yapılan incelemede; ... Vergi Dairesi Müdürlüğünün 4...7 vergi kimlik numaralı mükellefi sanık ...'ın, 2013 vergi takvim yılına ait defter ve belgeleri ibraz etmesi gerektiğine ilişkin tebligatın, 18/07/2018 tarihinde "ailesinin imzadan imtinası sebebiyle kapıya bırakıldığı" ancak, mükellefin takip eden 15 gün süre içerisinde defter ve belgeleri ibraz etmediği gerekçesiyle mahkemece her ne kadar mahkumiyetine karar verilmiş ise de; 213 sayılı Vergi Usul Kanunun 94/3. maddesinde tebligat yapılacak kişinin bulunmaması halinde "ikametgah adresinde bulunanlardan veya işyerlerinde memur ya da müsdahdemlerinden birine yapılır. (Muhatap yerine bu şekilde kendisine tebliğ yapılacak kimsenin görüşüne nazaran 18 yaşından aşağı olmaması ve bariz bir surette ehliyetsiz bulunmaması gerekir.)

şeklindeki amir hükümle birlikte Tebligat Kanunu'nun 21/1 ve Tebligat Yönetmeliği'nin 30/1 maddeleri uyarınca yapılacak tebliğ işleminde; "kendisine tebligat yapılacak kimse veya yukarıdaki maddeler mucibince tebligat yapılabilecek kimselerden hiçbiri gösterilen adreste bulunmaz veya tebellüğden imtina ederse, tebliğ memurunun tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza mukabilinde teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırır." şeklindeki amir hüküm karşısında yapılan tebligatın usulsüz olduğu anlaşılmakla sanığa isnat edilen suçun yasal unsurlarının oluşmadığından bahisle beraatine karar verilmesi gerekirken mahkumiyetine karar verilmesinin yasaya aykırı olduğu gerekçesi ile ilk derece mahkemesi hükmünün kaldırılmasına ve sanığın 5271 sayılı Kanunun 223/2-a maddesi gereğince beraatına karar verilmiştir.

IV. GEREKÇE VE KARAR

1.Sanık hakkında, İlk Derece Mahkemesince defter, kayıt ve belgeleri gizleme suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik istinaf başvurusu üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince duruşma açılmaksızın 5271 sayılı Kanunun 223/2-e maddesi uyarınca beraat kararı verilmiş ise de; mevcut delillerin yeniden değerlendirilmesi suretiyle yeni bir hüküm kurulup İlk Derece Mahkemesinin olaya ilişkin kabulünden farklı olarak beraat kararı verilmesinin, 5271 sayılı Kanun'un 303/1-a. maddesi kapsamına girmediği ve bu hususa ilişkin değerlendirmenin aynı Kanun'un 280/1-g. maddesine göre duruşma açılarak ve taraflar da çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin ikinci fıkrasına göre yeniden hüküm kurulması suretiyle yapılabileceği gözetilmeden, duruşma açılmaksızın dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda sanığın beraatine karar verilmesi,

2. 213 sayılı Kanun'un 102/son fıkrası uyarınca, 17.12.2017 tarihli ve 30273 sayılı Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 485 sıra numaralı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği'nin 3.2. numaralı bendinde;

"213 sayılı Kanunun 94 üncü maddesi kapsamında tebliğ yapılacak kişinin bilinen işyeri adresinde bulunamaması (geçici ayrılmalar dâhil) ya da muhatabın bilinen işyeri adresinin olmaması durumlarında, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresine tebligata çıkılır ve tebliğ bu adreste yapılır.

Tebliğ olunacak evrakı içeren zarf posta idaresince muhatabına verilir ve bu durum muhatap ile posta memuru tarafından tebliğ alındısına tarih ve imza konulmak suretiyle tespit olunur. Zarfın, posta memuru tarafından muhatabına verildiği tarihte tebliğ yapılmış sayılır. 213 sayılı Kanunun 94 üncü maddesi kapsamında tebliğ yapılacak olanların yerleşim yeri adresinde bulunamaması (geçici ayrılmalar dâhil) halinde durum, posta memuru tarafından tebliğ alındısı üzerine şerh ve imza edilir. Bu durumda kapıya pusula yapıştırılmaz ve tebliğ evrakı derhal gönderildiği idareye iade edilir.

