"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2022/1141 E., 2022/2536 K.
SUÇ : Taksirle öldürme
HÜKÜM : İstinaf başvurularının esastan reddi kararı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükmün onanması
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; sanık müdafii ve katılanlar vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle ve sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94. maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK'nın 299. maddesinin birinci fıkrası gereği takdîren reddine karar verilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü,
I. HUKUKÎ SÜREÇ
İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 85/1, 22/3, 54... . maddeleri uyarınca 8 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, suçun işlenmesinde kullanılan kovan ve parçalarının müsaderesine, gözaltı ve konutu terk etmemek şeklindeki adli kontrol altında geçen sürelerin hükmolunan hapis cezasından mahsubuna karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince katılanlar vekilinin ve sanık müdafiinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca sanık müdafinin ve katılanlar vekilinin temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükmün onanması kararı verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılanlar vekilinin temyiz sebepleri; sanığın olası kast ile kasten öldürme suçundan cezalandırılması gerektiğine, sanığa eksik ceza tayin edildiğine, sanık ile ölen arasında husumet olup olmadığının araştırılması gerektiğine, olayın çok yakın mesafeden gerçekleştiğine, sanığın kast ile hareket ettiğine ilişkindir.
Sanık müdafiinin temyiz sebepleri; sanık hakkında üst sınırdan cezaya hükmedildiğine, takdiri indirim nedenlerinin lehine uygulanmadığına, bilinçli taksir koşullarının oluşmadığına, olayın tamamen kaza sonucu meydana geldiğine, cezanın üst sınırdan uygulanmasının hukuka aykırı olduğuna ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. İlk Derece Mahkemesince, dosyada mevcut belge ve bilgiler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; 23.11.2020 tarihinde saat 16.15 sıralarında sanık ..., ölen ..., tanıklar ... ve ...'nın ... adlı iş yerinde şoför odasında birlikte oldukları ve sanık ...'ın kendisine ait bulunan "...- 09... " numaralı, 9 mm çaplı, ... tipi, fişek atan, Türkiye yapısı, ... marka, ... ... model, yarı otomatik ruhsatlı tabancasını gösterdiği sırada ateş alması sonrasında ölenin kaldırıldığı hastahanede hayatını kaybettiği, ölen ...'ın yapılan ölü muayenesinde sol meme başının hemen üzerinde yatay seyirli yaklaşık 5 cm'lik içerisinde ateşli mermi çekirdeği yarası olduğu belirtilen ancak üzeri ip sütüre olduğu için net değerlendirilemeyen insizyon hattı, sol el ön yüzünde yatay seyirli yaklaşık 5 cm'lik içerisinde ateşli mermi çekirdeği yarası olduğu belirtilen ancak üzeri ip sütüre olduğu için net değerlendirilemeyen çevresinde milimetrik boyutta ekimotik lezyonlar olan derin insizyon hattı, sol el iç yüzünde dikey seyirli 3 cm'lik içerisinde ateşli mermi çekirdeği yarası olduğu belirtilen ancak üzeri ip sütüre olduğu için net değerlendirilemeyen çevresinde milimetrik boyutta ekimotik lezyonlar olan derin insizyon hattı olduğu, 18.02.2021 tarihinde Adli Tıp Kurumu Başkanlığının E-...-101.02-20-105527/... sayı numaralı otopsi raporu ile de bir adet ateşli silah mermi çekirdeği giriş yarası ile bir adet ateşli silah mermi çekirdeği yarasının bulunduğunun, bir adet ateşli silah mermi çekirdeği giriş yarasının tek başına öldürücü nitelikte olduğunun, diğer yaralanmasının tek başına öldürücü nitelikte olmadığının saptanmasına karşılık , her iki yaralanmasının tek atışla olmasının mümkün olduğunun ve ölümünün ateşli silah mermi çekirdeği yaralanmasına bağlı kot kırıkları ile birlikte iç organ yaralanmasından gelişen iç kanama sonucu meydana geldiğinin tespit edildiği, ... . . Labratuvarı Müdürlüğünün 06.12.2020 tarihli İST-KİM-20-... sayılı raporu ile ölen ...'ın sol el iç savp numunesinde atış artıklarının bulunduğu saptandığı, 15.12.2020 tarihli İST-BLS-20-18040 sayılı raporu ile olay yerinden elde edilen fişek ve kovanın yasak niteliğe haiz olduğunun, 15.12.2020 tarihli İST-BLS-20-17362 sayılı raporu ile de tabancanın ateş etmesine mani mekanik bir arızasının bulunmadığının, olay yerinden elde edilen mermi gömlek parçasının inceleme konu tabancadan atılmış olduğunun tespit edildiği, 18.06.2021 tarihinde mahallinde yapılan keşif sonrası alınan bilirkişi raporu ile sanık ...'