"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Çocuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/177 E., 2022/111 K.
SUÇ : Müstehcenlik
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Suça sürüklenen çocuklar hakkında Dairemizce verilen bozma ilamı üzerine kurulan hükümlerin; suça sürüklenen çocuklar müdafileri tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 1412 sayılı CMUK'un 317. maddesindeki temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Yerel Mahkemenin verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçundan suça sürüklenen çocuklar ..., ... ve ... hakkında 5271 sayılı CMK'nın 223/2-e maddesi uyarınca beraat ve suça sürüklenen çocuk ... hakkında 5237 sayılı TCK'nın 136/1, 31/2, 62, 50/3, 52/2-4. maddeleri uyarınca 3.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin kararına yönelik suça sürüklenen çocuk ... müdafiinin ve katılan ...'ün temyiz isteklerine dayalı olarak yapılan inceleme sonucunda Dairemizce verilen 11.01.2021 tarihli bozma kararı üzerine Yerel Mahkemece suça sürüklenen çocuklar hakkında müstehcenlik suçundan 5237 sayılı TCK'nın 226/5, 31/2, 62, 52/2, 51/3-6-7-8. maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis ve 20,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca bozma ilâmına uyularak kurulan hükümlerin onanmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Suça sürüklenen çocuk ... müdafiinin temyiz sebepleri; suçun yasal unsurlarının oluşmadığına, suça sürüklenen çocuk hakkında beraat kararı verilmesi gerekirken yazılı şekilde mahkumiyete karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğuna ve re'sen gözetilecek diğer nedenlerle hükmün bozulması gerektiğine,
Suça sürüklenen çocuk ... müdafiinin temyiz sebepleri; suça konu resmin katılan mağdur tarafından rıza kapsamında gönderilmiş olmasının dikkate alınmadığına, suçun işlendiğine dair delil bulunmadığına, kararın gerekçesiz olduğuna, beraat kararı verilmesi gerekirken yazılı şekilde mahkumiyete karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğuna ve re'sen gözetilecek diğer nedenlerle hükmün bozulması gerektiğine,
Suça sürüklenen çocuk ... müdafiinin temyiz sebepleri; suçun yasal unsurlarının oluşmadığına, suça konu görüntünün otomatik olarak paylaşılması sonrası hemen kaldırıldığına, görüntünün hemen silinmiş olmasının ceza miktarında dikkate alınmadığına, lehe hükümlerin uygulanması gerektiğine, beraat kararı verilmesi gerekirken yazılı şekilde mahkumiyete karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğuna ve re'sen gözetilecek diğer nedenlerle hükmün bozulması gerektiğine,
Suça sürüklenen çocuk ... müdafiinin temyiz sebepleri; suça sürüklenen çocuğun suça konu resmi internette paylaşmadığına, haber vermek için mağdur ve annesine gönderdiğine, verilen kararın hatalı olduğuna,
ilişkindir.
III. GEREKÇE ve KARAR
1412 sayılı Kanun'un 251 inci maddesine benzer hükümler içeren 5271 sayılı Kanun'un “Delillerin tartışılması” başlıklı 216 ncı maddesinin üçüncü fıkrasında; “Hükümden önce son söz, hazır bulunan sanığa verilir.” düzenlemesi yer almaktadır. Bu hüküm uyarınca katılmış olduğu takdirde son söz mutlaka sanığa verilerek duruşma bitirilecektir. Ceza muhakemesinde sanığın en önemli haklarından biri de savunma hakkı olup, hazır bulunduğu oturumda son söz sanığa verilmeden hüküm kurulması, savunma hakkının kısıtlanması sonucunu doğuracaktır.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 31.01.2017 gün ve 59-39; 01.03.2016 gün ve 216-109; 03.03.2015 gün ve 170-20; 03.06.2014 gün ve 1207-309; 29.01.2013 gün ve 1406-30; 28.04.2009 gün ve 77-111; 29.01.2008 gün ve 193-7; 04.12.2007 gün ve 246-261; 25.04.2006 gün ve 3-124; 06.07.2004 gün ve 138-159 sayılı kararlarında açıkça belirtildiği üzere, savunma hakkı ile yakından ilgili olan son sözün sanığa ait bulunduğuna ilişkin usul kuralı emredici nitelikte olup, bu kurala uyulmaması hukuka kesin aykırılık oluşturmaktadır.
Kovuşturmanın sona erdirilip hükmün kurulması ve tefhimine geçilmesinden önce son söz alan tarafın sanık olması gerektiği şeklinde anlaşılması gereken “son sözün sanığa verilmesi” kuralına uyulmaması hali, gerek “savunma hakkının sınırlandırılamayacağı” ilkesine gerek 5271 sayılı Kanun'un 216 ncı maddesinin üçüncü fıkrasına açık aykırılık teşkil edecek ve bu durum temyiz incelemesi aşamasında hükmün esasına geçilmeden önce bozma nedeni kabul edilecektir.
Açıklanan gerekçelerle yargılamanın suça sürüklenen çocuk ... ve müdafii, suça sürüklenen çocuklar ..., ... ve ... müdafilerinin hazır bulunduğu 15.03.2022 tarihli son oturumunda, suça sürüklenen çocuk ...'a son söz verilerek yargılamaya son verilmesi gerekirken, suça sürüklenen çocuk ...'a son söz verildikten sonra sırasıyla suça sürüklenen çocuklar ..., ... ve ... müdafilerine son söz verilerek yargılamanın bitirilmesi suretiyle savunma hakkının kısıtlanması,
Hukuka aykırı olup, açıklanan nedenle Bursa Çocuk Mahkemesinin kararına yönelik suça sürüklenen çocuklar müdafilerinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden sair yönleri incelenmeyen hükümlerin, 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
02.02.2026 tarihinde karar verildi.