"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ:Ceza Dairesi
SAYISI : 2021/865 E., 2021/2452 K.
DAVA : Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; davacı vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 6100 sayılı HMK'nın 361/1. ve 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü;
I. HUKUKÎ SÜREÇ
İlk Derece Mahkemesince davacının uzun tutukluluk nedeniyle 400.000,00 ABD doları maddi ve 1.000.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden işleyecek yasal faizi ile ödenmesine ilişkin talebinin, davanın yasal şartları oluşmadığından reddine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca davacı vekilinin temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Davacı vekilinin temyiz sebepleri; müvekkilinin halen derdest olan dosya kapsamında uzun süre tutuklandığına, yetersiz gerekçe ile hüküm kurulduğuna, tutukluluğun devamı kararının hukuka aykırı olduğuna ve kamu yararı bulunmadığına, uzun tutukluluk nedeniyle tazminat şartlarının gerçekleştiğine, davanın reddinin hukuka aykırı olduğuna, vekalet ücretinin düzeltilmesine ilişkindir.
III. DAVANIN KONUSU
İlk Derece Mahkemesince, tazminat talebinin dayanağı olan İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesinin 2018/406 Esas sayılı dosyası kapsamında, davacının silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 08.10.2016 tarihinde gözaltına alındığı, 26.10.2016 tarihinde ise tutuklandığı, 19.19.2019 tarihinde ise tahliye edildiği, davanın henüz neticelendirilmemiş olunduğu, konuya yürürlükteki hukuk normları açısından bakıldığında, 5271 sayılı CMK’nın 100. maddesinde tutuklama nedenleri, 101. maddesinde tutuklama kararı ile ilgili usul ve koşullar, 102. maddesinde ise, tutuklulukta geçecek azami süreler ve uzatma süreleri ayrıntılı bir şekilde düzenlendiği, tutuklamaya ilişkin 5271 sayılı sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 100. maddesinin 1. fıkrasında tutuklama kararındaki ölçütün, 2. fıkrasında ise, tutuklama nedeni olarak öngörülen temel esaslar sayıldığı, 3. fıkrasında da katolog halinde sayılan bir takım suçların işlendiği hususunda kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı halinde, tutuklama nedeninin var sayılabileceği, 4. fıkrasında ise tutuklama yasağına yer verildiği, tutuklulukta geçecek süreye ilişkin 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 102. maddesinin 1. fıkrasında; "Ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen işlerde tutukluluk süresi en çok bir yıldır. Ancak bu süre, zorunlu hallerde gerekçeleri gösterilerek altı ay daha uzatılabilir.", 2. fıkrasında ise "Ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde, tutukluluk süresi en çok iki yıldır. Bu süre, zorunlu hallerde, gerekçesi gösterilerek uzatılabilir; uzatma süresi toplam üç yılı, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlar ile 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlarda beş yılı geçemez." hükmüne yer verildiği, anılan normatif düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde; uzatma süreleri de dahil olmak üzere, tutukluluk süreleri Ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen işlerde bir yıl altı ay, Ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde ise beş yılı aşamayacak, bu süre dolduğunda, yargılama makamları başkaca hiçbir değerlendirme yapmadan tutukluluğa son verileceği, somut olayda davacının haksız ve hukuka aykırı makul süreyi aşan tutuklama sebeplerine dayalı maddi ve manevi istemlerinin hukuki dayanağının olmadığı, AİHM tarafından tutukluluk ve tutukluluğun devamı kararlarının gerekçesi olarak “delillerin durumu” ifadesinin ciddi suç göstergelerinin varlığının devamlılığı hususunda bir etken olarak değerlendirildiği, davacının koruma tedbirine konu ceza davasında tutuklu kaldığı süre yönünden, davacının yargılandığı davaya konu olayın vahameti ve kapsamı, dosyadaki delillerin çokluğu, davacı sanığa yüklenen suçun niteliği, ayrıca olayın istisnai koşullarının, davacı sanığın kovuşturulmasına neden olan eylemin ağırlığı nedeniyle kaçma ihtimalinin de bulunduğu hususları nazara alındığında davacının silahlı terör örgütüne üyelik suçlamasıyla gözaltına alındığı dosyada tutuklu yargılandığı, azami tutukluluk süresinin aşılmadığı anlaşılmış olmakla davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince reddedilen davada, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE VE KARAR
Bölge Adliye Mahkemesinin karar başlığında dava tarihinin 18.12.2019 olarak gösterilmemesi mahallinde düzeltilmesi gereken yazım eksikliği olarak kabul edilmiştir.
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı anlaşılmakla, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin kararında davacı tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı CMK'nın 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden CMK'nın 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/1. maddesi uyarınca İstanbul Anadolu 14. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
21.01.2026 tarihinde karar verildi.