ın silah taşıma, kullanma, emniyet tedbirlerine uymama konusunda kusurlu olduğu, silahın boş olduğu düşünülerek yapılacak tetik çekme hareketi sonucunda silahın beklenmedik bir şekilde ateş etmesini öngörebileceğine ilişkin kesin ve net bir tespitin yapılamadığı, silahı elinde bulunduran kişinin patlama anında oluşacak basınç sonucu doğan geri tepme hareketini bilmesinin teknik imkanlarla da beklenemeyeceği, silahın kabzasını gevşek tutulması ve namlusunun kısa olması nedeni ile de silahın namlusunun yönünün çok fazla değişeceği bu değişim nedeni ile polis olan sanığın dahi bu olasılığı hesaplayarak hareket etmesinin beklenemeyeceği, ani bir ateş alma durumunda saniyelik bir zaman dilimi içinde refleksleri çok güçlü olsa bile bunu önleyemeyeceği kanaatine varıldığı, silahın tetiğinin düşmesi ve patlama sonucunda namludan çıkan merminin geri tepmenin ve basıncın da etkisi ile açı değişikliği ile merminin yönünü etkileyeceği, beklenmedik şekilde silahın ilk anda doğrultulduğu istikametten farklı noktalara isabet edecek şekilde yön değiştireceği bilirkişi raporu ile de saptandığı, sanık ... ifadesinde, silahını masanın üzerine şarjörü takılmamış halde koyduğu halde silahın şarjörünü takıp beline koyarken patlamanın gerçekleştiği, sanığın ayağa kalkıp silahın sürgüsünü çektiği ve beline koyup şarjörü takıp takmadığının tam olarak saptanamadığı anda silahın biranda patladığı, tanık ...'ın anlatımları ile de ölen ...'ın girişte fotokopi makinesinin orada beklediği sırada sanık ...'ın masada oturduğu ve sanığın "kanki" diye hitap ettiği, silahın sanığın beline koymaya çalıştığı sırada ateş aldığı, tanık ...'nın anlatımları ile de, sanık ... ile ... arasında silah muhabbeti olduğunun doğrulandığı, silahın ani biçimde ateşlendiğini doğruladığı, sanık ile ... arasında husumet bulunmadığı, sanığın masa üstüne şarjörü takılı vaziyette bıraktığı silahını yerinden alıp beline takacağı sırada ve namlu kısmının ...'a hedef almadan onun yaralanmasına yol açacak açıda olduğunu hesaplaması da kendisinden beklenemeyecek biçimde silahını görevde olması nedeni kurup beline takacağı esnada silahın ateş aldığı, sanığın kısa bir zaman diliminde gerçekleşen ani patlama anında ve olay öncesinde iç dünyasında muhakkak değil ama büyük bir ihtimalle gerçekleşecek olan neticenin meydana gelmesini kabullendiğinden söz edilemeyeceği tanık anlatımları ve sanık savunmalarından açıkça anlaşılmış, arkadaş olan tarafları arasında bir husumetin de bulunmadığı olayda, sanığın sonucun gerçekleşmemesi için çaba göstermediğinden de söz edilemeyeceği, sanığın kanunda tanımlanan neticenin gerçekleşmesine neden olunacağı muhtemel görülmesine karşın, bu neticenin gerçekleşmesi fail tarafından kabullenildiğinden de söz edilemeyeceğinden, sanığın polis olması nedeni ile kendisi tarafından öngörülen muhtemel sonucun meydana gelmesini istememesine rağmen, objektif özen yükümlülüğünü yerine getirerek kapalı ortamda oda içinde silahı kurup beline takmaması gerektiği halde silahı beline bu şekilde takması sonucunda elim olayın gerçekleştiği, sanığın objektif özen yükümlülüğüne aykırı davrandığı, neticeyi engelleme olasılığı olmamasına rağmen, meydana gelmesinin sanık tarafından engellenemeyerek bilinçli taksir ile hareket ettiği kabulü ile 5237 sayılı TCK'nın 85/1. maddesindeki taksirle öldürme suçundan mahkûmiyet kararı verilmiştir.
2. Bölge adliye mahkemesince İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda bir isabetsizlik görülmeyerek istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE VE KARAR
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşılmakla, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin kararında sanık müdafii ile katılanlar vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı CMK'nın 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden CMK'nın 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy çokluğuyla TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/1. maddesi uyarınca İstanbul Anadolu 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
02.04.2026 tarihinde karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Sanık, ölen ve tanık sıfatıyla dinlenen diğer iki şahsın birlikte şoför odasında oturdukları, sanığın ... Müdürlüğünde görevli polis memuru olduğu, başka bir kişinin koruması olarak görev yapan ve olay mahallinde misafir olarak bulunan kişiler birlikteyken karşılıklı olarak silahlarını gösterdikleri, bu esnada gerekli önlemin alınmaması nedeniyle doldur boşalt sonrası sanığa ait silahın tetiğine basılması sonucu patladığı ve maktulün ölümüne yol açtığı, bu itibarla da sanığın Türk Ceza Kanunu 81/1, 21/2, 53/1, 53/2, 63. maddeleri gereğince cezalandırılması için kamu davası açılmıştır.
