"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2020/842 E., 2021/372 K.
SUÇ : Taksirle öldürme
HÜKÜM : İstinaf başvurularının esastan reddi kararı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısı ve katılanlar vekilleri tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında taksirle öldürme suçundan, 5271 sayılı CMK'nın 223/2-c maddesi uyarınca beraat kararı verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince katılanlar vekilinin, o yer Cumhuriyet savcısının ve sanık müdafiinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca hükmün bozulmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz sebepleri; 2918 sayılı ... ... Kanunu'nun 62. maddesinde kamyon, otobüs ve traktörlerin yükleme, indirme, bindirme ve arıza gibi zorunlu haller dışında park edilmesinin yasaklandığı, sanığın işbu zorunluluklardan hiçbiri mevcut olmadığı halde yolun gidiş istikametinin sağ şeridini tamamen kapatmaya yakın bir şekilde park ettiği, aynı şeritte seyreden katılan ...'ın karşıdan güneş ışığının da vurmasının etkisi ile römorku farketmeyerek otomobili ile römorka arkadan çarptığı, iki kişinin öldüğü ve iki kişinin de yaralandığı olayda, sanığın en azından asgari düzeyde tali kusurlu kabul edilmesi gerektiğine ilişkindir.
Katılanlar vekilinin temyiz sebepleri; sanığın kusurlu olduğuna, sanığın aracı park edilmesi yasak olan yola park ettiğine, Adli Tıp Kurumu raporunun çelişkili olduğuna ilişkindir.
Katılan ... vekilinin temyiz sebepleri; sanığın emniyet şeridi bulunmayan yere aracını park ettiğine, eksik inceleme ilke hüküm kurulduğuna, sanığın mahkûmiyetine karar verilmesi gerektiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. İlk Derece Mahkemesince, dosyada mevcut belge ve bilgiler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; 09.03.2019 tarihinde saat 18.30 sıralarında, 7 metre genişliğinde, bölünmüş iki şeritli, düşeyde eğimsiz, gündüz, açık havada, asfalt zeminli, kuru, azami hız limitinin 50 km/s oduğu meskun mahal olan il yolunda katılan sürücü ... sevk ve idaresindeki 50... plaka sayılı otomobili ile Nevşehir istikametinden ... ilçesi ... köyü istikametine seyri sırasında olay mahalli ... Mahallesine geldiğinde, aracının ön sağ kısımları ile park halinde bulunan sanık ...'a ait 06... plakalı çekiciye takılı 33... plaka sayılı yarı römorkun sol arka kısmına çarpması sonucunda katılan ... ve araçta yolcu olarak bulunan ...'in basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde yaralandıkları, aynı araçta yolcu olarak bulunan ... ve ...'in öldükleri olayda; kaza tespit tutanağına göre sanığın 2918 sayılı KTK'nın 62. maddesindeki kuralı ihlal ettiği, soruşturma evresinde alınan Adli Tıp Kurumu ... İhtisas Dairesinin 05.08.2019 tarihli raporunda "Sürücü ... sevk ve idaresindeki çekici ile olay mahallinde seyir sırasında aracın hızını yavaşlatıp park etmek istediği esnada meydana gelen olayın oluşumu üzerine etken hatalı tutum ve davranışı bulunmadığı" belirtilmiş, kovuşturma evresinde sanığın sevk ve idaresindeki tırı evinin önünden geçen iki şeritli yolda yolun sağ tarafında park ettiğinin kabulü halinde sanığın kusur durumunun değişip değişmeyeceği ve yeniden kusur durumu raporu talep edilmiş, aynı İhtisas Dairesinin 17.12.2019 tarihli raporunda da "Çekici ve çekiciye takılı yarı römorkun gündüz vakti meskun mahalde bölünmüş yolun sağ şeridinde park halinde bulunması ayrı bir ... şuçu oluşturduğundan, mevcut şartlarda meydana gelen olayda çekiciyi yolun sağ şeridine park eden ...'ın kusurunun olmadığı" belirtilmiş, sonuç olarak Adli Tıp Kurumu ... İhtisas Dairesinin vermiş olduğu raporlara itibar edilmiş, zira kazaya neden olan asıl etkenin katılan ...'ın "meskun mahalde gündüz vakti bölünmüş iki şeritli eğimsiz yolda seyri sırasında, olay mahalline geldiğinde yola gereken dikkatini vermemiş, hızını mahal şartlarına göre ayarlamamış, meskun mahal şartları üzerinde hızla seyredip geldiği olay yerinde seyrettiği yolun sağ şeritte park halinde bulunan çekici ve çekiciye takılı yarı römorka ifadesinden de anlaşılmakla güneşin gözünü almasıyla görüşüne uygun hızla seyretmeyip bu haliyle tehlikeli biçimde yaklaştığı çekiciye sağ şeritte önlemsizce arkadan çarpması" şeklindeki kusurlu davranışı olduğu, asli kusurlardan olan arkadan çarpma kuralını ihlal etmesi nedeniyle kazanın oluştuğu anlaşılmış, somut olayda katılan ...'ın asli kusurlu olduğu kabul edilmiş, meydana gelen kazada eşi ... ve annesi ...'in öldüğü, oğlu ...'in ise yaralandığı, meydana gelen neticenin kişisel ve ailevi durumu bakımından, artık bir cezanın hükmedilmesini gereksiz kılacak derecede mağdur olmasına yol açtığı anlaşıldığından 5237 sayılı TCK'nın 22/6. maddesi ve 5271 sayılı CMK'nın 223/4-b maddesi uyarınca ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, sanık ...'in ise kusursuz olduğu kabul edilmiş ve sanık ...'in üzerine atılı suç açısından taksire dayalı kusurunun bulunmadığı kabul edilerek sanık ... hakkında taksirle öldürme suçundan 5271 sayılı CMK'nın 223/2-c maddesi uyarınca beraat kararı verilmiştir.
2. İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE VE KARAR
2918 sayılı ... ... Kanunu’nun 62. maddesinde yerleşim birimleri içindeki karayolunda, bir ... işaretiyle izin verilmedikçe ve yükleme, boşaltma, indirme, bindirme, arızalanma gibi zorunlu nedenler dışında kamyon, otobüs ve bunların katarları, lastik tekerlekli traktörler ile her türlü iş makinelerinin park edilmesinin yasak olduğu düzenlenmiştir.
Dosya kapsamına göre kaza yerinin yerleşim yeri içinde iki şeritli il yolu olduğu, sanığın 06... plakalı çekiciye takılı 33... plaka sayılı yarı römorku evinin önüne park etmesi şeklinde gelişen olayda, yukarıda belirtilen ... işaretiyle verilen bir izin bulunmadığı gibi herhangi bir zorunlu hal de olmadığı, olay yeri fotoğraflarından da görüleceği üzere sanığın aracı taşıt yolunun sağ şeridinin neredeyse tamamını kaplayacak şekilde park ettiği, bu suretle meydana gelen kazada tali kusurlu olan sanık hakkında mahkûmiyet kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi,
Hukuka aykırı olup, açıklanan nedenle bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısının ve katılanlar vekillerinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin kararının 5271 sayılı CMK'nın 302/2. maddesi gereği, Tebliğnameye uygun olarak, oy çokluğuyla BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/2-a maddesi uyarınca Nevşehir 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
06.04.2026 tarihinde karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Sanık ...'in aşamalardaki birbiriyle uyumlu savunmalarında kaza öncesi 60-70 km hız ile seyir halindeyken güneşin gözünü aldığını ve bir anda fren dahi yapamadan sağ taraftaki park halinde bir tırın arka kısmına çarptığını ifade ettiği, güneşin sanığın gözünü aldığı ve görüşünü olumsuz etkilediği sanığın aracında bulunan diğer mağdur ve tanıklar tarafından da doğrulandığı,
Olay sonrası düzenlenen kaza tespit tutanağında, sanık ...'in havanın açık olması, güneşin gözünü alması ve hızının yüksek olması nedeniyle 2918 sayılı KTK'nın 84/d maddesi gereğince arkadan çarpma kuralını ihlal ettiği, park etmiş araç sürücüsü ... ise 2918 sayılı KTK'nın 62. maddesindeki park yasağı kuralını ihlal ettiğinin belirtildiği,
... ... İhtisas Dairesi'nin raporlarında, otomobil sürücüsü sanık ...'in yola gereken dikkatini vermediği, hızını mahal şartlarına göre ayarlamadığı, meskün mahal şartlarındaki azami hız sınırının üzerinde seyir ettiği, güneşin gözünü almasına rağmen görüşüne uygun hızda seyretmediği dolayısıyla bu şekildeki kural ihlalleriyle önünde sağ şeritte park etmiş tıra arkadan çarpma kuralını ihlal ederek dikkat ve özen hükümlülüğüne aykırı hareketiyle asli kusurlu olduğu, diğer park etmiş tır sürücüsü ... ise aracının meskün mahalde bölünmüş yolun sağ şeridine park etmesinin ayrı bir ... suçunu oluşturduğu, dolayısıyla bu kazanın oluşumunda kusurunun olmadığının belirtildiği,
... Ulaştırma Birimi ... ve ... Öğretim Elemanlarından alınan üç kişilik bilirkişi raporunda ise, otomobil sürücüsü sanık ...'in yerleşim yerinde hızını 50 km/saatin altına düşürmesi gerekirken bunu yapmaması gündüz şartlarında görüşe açık yolda sağ şeritte park halinde bulunan tır kamyonunu fark edince fren yapıp arkasında durması veya sol şeridine geçmesi gerekirken bunu yapmaması, savunmasında belirttiği üzere güneş ışınları sebebiyle gözü kamaşmışsa derhal durması veya bu konuda bir önlem alması gerekirken durmaması ve önlem almaması, olayın cereyan tarzı ve kaza sonrasındaki aracının ağır hasara uğraması, olay yerinde fren izi görülmemesi ve kendi beyanına göre kaza sırasında 60-70 km/saat hızla seyretmesi nedeniyle hız sınırlarına uymadığının anlaşılması ve bu şekilde tedbirsiz dikkatsiz ... düzeni ve güvenliği ile ilgili özen yükümlülüğüne ve hız sınırlamasına uymayarak hatalı bir şekilde aracını sevk ve idare ederek olayın meydana gelmesinde birinci derecede ve tam etkili bulunduğu, sanık park etmiş tır sürücüsü ...'ın ise aracını gündüz görüşe açık ve düz yolda park etmesi, park ettiği aracının başka sürücüler tarafından görülmemesine mani bir durumun olmaması, hareketinin sadece hatalı park yasağına uymamak olarak ifade edilebilecek başka bir ... kuralı ihlalinde bulunduğu, bu ihlalinin dava konusu olayda etkisinin bulunmadığı, dolayısıyla ...'ın bu olayın meydana gelmesinde etkili kural ihlalinin bulunmadığının belirlendiği,
