"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ:Ceza Dairesi
SAYISI : 2019/2217 E., 2021/529 K.
SUÇ : Taksirle öldürme
HÜKÜM : İstinaf başvurularının esastan reddi kararı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Bozma
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; sanık müdafii ve katılanlar vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 85/2, 22/3, 62/1, 53/6 ve 63. maddeleri uyarınca 5 yıl 6 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, sürücü belgesinin 3 ay süreyle geri alınmasına ve mahsuba karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince sanık müdafiinin ve katılanlar vekilinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca sanık müdafiinin tüm temyiz sebeplerinin reddine, katılanlar vekilinin temyiz isteminin kabulü ile hükmün bozulmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılanlar vekilinin temyiz sebepleri; sanığın süratli ve alkollü olması nedeniyle kazanın meydana geldiğine, çarpışma sonrası olay yerinden kaçmaya çalıştığına, olayda olası kast hükümlerinin uygulanması gerektiğine, kusur değerlendirmesinin yanlış yapıldığına, aynı vekâletname olsa da her bir katılan lehine ayrı ayrı vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğine, anılan gerekçeler ile kararın sanık aleyhine bozulmasına karar verilmesi talebine ilişkindir.
Sanık müdafiinin temyiz sebepleri; kazanın sanığın kendi şeridinde meydana geldiğine, karşı taraf motosiklet sürücüsünün ehliyetinin olmadığı, motosikletin tescilsiz ve plakasız olduğu, sürücü ve yolcunun kask, dizlik gibi koruyucu önlemleri almadığı ve kazanın meydana gelmesinde asli kusurlu olduğu, müvekkilinin alkol miktarının bilinçli taksir oluşturacak düzeyde yüksek olmadığına, olayın oluş şekline göre cezanın yüksek belirlendiğine, anılan gerekçeler ile usûl ve kanuna aykırı kararın sanık lehine bozulmasına karar verilmesi gerektiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. İlk Derece Mahkemesince, 07.07.2018 tarihinde saat 01.09 sıralarında sanığın sevk ve idaresindeki 16... plakalı hususi otomobiliyle, geceleyin far ışığı altında kaza mahalli olan... Caddesi üzerindeki yere, ...stikametinden ...istikametine yolun yokuş yukarı olan 2 şeridinin solundaki şerdi üzerinden düz doğrultuda seyrine devam ederek geldiğinde, devamlı beyaz kalın 2 şerit çizgisiyle ikiye bölünmüş yolun karşı şeridinden kendisine doğru, farları yanar vaziyette olan tescilsiz motosiklet sürücüsünü havanın gece olması ve kaza mahallindeki yol kenarındaki sokak aydınlatma direklerindeki lambaların yanar vaziyette olduğu ve görüş açısının açık olması göz önüne alındığında çarpma anından çok önce fark ederek, kendi varlığını belirtir tarzda uyarıp, manevra kabiliyeti yüksek olan aracıyla etkin direksiyon ve fren tedbiri alması gerekirken yeterli tedbiri almadığı, kendi seyir yönüne göre yolun yukarı doğru (çıkış eğimli) olması ile çarpması sonrasında aracında oluşan ağır hasar durumu, kendisinin yaralanma derecesi ve çarpma sonrası aracını ileri yönde ilk durduğu nokta olan 90 metrelik mesafe, yol kenarındaki net görünür şekildeki 50 km hız ikaz levhasının varlığını dikkate almayarak, kaza noktasında mahal şartlarının üzerinde bir hızla seyir halinde olduğu, çarpışma anında gazdan ayağını çekerek fren tedbirine başvurmadığı, kaza sonrası aracının hızını yine azaltmadan düz doğrultuda seyrine devam ettiği, kaza öncesi içmiş olduğu yasal sınırın üzerindeki alkolün etkisiyle, kendi şeridine girmiş olan kimliği tespit edilemeyen ölen sürücünün idaresindeki tescilsiz motosikletin ön kısımlarının, kendi aracının sol ve orta kısımlarıyla çarpışması sonucu, motosiklet sürücüsünün arkasında oturan yolcunun da ölmesi ile sonuçlanan dava konusu trafik kazasının oluşumunda, zararlı sonucun meydana gelmemesi için önceden kendisinden beklenen kontrol, dikkat ve özeni göstermediği, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporu ve Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinin 10.09.2019 tarihli raporuna göre, meydana gelen kaza neticesinde sanığın tali, ölen motosiklet sürücüsü ve yolcusunun asli kusurlu olduğunun tespit edildiği anlaşılarak, sanığın bilinçli taksirle öldürme suçunu işlediği kabulü ile 5271 sayılı TCK'nın 85/2 ve 22/3. maddeleri uyarınca mahkûmiyetine karar verilmiştir.
2. İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılarak istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE VE KARAR
Mahkemenin sanık hakkında tayin edilen cezaya yönelik kabul ve takdirinde isabetsizlik görülmediğinden, Tebliğname'de bozma öneren görüşe iştirak edilmemiştir.
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşılmakla, Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesinin kararında sanık müdafii ile katılanlar vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı CMK'nın 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden CMK'nın 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/1. maddesi uyarınca, Bursa 7. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
31.03.2026 tarihinde karar verildi.