Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

12. Ceza Dairesi

Dosya2022/4983 E. 2026/757 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ:Ceza Dairesi

SAYISI : 2019/2040 E., 2020/1548 K.

DAVA : Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat

HÜKÜM : İstinaf başvurularının esastan reddi

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; davacı tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 6100 sayılı HMK'nın 361/1. ve 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle işin esasına geçildi, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

Mahkemece; davacının haksız el koyma, makul sürede hakim önüne çıkarılmama, adil yargılanma, kanunsuz suç ve ceza olmaz ilkesi, kişi hürriyeti ve güvenlik hakkının ihlal edildiği, tutukluluk devam kararlarına karşı itiraz yoluna başvuru imkanından yararlandırılmama ve tutukluluk incelemelerinin yasal süresinde yapılmadığı gerekçesiyle 5.000.000,00 TL manevi tazminatın ödenmesine yönelik talebinin yasal şartlar oluşmadığından reddine karar verilmiş, karara karşı davacının istinaf başvurusunda bulunması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, davacı tarafından temyiz kanun yoluna başvurulması üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca hükmün onanmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ

Davacının temyiz sebepleri; davanın reddi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğine ilişkindir.

III. DAVANIN KONUSU

İlk Derece Mahkemesince, "...Davacı her ne kadar haksız ve makul olmayan süre gözaltında kaldığı için manevi tazminat talep etmiş ise de, davacının 03/04/2017- 10/04/2017 tarihleri arasında 8 gün gözaltında kaldığı, 667 sayılı Olağan Üstü Hal Kanun Hükmünde Kararnamesi ile gözaltı süresinin 30 güne çıkartıldığı, 23/01/2017 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanan 684 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile gözaltı süresinin en çok 14 gün olarak belirlendiği, davacının gözaltı tarihinde 8 günlük gözaltı süresinin 684 sayılı OHAL KHK'si kapsamında kaldığı ve gözaltı süresinin ülkenin geçirdiği olağanüstü hal de göz önünde bulundurulduğunda, makul bir süre olarak değerlendirilerek davacının bu yöndeki manevi tazminat talebinin reddi gerekmiştir. Davacı her ne kadar makul olmayan süre tutuklu kaldığını için manevi tazminat talep etmiş ise de, davacının 10/04/2017 tarihinde tutuklandığı ve halen hükmen tutukluluk halinin devam ettiği dava tarihi itibariyle 1 yıl 3 ay 15 gündür tutuklu olduğu, davacının İzmir 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2017/5 52... /55 Karar sayılı dosyası ile, bylock kullanıcısı olduğu ve örgüte en üst düzeyde bağlı olduğu tespit edilerek TCK 314/2 uyarınca 9 yıl hapis cezası ile cezalandırıldığı, CMK 100/3 uyarınca Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine Karşı Suçlar (madde 309, 310, 311, 312,313, 314, 315) kapsamında katalog suçlardan olduğu, tutukluluk süresinin düzenlendiği CMK'nın 102/2 maddesinde; ''Ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde, tutukluluk süresi en çok iki yıldır. Bu süre, zorunlu hallerde, gerekçesi gösterilerek uzatılabilir; uzatma süresi toplam üç yılı, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlar ile 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlarda beş yılı geçemez.'' hükmü uyarınca davacı için makul olmayan tutukluluk süresinden söz edilemeyeceği, bu nedenle CMK'nın 141.maddesi uyarınca yasal koşulları oluşmayan bu manevi tazminat talebinin de reddi gerekmiştir. Davacı her ne kadar tutukluluğun devamı kararlarına itiraz taleplerinin değerlendirilmemesi ya da değerlendirmelerin süresinde yapılmaması sebebiyle manevi tazminat talep etmiş ise de, Anayasa Mahkemesi Erdal Tercan (B. No: 2016/15637, 12/04/2018) kararında belirtildiği üzere, 15 Temmuz 2016 tarihinde yaşanan darbe teşebbüsü ve sonrasında ilan edilen olağan