Temyiz incelemesine konu dosyada, daire çoğunluğu ile aramızda oluşan görüş ayrılığı, park halindeki tır sürücüsü sanık ...'ın öldürme ve yaralanmayla sonuçlanan ... kazasında taksire dayalı kusurunun bulunup bulunmadığına ilişkindir.
Öğretide ve Ceza Genel Kurulunun birçok kararında vurgulandığı ve benimsendiği üzere taksirli suçlarda bulunması gereken unsurlar;
"1-Fiilin taksirle işlenebilen bir suç olması,
2-Hareketin iradi olması,
3-Sonucun istenmemesi,
4-Hareket ile sonuç arasında nedensellik bağı bulunması,
5-Sonucun öngörülebilir olmasına rağmen öngörülmemiş olması,"
Şeklinde kabul edilmektedir.
Taksirli suçlarda da gerek icrai hareketin gerekse ihlali hareketin iradi olması ve meydana gelen neticenin öngörülebilir olması gerekmektedir. İradi bir davranış bulunmadığı takdirde taksirden bahsedilemeyeceği gibi, öngörülemeyecek bir sonucun gerçekleşmesi halinde de failin taksirli suçtan sorumluluğuna gidilemeyecektir. Sonucun gerçekleşmesinde, mağdurun taksirli davranışının da etkisinin bulunması halinde diğer taksirli davranış nedensellik bağını kesmediği sürece bu durum failin taksirli sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağı gibi taksirin niteliğini de değiştirmeyecektir. Taksir sorumluluğunda bu beş unsurun tamamının gerçekleşmesi aranmakta, unsurlardan birinin gerçekleşmemesi durumunda taksir sorumluluğundan söz edilemeyecektir.
Temyiz incelemesine konu suçun taksirle işlenebilen bir suç olduğu, sanığın aracını bulunduğu yere parketmesinin iradi olduğu, ve sanık ...'nın ölüm ve yaralanma sonuçlarını istemediği, ve öngörülebilirlik konusunda bir tereddüt yoktur. Dosya kapsamı ile uyumlu olduğu görülen Adli Tıp Kurumu raporları ve ... raporlarına göre incelemeye konu ... kazası, otomobil sürücüsü sanık ...'in yerleşim bölgesindeki yolda hız limitinin üzerinde seyretmesi, önünde araç veya yaya olabileceğini öngörerek daha dikkatli olması gerekirken yola gerektiği gibi dikkatini vermemesi, güneşin görüşünü engellemesine rağmen derhal aracını durdurmaması veya başkaca bir tedbir almaması suretiyle asli kusurlu olarak önündeki sağ şeritte parketmiş araca arkadan çarpması sonucu meydana gelmiştir. Sanık ... aracını dikkatli ve özenli kullansaydı, sağ şeritteki aracı görüp yavaşlayıp durabilir veya boş olan sol şeride geçip yoluna devam edebilirdi. Kaldı ki sanık ... bu dikkatsiz ve özensiz sürüşüyle sağ şeritteki tır hareket halinde olsaydı ve bu tıra arkadan çarpsaydı dahi asli ve tam kusurlu olacaktı dolayısıyla tırın hareket halinde veya parketmiş durumda olmasının bu kazanın meydana gelmesinde bir rolü ve etkisi yoktur. Tır sürücüsü sanık ...'in aracını kazanın olduğu yere park etmesi, 2918 sayılı yasanın 62. maddesindeki park yasağına uyulmaması kuralını ihlal olarak değerlendirilmekle birlikte bu ihlalin idari para cezasını gerektirmesi, sanık ...'in aracını gündüz vakti görülebilir şekilde park etmesi, parkediliş pozisyonuna göre yolun sol şeridin araç trafiğine uygun olması, kaza anında sol şeridin boş olması, kazanın diğer otomobil sürücüsü sanık ...'ın önceden sonuca tam etkili taksire dayalı kusurlu davranışlarından kaynaklanması, sanık ...'ın kusurlu hareketlerinin diğer sanık ...'in usulsüz park etme hareketi ile kaza arasındaki nedensellik bağını kesmesi nedeniyle ve tır sürücüsü sanık ... açısından taksir sorumluluğundan söz edilemeyecektir.
