"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2020/84 E., 2021/1264 K.
SUÇ : Taksirle öldürme
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; sanık tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle işin esasına geçildi, gereği düşünüldü,
I. HUKUKÎ SÜREÇ
İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 22/6 ve 5271 sayılı CMK'nun 223/4-b maddeleri uyarınca ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince o yer Cumhuriyet savcısının istinaf başvurusu üzerine hükmün kaldırılarak sanık hakkında taksirle öldürme suçundan 5237 sayılı TCK'nın 85/2 ve 62/1. maddeleri uyarınca 4 yıl 2 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca sanığın temyiz isteminin kabulü ile ve hükmün bozulmasına kararı verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz sebepleri; meydana gelen kaza nedeniyle eşinin kardeşinin ve eşinin yeğeninin vefat ettiğine, olay nedeniyle vicdan azabı çektiğine, ayrıca ceza almasının hakkaniyete aykırı olduğu, İlk Derece Mahkemesince ceza verilmediğine, olayın kazaen meydana geldiğine, cezanın kaldırılarak beraat verilmesine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1.İlk Derece Mahkemesince, dosyada mevcut belge ve bilgiler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; 29.02.2016 tarihinde saat 15.00 sıralarında, sanık ...'nın sevk ve idaresindeki 31... plaka sayılı otomobil ile gündüz vakti, yerleşim yeri içerisinde, bölünmüş 2 şeritli, yol genişliği 7 m olan, asfalt kaplama, hız sınırının 50 km/s olduğu, yatayda düz, düşeyde eğimli, açık havada ve kuru zeminli devlet yolunda, Hatay istikametinden İskenderun istikametine doğru seyretmekte iken olay mahalline geldiğinde, düşey güzergah eğimli olan yolda direksiyon hakimiyetini kaybederek idaresindeki otomobil ile orta refüj üzerinden karşı yön platformuna geçmesi ve devrilmesi neticesi, aynı araçta yolcu olarak bulunan ... ve ...'nin ölümüyle sonuçlanan olayda; kaza tespit tutanağında; 31... plaka sayılı araç sürücüsü olarak sanık ...'nın 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 52/1-b (araçların hızlarını aracın yük ve teknik özelliğine görüş, yol, hava ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmamak) maddesinde yazılı kuralı ihlal ettiğinin belirtildiği, soruşturma evresinde adli trafik bilirkişisi tarafından 25.04.2016 tarihinde hazırlanan bilirkişi raporunda, 31... plaka sayılı araç sürücüsü olarak sanık ...'nın 2918 sayılı Kanun'un 52/1-b yazılı kuralı ihlal ederek asli kusurlu, yolcuların emniyet kemerlerini takmadığı kazanın oluşumunda etkisinin olmayacağı, ancak kendi ölüm olaylarında kısmen etkili olduğunun mütalaa edildiği, kovuşturma evresinde ... Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi Başkanlığı tarafından 17.04.2017 tarihinde hazırlanan bilirkişi raporunda, sanık sürücü ... sürücü belgesi olmadığı halde sevk ve idaresindeki otomobil ile seyri sırasında yola gereken dikkatini vermediği, hızını yol durumuna göre ayarlayıp seyir platformunu takiben teyakkuzla seyrini sürdürmesi gerekmekte iken bu hususlara riayet etmediği, mevcut hızı ile mahale yaklaştığı, direksiyon hakimiyetini kaybederek orta refüj üzerinden karşı yön platformuna devrilmesi neticesi meydana getirdiği kazada dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranmış olmakla asli derecede kusurlu olduğunun, adli dosya kapsamında mevcut tespit ve verilerden araçta yolculuk yapan yolcuların, emniyet kemeri takılı olduğuna dair herhangi bir tespitin mevcut olmadığı anlaşılmakla birlikte kaza esnasında yolcuların araçtan fırlamaları da dikkate alındığında emniyet kemeri takmayan yolcuların her birinin kendi