Bunun üzerine tebliği çıkaran merci tarafından olayın özelliğine göre (zamanaşımı vs.) tayin olunacak münasip bir süre sonra yeniden tebliğe çıkılır. İkinci defa çıkarılan tebliğ evrakına, adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresine ikinci defa çıkıldığına ilişkin ibare konulur. İkinci defa çıkarılan tebliğ evrakı da aynı sebeplerle tebliğ edilemezse, tebliğ evrakının gönderildiği idareden alınabileceği şerhini içeren ve bu tebliğ ekinde yer alan tebligat pusulası (pusula) (Ek:1) kapıya yapıştırılır. Bu durum, posta memuru tarafından tebliğ alındısı üzerine şerh ve imza edilerek tebliğ evrakı gönderildiği idareye iade edilir. Tebliğ evrakının pusulanın yapıştırıldığı tarihten itibaren on beş gün içerisinde muhatabı tarafından alınması hâlinde alındığı günde, bu süre içerisinde alınmaması hâlinde ise pusulanın kapıya yapıştırıldığı tarihi izleyen on beşinci günde tebliğ yapılmış sayılır."

Hükmü yer almaktadır.

Dosya içerisinde aslı yer alan tebliğ mazbatası üzerinde, 213 sayılı Kanun'un 102/5 ve 485 sıra numaralı genel tebliğin 3.2. numaralı bendinde belirtilen meşruhatın bulunmadığı, bu haliyle tebligatın usulüne uygun olarak yapılıp yapılmadığının anlaşılamadığı; usulüne uygun olarak yapılacak tebliğ işleminin, 213 sayılı Kanunun 359/a-2 maddesinde düzenlenen defter, kayıt ve belgeleri gizleme suçunun yasal unsuru olduğu belirlenmekle, ikinci tebliğde "tebliğ evrakının gönderen idareden alınabileceğine" dair şerhin de yazılı bulunduğuna ilişkin bilginin ilgili idareden sorulmadan, eksik araştırma ve inceleme ile karar verilmesi ve sanığın alınan 07.11.2018 tarihli ifadesinde, defter istenmesi ve ve incelenmesinden haberi olmadığını, şöför olarak çalıştığını ve eve 3 ay süreyle gelemediğini, tebliği annesinin aldığını, okuma yazma bilmediğini, ziyarete geldiğinden kendisine verdiğini, vergi dairesinden gelen eski dosya olduğu için önemsemediğini, defterin mevcut olduğunu, ibraz edebileceğini bildirmesi karşısında, sanığın tebliğden haberi olmasına rağmen ibrazdan kaçınması halinin ve suç kastının bulunup bulunmadığı hususlarının birlikte değerlendirilip sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden eksik inceleme ile suçun unsurlarının oluşmadığından bahisle beraat kararı verilmesi,

3.Suçun sübutu halinde, hükümden sonra 15.04.2022 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren, 7394 sayılı Hazineye Ait Taşınmaz Malların Değerlendirilmesi ve Katma Değer Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 4 ve 5. maddeleriyle değişik 213 sayılı Kanun’un 359. 3, 4, 5 ve 6. fıkraları uyarınca, 5237 sayılı Kanun'un 7/2. maddesi de gözetilerek öncelikle lehe Kanun’un tespit edilip uygulama yapılması ve her iki Kanunla ilgili uygulamanın gerekçeleriyle birlikte denetime olanak verecek şekilde ayrıntılı olarak kararda gösterilmesi suretiyle sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,

Hukuka aykırı olup, açıklanan nedenle katılan vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesi kararının 5271 sayılı CMK'nın 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/2. maddesi uyarınca Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

07.04.2026 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

§