Benzer olaylara ilişkin olarak;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 20.04.2021 tarihli 2017/12-538 Esas ve 2021/159 sayılı kararında özetle "... Her ne kadar sanığın aracını park ettiği kaza mahalinin 13 metre ilerisinde park yasağını gösteren ... işaret levhası bulunmakta ise de, olay yeri keşfe dayalı olarak bilirkişi tarafından tanzim olunan rapor ile mahal durumunu gösteren fotoğraflara göre sanığın aracını nizami bir şekilde park etmesi, yol genişliği ve çarpma noktası dikkate alındığında park halinde bulunan aracın ... akış ve güvenliğini olumsuz şekilde etkileyecek nitelikte olmaması ve ölenin kullandığı motosikletin direksiyon hakimiyetini kaybederek sanığın park halindeki aracına arkadan çarpması hususları dikkate alındığında, kazanın meydana gelmesinde sanığın bir etkisinin ve kusurunun bulunmadığının kabulü gerektiği ..." vurgulanarak ölen sürücünün önceden motosikletinin sevk ve idaresini yol ve mahal şartlarını ayarlamayarak direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu park yasağı bulunan yere park etmiş sanığın aracına arkadan çarparak hayatını kaybetmesi olayında sanığın taksire dayalı kusurluluğunun bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 24.03.2022 tarihli 2018/12-540 Esas ve 2022/207 sayılı kararında özetle; "... Dosya kapsamı ile uyumlu olduğu görülen ... kaza tespit tutanağı ve yargılama sırasında alınan bilirkişi raporunda belirtildiği üzere, ölen ...'in azami hız limitinin 30km/saat olduğu meskun mahalde, hızını gerekli şartlara uydurmamak ve viraja girerken hızını azaltmamak suretiyle dikkatsiz ve tedbirsiz davranması neticesinde direksiyon hakimiyetini kaybederek sanık ...'in cadde kenarına park ettiği kamyona arkadan çarpması nedeniyle asli kusurlu kabul edildiği, sanık ...'in söz konusu kamyonu nizami bir şekilde park etmesi.. kaza sırasında park halindeki bu kamyonun yol genişliği ve çarpma noktası dikkate alındığında park halinde bulunan aracın ... akış ve güvenliğini olumsuz şekilde etkileyecek nitelikte olmaması, olayın ölen ...'in kullandığı aracının direksiyon hakimiyetini kaybederek park halindeki kamyona arkadan çarpması sonucu meydana gelmesi nedeniyle park halindeki araç sürücüsü ...'in kazanın meydana gelmesinde bir etkisi ve kusurunun bulunmadığı ..." vurgulanarak, otomobil sürücüsünün önceden hızını mahal şartlarına göre ayarlamayarak direksiyon hakimiyetini kaybedip park yasağı olan yerde park etmiş kamyona çarparak ölmesi olayında, park etmiş araç sürücüsünün taksire dayalı kusurluluğunun bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Temyiz incelemesine konu ... kazasında, park etmiş tır sürücüsü sanık ...'ın taksire dayalı bir kusurluluğunun bulunmadığı, dolayısıyla atılı taksirle ölüme ve yaralamaya neden olmak suçundan beraati yönündeki İlk Derece Mahkemesinin kararını uygun bulan Bölge Adliye Mahkemesi kararının esastan ret suretiyle onanmasına karar verilmesi gerekirken, park etmiş tır sürücüsü sanık ...'ın kazanın oluşumunda tali düzeyde kusurlu olduğu ve mahkumiyeti gerektiği yönündeki Dairemiz sayın çoğunluğunun Bozma görüşüne katılmamaktayım.