adına alt düzeyde tali derecede kusurlu olduğunun mütalaa edildiği, İlk Derece Mahkemesince, sanık ...'nın, ... ve ...'nin ölümüyle ile sonuçlanan trafik kazasının meydana gelmesinde asli kusurlu olduğu kabul edilmiş ise de sanık ... ile ölen ...'nin babalarının kardeş olduğu ve amca çocukları olduğu, aynı zamanda ölen ...'nin, sanık ...'nın eşi olan ...'nın kardeşi olduğu, ölen ...'nin ölen ...'nin oğlu olduğu, her iki ailenin sık sık görüştükleri, akrabalık ilişkilerinin sıkı olduğunun tespit edildiği dikkate alındığında, sanığın taksirli hareketi sonucu gerçekleşen neticenin, münhasıran sanığın kişisel ve ailevi durumu bakımından artık bir cezanın hükmedilmesini gereksiz kılacak derecede mağdur olmasına yol açtığı değerlendirilmekle, 5237 sayılı TCK'nın 22/6. maddesi gözetilerek sanık hakkında ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
2. Bölge Adliye Mahkemesince İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen kararın kaldırılarak yapılan yargılama sonucunda "Adli Tıp Kurumu İstanbul Trafik İhtisas Dairesinden alınan raporda, sanığın asli derecede kusurlu olduğu belirlenmiştir. Ölen ve yaralananların da kaza sırasında araçtan fırlamaları da dikkate alınarak emniyet kemeri takmadıkları ve bu nedenle alt düzeyle tali kusurlu olduklarının belirlendiği, araca her ne kadar kapasitesinden fazla yolcu bindirilmiş ise de aracın seyir halindeki hızının aşırı olmaması nazara alınarak olayda bilinçli taksir halinin mevcut olmadığı sonucuna varılmıştır.
Emsal mahiyetindeki Yargıtay 2.Ceza Dairesi 2011/22313 esas, 2012/17852 karar sayılı ilamında da belirlendiği üzere taksirli eylem sonucunda, katılanın ölenlerden ...’nin eşi ve ...’in babası olması, 1. derece yakınları olan eşi ve çocuğunu kaza neticesinde sanığın taksirli eylemi sonucunda kaybetmesi, her ne kadar sanığın da olay nedeniyle kendi oğlu ve eşinin yaralanması nedeniyle mağduriyetinden söz edilse de yasanın aradığı koşulda sanığın münhasıran ve ailevî durumu bakımından, artık bir cezanın hükmedilmesini gereksiz kılacak derecede mağdur olmasına yol açtığından söz edilemeyeceği anlaşılmakla, oluşan zarar ve sanığın taksire dayalı kusurunun ağırlığı nazara alınarak cezalandırılması yoluna gidilmiş," gerekçesi ile sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 85/2 ve 62/1. maddeleri uyarınca 4 yıl 2 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE VE KARAR
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfının doğru biçimde belirlendiği anlaşılmakla, sanığın yukarıda ilgili bölümde ileri sürdüğü bu kapsamdaki ve yerinde görülmeyen diğer temyiz sebeplerinin reddine, ancak;
Yakalama emri üzerine çıkarıldığı Hatay 1. Ağır Ceza Mahkemesince sorgusu tespit edildiği sırada, duruşmadan bağışık tutulmaya yönelik bir talebi de bulunmayan sanığa, ifadesini esas mahkemesi huzurunda vermek isteyip istemediği sorulmadan ve bu hususta bir kararda alınmadan hükmün açıklandığı son oturumda ... Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü olarak bulunan ve hazır bulundurulmadan hükümlülüğüne karar verilen sanığın, 5271 sayılı CMK'nın 196/2. maddesine aykırı şekilde yapılan sorgusuna dayalı olarak yokluğunda mahkumiyet kararı verilmek suretiyle savunma hakkının kısıtlanması,
Hukuka aykırı olup, açıklanan nedenle sanığın temyiz istemi yerinde görüldüğünden başkaca yönleri incelenmeksizin Adana Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin kararının 5271 sayılı CMK'nın 302/2. maddesi gereği, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/2. maddesi uyarınca Adana Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
02.04.2026 tarihinde karar verildi.