İlk derece mahkemesi ise eylemi bilinçli taksir olarak değerlendirmiş, İstinaf talebi üzerine inceleme yapan Bölge Adliye Mahkemesi de kararı isabetli bularak esastan ret kararı vermiştir.
Olası Kast (TCK m. 21/2): Failin, suçun kanuni tanımındaki neticenin meydana gelmesini istememekle birlikte, bu neticenin gerçekleşebileceğini öngörmesi ve buna rağmen harekete devam etmesi halidir.
Olayımızda; sanık polis memuru olup koruma kararı bulunan bir şahsın yakın korumalığını yapmaktadır. Yaptığı iş itibariyle silahın ne olduğunu, öldürücü nitelik taşıdığını, hangi hallerde patlayabileceğini, hangi hallerde kullanılacağını, yasal çerçevenin ne olduğunu bilebilecek konumdadır. Sanığın silahını çıkartıp masa üzerine koyması, yine hakkında koruma kararı bulunan başka bir şahsın yakın korumaları ve şoför olan ölenin birlikteyken görevi ile hiçbir alakası olmamasına rağmen silahını eline alıp doldur boşalt yapması, silahın şarjörünü çıkartıp takması, profesyonel yakın korumalık yapan bir polis memurundan beklenmeyecek davranışlar olup, sonuçta da gereksiz ve mesleğine yakışmayan davranışları sonucu genç bir insanın ölümüne yol açmıştır.
Bilirkişi raporlarına göre herhangi bir arızası bulunmayan silahın patlaması için ne gibi şartlara ihtiyaç olduğunu, silahın öldürücü olup olmadığını, kısacası silahın bir oyuncak olmayıp insanların eğlence aracı olamayacak kadar tehlikeli bir alet olduğunu sanığın bildiği, bilmesi gerektiği hususlardır. Sanığın bir anlık gösteri yapmak arzusu bir insanın ölümüne yol açmıştır.
Yakın korumalık yapan bir polis memurunun sırf yanındakilere gösteri yapmak için görev gereklerinin dışına çıkıp kapalı ve dar bir alanda doldur boşalt yapması, şarjörünü çıkartıp takması hatta bir canlıya yönelecek biçimde silahının kontrolünü kaybetmesi taksir olarak kabul edilemez. Yakın koruma ve polis olan sanığın silahın geri tepmesini, elinin hareketini öngörmesi ve silahını tamamen boşalttığından emin olsa bile bir canlıya yöneltmemesi gerektiğini hatta silahını kapalı ve dar bir alanda ihtiyaç olmaksızın çıkartmaması gerektiğini bilmesi beklenen bir durumdur.
Ülkemizde düğünlerde, asker uğurlamalarında hatta hiçbir sebep yokken silah patlatılması yadırganmayan bir durum haline gelmiş bundan dolayı da pek çok insan hayatını kaybetmiştir. Erkek vatandaşlarımızın silah sahibi olmayı, teşhir etmeyi bazende silahla bir takım hareketler yapmayı prestij meselesi yaptığı bilinmektedir. Bunun psikolojik ve sosyolojik yönleri pek çok uzman tarafından incelenmiş ama etkili önlemler alınmaması nedeniyle bu davranışlar artarak devam etmektedir.
Yazımızın başında olası kastın kanuni tanımı yapılmış, olayın meydana geliş şekline değinilmiştir. Olayımız ile olası kastın kanuni tanımının örtüştüğü de açıkça anlaşılacak netliktedir. Sanık elindeki silahı insanları bulunduğu dar bir ortamda çıkartmış, şarjörünü çıkartıp takmış, doldur boşalt yapmış, silahını elinde tutarken arızası olmayan silahın tetiğine başmış ve bir insanın ölümüne yol açmıştır. Sanık silahın öldürücü özelliğini bilmesine rağmen ölüm olayını önlemeye yönelik bir davranış göstermemiştir. Bu durumda sanığın eyleminin olası kast ile öldürme olarak kabul edilip ilk derece mahkeme kararının bozulması yerine eylemi bilinçli taksirle öldürme olarak değerlendiren ilk derece mahkemesinin kararının onanmasına hükmeden çoğunluk görüşüne iştirak etmiyorum. 02.04.2026