"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ:Ceza Dairesi
SAYISI: 2018/126 E., 2019/1972 K.
SUÇ : Taksirle Öldürme
HÜKÜM: İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak beraat
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; sanık müdafii ve katılan vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 85/1, 62/1, 50/4, 50/1-a, 52/2-4. maddeleri uyarınca 12.100,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasıyla yeniden yapılan yargılama sonucu CMK'nın 22/2-c maddesi uyarınca sanığın beraatine karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca sanığın mahkûmiyetine hükmedilmesi gerektiğinden bahisle hükmün bozulmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılan vekilinin temyiz isteği, sanığın mahkûmiyetine hükmedilmesi gerektiğine, sanık müdafiinin temyiz isteği, sanığın soruşturma izni alınmadan yargılanması mümkün olmadığından hakkında düşme kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1.İlk Derece Mahkemesince, dosyada mevcut belge ve bilgiler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede;Olay günü aşırı kar yağışı nedeniyle yolun bazı kısımlarının kapanması, devrilen araçların olması ve kişilerin mal ve can güvenliğinin sağlanması için Ayaş-Ankara karayolunun trafiğe kapatılmasına yönelik talimat kapsamında, polis memuru olan sanığın görevli başka polis memurları ile birlikte yolu ulaşıma kapatıp araçların geçişine izin vermedikleri, bir önceki durdurma noktasından izinsiz geçen bir aracı durdurdukları, bu araçta bulunan ...'ın araçtan inerek görevli memurlardan geçmelerine izin vermesi hususunda ısrarcı olduğu, sanığın izin vermemesi üzerine ...'ın agresifleşerek ısrarlarına devam ettiği ve hatta bir kısım tanık beyanlarına göre "benim kim olduğumu biliyor musunuz, sen fetöcüsün" tarzı sözler söyleyip başka yerlerde tanıdıkları olduğuna dair beyanlarda bulunduğu, bunun üzerine sanığın ...'ı hakkında işlem yapacağı ve kelepçe takacağı hususunda uyardığı, ...'ın "takacaksan tak" yönünde beyanda bulunarak mukavemete devam ettiği ve sanığın ...'ı kelepçeleyerek ekip otosunun arka kısmında bulunan mobil nezarethaneye koyduğu, ...'ın kalp rahatsızlığından bahsederek fenalaştığını söylediği, sanığın kelepçeleri çıkararak ...'ı aracın arka koltuğuna oturttuğu ve limon vererek hastaneye götürmek istediği sırada tesadüfen yoldan geçen bir ambulansa bindirdiği ancak ...'ın tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybettiği olayda, tali kusurlu olduğu kabul edilen sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 85/1. maddesindeki taksirle öldürme suçundan mahkûmiyet kararı verilmiştir.
2. Bölge Adliye Mahkemesi tarafından, "İstanbul Adli Tıp Kurumu Başkanlığı 1. İhtisas Kurulunun 08.04.2015 tarihli raporunda, ölenin ölümünün, kronik kalp damar hastalığı bulunan kişide ölümün maruz kaldığı tartışma olayının efor ve stresinin tetiklediği ani kardiyak ölüm sonucu meydana gelmiş olduğu, olayla ölüm arasında tıbben illiyet bağı bulunduğu, yaşanan olay ile ölüm arasında illiyet bağının kurulmuş olmasının, sanığı meydana gelen ölüm sonucundan sorumlu tutmak için yeterli olmadığı, yoldan geçen öleni tanımayan sanık tarafından, ölendeki kalp damar rahatsızlığının bilinmesini beklemek hayatın olağan akışına aykırı olduğu gibi, sanık bu rahatsızlığı bilmiş olsa da varılan sonucun değişmeyeceği, Yargıtay 12.Ceza Dairesinin 04/05/2015 tarihli ve 2014/18994-2015/7255 E-K sayılı 06/05/2015 tarihli ve 2014/17690-2015/7546 E-K, 15.03.2016 tarihli ve 2015/9004-2016/4136 E-K ve 08/02/2016 tarihli ve 2015/14816-2016/1472 E-K sayılı kararlarında da belirtildiği gibi, sanık tarafından maktüle yöneltilmiş TCK'nın 86/2 maddesi kapsamında bir kasten yaralama eylemi olmadığı sürece sanığı ölümden sorumlu tutmanın mümkün olmadığı, dosyamız sanığının görev sınırları içerisinde kelepçe takmasının kasten yaralama niteliğinde bulunmadığı, bir an için sanığın görevde yetki sınırlarını aştığı kabul edilse bile kasten yaralama kastı ile hareket etmediği için yine hakkında TCK'nın 86/2,22,23 maddeleri delaletiyle TCK'nın 85/1 maddesinden sorumlu tutulamayacağı bu itibarla, sanığın üzerine atılı taksirle öldürme suçunda kusurunun bulunmadığı; gerek sanık savunması ve savunmayı doğrulayan tarafsız tanık anlatımlarına, gerek otopside haricen tarif edilen travmatik bulgulara göre, sanığın öleni yaralama kastıyla hareket ettiğine ve ona fiziksel temasta bulunduğuna dair, bir iddia ve delil bulunmaması karşısında, sanığın eyleminin TCK'nın 86/2. maddesinde tanımlanan kasten yaralama suçunu da oluşturmayacağı anlaşılmakla" şeklindeki gerekçe ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yüklenen suç açısından sanığın taksirinin bulunmaması nedeniyle CMK'nın 223/2-c maddesi gereğince beraatine karar verilmesi yönünde hüküm kurulmuştur.
IV. GEREKÇE ve KARAR
Yüklenen suç açısından taksiri bulunmadığından bahisle 5271 sayılı CMK'nın 223/2-c maddesi uyarınca sanığın beraatine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın gerekçesinin doğru olduğu değerlendirilmekle, Tebliğnamede bu yönde bozma öneren görüşe iştirak edilmemiştir.
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, yüklenen suç açısından failin taksirinin bulunmadığı gerekçeleri gösterilerek kabul ve takdir kılınan Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin kararında sanık müdafii ve katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı CMK'nın 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden CMK'nın 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/1. maddesi uyarınca Ankara Batı 8. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
05.01.2026 tarihinde karar verildi.