"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ:Ceza Dairesi
SAYISI: 2024/1410 E., 2024/1911 K.
SUÇ : Haberleşmenin gizliliğini ihlal
HÜKÜM: İstinaf başvurusunun esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret
İlk Derece Mahkemesince haberleşmenin gizliliğini ihlal suçundan verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi uyarınca temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi uyarınca temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
5271 sayılı Kanun’un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek; sanık müdafiinin temyiz isteminin, “TCK'nın 132. maddesinin şikayete bağlı suçlardan olduğu, 6 aylık şikayet süresi geçtikten sonra yapılan yargılama ile ceza verilmesinin, sanık hakkında temel ceza belirlenirken alt sınırdan uzaklaşmanın yerinde olmadığına ve eksik inceleme ile karar verilmesinin hukuka aykırı olduğuna, kararın bu nedenle bozulmasına ve sanığın beraatine karar verilmesini gerektiğine” yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
5271 sayılı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde bölge adliye mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre Kırklareli 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 12.12.2018 tarihli ve 2018/193 Esas, 2018/371 Karar sayılı dosyasında verilen mahkumiyet hükmüne yönelik sanık müdafiinin istinaf istemi üzerine yapılan inceleme neticesinde, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin 17.09.2019 tarihli ve 2019/371 Esas, 2019/526 Karar sayılı kararı ile istinaf başvurularının esastan reddine ve düzeltilerek istinaf başvurularının esastan reddine karar vermiş, karara karşı olağanüstü yasa yolu olan itiraz yasa yoluna başvurulması üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin 26.04.2024 tarihli ve 2019/371 Esas, 2019/526 Karar sayılı ek kararı ile “...II nolu bölümde ''Haberleşmenin Gizliliğini İhlal'' suçundan verilen ''İstinaf Başvurularının Esastan Reddine'' ve III nolu bölümünde ''Haberleşmenin Gizliliğini İhlal'' suçundan verilen ''İstinaf Başvurularının Düzeltilerek Esastan Reddine'' dair kararların KALDIRILMASINA...Sanık hakkında Haberleşmenin Gizliliğini İhlal suçu yönünden TCK'nın 43/2. maddesi yollamasıyla TCK 43/1. maddesinde düzenlenen zincirleme suç hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağı tartışılmadan yazılı şekilde karar verilmesi, Kanuna aykırı olup, istinaf başvurusunda bulunan sanık ve müdafiinin istinaf nedenleri bu sebeple yerinde görülmüş olduğundan diğer yönleri incelenmeksizin hükmün öncelikle bu sebepten dolayı CMK'nın 280/1-e ve CMK 289/1 maddeleri uyarınca BOZULMASINA...” dair karar verildiği, ancak bozma kararında belirtilen hukuka aykırılığın aynı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği, hukuka kesin aykırılık hâllerini düzenleyen yine aynı Kanun’un 289. maddesinin 1. fıkrasının (h) bendinde yer alan “hüküm için önemli olan hususlarda mahkeme kararı ile savunma hakkının sınırlandırılmış olması” kapsamında değerlendirilmesi gerektiği gözetilerek Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince davanın yeniden görülmesine karar verilmek suretiyle yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı verilmesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı,
Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 30.04.2025 tarihli ve 2024/6-490 Esas, 2025/197 Karar sayılı kararında “…bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları gerektiğinin…” kabul edildiği, keza Anayasa Mahkemesinin 12.06.2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 09.01.2025 tarihli ve 2023/33667 sayılı kararı ile de “İstinaf Dairesi kanunda açıkça öngörülmüş hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermiş, bunun sonucunda başvurucunun temyiz kanun yoluna başvurma hakkının elinden alınmasına yol açmıştır. Böylelikle istinaf kanun yolu incelemesine ilişkin kuralların İstinaf Dairesince yapılan yorumun kişilerce öngörülebilecek belirlilikte olmadığı ve kanunun lafzıyla çeliştiği görülmüştür. Diğer bir ifadeyle İstinaf Dairesinin bu kararıyla başvurucunun mahkemeye erişim hakkına kanuni dayanağı bulunmayan bir müdahalede bulunulmuştur. Açıklanan gerekçelerle İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir sebeple bozma kararı vermesiyle gerçekleşen müdahalenin kanuni dayanağının olmaması nedeniyle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine...” hükmedilmekle yukarıda anılan şekilde verilen bozma kararlarının “hukuka açık ve ağır aykırılıkla malûl” olduğunun teyit edildiği dikkate alınmak suretiyle; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin 26.04.2024 tarihli ve 2019/371 Esas, 2019/526 Karar sayılı bozmaya ilişkin ek kararı ile bozma üzerine verilen Kırklareli 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 27.09.2024 tarihli ve 2024/271 Esas, 2024/376 Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin 1. fıkrasının (g) uyarınca davanın yeniden görülmesine karar verilerek, duruşma açılıp, taraflar çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre hukuka aykırılığın Bölge Adliye Mahkemesince giderilmesi sonucunda yeniden hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği Tebliğnâme'ye aykırı olarak BOZULMASINA,
Dava dosyasının, aynı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
13.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.