üstü hal döneminde ortaya çıkan koşullar dikkate alınarak darbe teşebbüsü, FETÖ/PDY ve terörle ilgili suçlardan dolayı tutuklanan kişilerin tutukluluk incelemelerinin belirli bir süre duruşmasız olarak yapılmasının Anayasa'nın 19.maddesinin sekizinci fıkrası ile bağdaşmasa da, olağanüstü yönetim usullerinin benimsendiği dönemde temek hak ve özgürlüklerin güvence rejimini düzenleyen Anayasa'nın 15. maddesi kapsamında meşru görülebileceği, duruşmasız tutukluluk incelemenin olağanüstü hal döneminde kişi hürriyeti ve güvenliği hakkını ihlal etmediği sonucuna ulaşıldığı belirtilmiştir. Dolayısıyla Anayasa Mahkemesi kararında da belirtildiği üzere duruşmasız tutukluluk incelemesi yapılması kişi hürriyeti ve güvenliği hakkını ihlal etmemektedir. Ayrıca davacı her ne kadar tutukluluğun devamı kararlarına itiraz taleplerinin değerlendirilmediğini ya da değerlendirmelerin süresinde yapılmadığını iddia etmiş ise de, 18/05/2017 tarihli tutukluluğa devam kararına davacının müdafii 31/05/2017 tarihinde itiraz etmiş, 13. Ağır Ceza Mahkemesi itirazı redderek dosyayı 14. Ağır Ceza Mahkemesi'ne göndermiş ve 14. ACM 13/07/2017 tarihinde itirazı reddetmiştir. Yine, 14/07/2017 tarihinde tutukluluğa devam kararına karşı müdafii 27/07/2017 tarihinde itiraz etmiş, 10/08/2017 tarihinde 13.ACM, 17/08/2017 tarihinde ise 14.ACM itirazı reddetmiştir. 05/12/2017 tarihinde davacının eşi tutukluluğa itiraz etmiş, 06/12/2017 tarihinde itiraz reddedilmiştir. Davacı tarafından 05/01/2018 tarihinde tutukluluğa devam kararına itiraz edilmiş, 11/01/2018 tarihinde 13. ACM, 14/02/2018 tarihinde 14.ACM itirazı reddetmiştir. Yine 29/01/2018 tarihinde davacı hükmen tutukluluğa itiraz etmiş, 09/02/2018 tarihinde 13. ACM, 14/02/2018 tarihinde 14. ACM itirazı reddetmiştir. Görüleceği üzere; davacının, davacının eşinin ve müdafiinin tutukluluk halinin devamına ilişkin itirazları değerlendirilmiştir. CMK'nın 271/3 maddesi uyarınca ''itirazı incelemeye yetkili olan merci kararı mümkün olan en kısa süre de verir.'' hükmü mevcuttur. Yukarıda açıklanan sürelere bakıldığında, ülkenin geçirdiği olağanüstü hal süreci de dikkate alındığında davacının bu yöndeki manevi tazminat talebinin de reddi gerekmiştir. Ayrıca CMK 141/1-k maddesinde ''yakalama veya tutuklama işlemine karşı Kanunda öngörülen başvuru imkanlarından yararlandırılmayan '' kişilerin maddi, manevi tazminat talep edeceği düzenlenmiş olup, davacının Kanunda öngörülen başvuru imkanlarından yararlandığı göz önüne alınarak manevi tazminat talebinin reddi gerekmiştir. Davacı her ne kadar mevzuattaki koşulları oluşmadığı halde cep telefonuna el konulduğu için manevi tazminat talep etmiş ise de, İzmir 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2017/5 52... /55 Karar sayılı dosyasında gerekçeli kararda, davacının Bylock kullanıcısı olduğunun tespit edildiği, dijital materyallerin incelenmesi bittikten sonra sanığa iadesine karar verdiği hususu da göz önünde bulundurularak davacının mülkiyet hakkının ihlal edildiğinin söz konusu olmadığı ve CMK 141.maddesi kapsamında manevi tazminat talebinin yerinde olmadığı anlaşıldığından" gerekçesiyle yasal şartlar oluşmadığından davanın reddine verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince reddedilen davada, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği anlaşılmıştır.

IV. GEREKÇE VE KARAR

Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, tazminat şartlarının oluşmadığının saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı anlaşılmakla, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin kararında davacı tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı CMK'nın 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden CMK'nın 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/1. maddesi uyarınca İzmir 4. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

21.01.2026 tarihinde karar verildi.

§