Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

12. Ceza Dairesi

Dosya2021/6709 E. 2026/486 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ:Ceza Dairesi

SAYISI: 2018/511 E. 2019/548 K.

SUÇ : Taksirle öldürme

HÜKÜM:Sanık ... hakkında esastan ret, sanık ... hakkında istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılarak sanığınmah kumiyetine

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; sanık ... müdafi ve katılanlar vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde;

Sanık ... hakkında taksirle öldürme suçundan kurulan hükmün kesin nitelikte olduğu belirlenmiş,

Sanık ... hakkında taksirle öldürme suçundan kurulan hüküm yönünden 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

İlk Derece Mahkemesince sanık ... hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 85/1,63. maddeleri uyarınca 4 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve mahsuba, sanık ... hakkında ise kasten yaralama suçundan 5237 sayılı TCK'nın 86/2,3-e,35.maddeleri uyarınca 11... gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş, sanıklar müdafilerinin ve katılanlar vekilinin istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesince talebin kabulü ile 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca duruşma açılarak sanık ... hakkında CMK'un 280/2-ilk cümlesi gereğince istinaf istemlerinin esastan reddine CMK'nun 286/2-b maddesi gereğince kesin olarak, sanık ... hakkında ise ilk derece mahkemesi hükmünün kaldırılmasıyla yeniden yapılan yargılama sonucu TCK'nın 85/1,53/1. maddeleri uyarınca 4 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluğuna karar verilmiş olup, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca hükümlerin onanmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ

Sanık müdafinin temyiz sebepleri; sanığın kasten yaralamadan cezalandırılması gerektiğine ilişkindir.

Katılanlar vekilinin temyiz sebepleri; Adli tıp raporlarının hüküm vermeye elverişli olmadığına,beyin ameliyatı yapılan ölenin, basit tıbbi müdahale ile giderilecek şekilde yaralanmasının mümkün olmadığına,sanıkların kasten öldürmeden cezalandırılması gerektiğine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR

1. İlk Derece Mahkemesince, dosyada mevcut belge ve bilgiler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; Olay tarihinde ölen ...'nın inceleme dışı sanık ... ve tanık ... ile birlikte ... market isimli işyerinde bulundukları sırada gece saat 01.05 sıralarında, sanıklar ... ve ...'un araçla ... market isimli işyerinin önüne geldikleri, bu arada ...'nın market içerisinde olduğu, sanıklar ... ve ...'un, inceleme dışı sanık ... ve tanık ... ile bir süre konuştukları, bu arada ...'in market dışına çıkmak için hareket ettiği, tam olarak anlaşılamayan bir nedenle sanık ... ile ...'in tartıştıkları, bu sırada diğer sanık ...'un bilinmeyen bir sebeple ...'in yüzüne ve göğüs kısmına yumrukla vurduğu, bunun üzerine ...'in yere düştüğü, ... yerdeyken sanık ...'un maktulün kafasına tekme ile vurduğu, olay yerine gelen tanıklar ... ile ...'un sanık ...'yı uzaklaştırmaya çalıştıkları, bu arada sanık ...'un yerde yatmakta olan maktulün ayağına tekme attığı, yine sanık ...'nın yerde yatmakta olan maktulün yüzüne tekme attığı, sanık ...'un işyeri önünde bulunan dubayı eline alarak, yerde yatmakta olan maktule vurmaya çalıştığı, araya giren tanık ...'un sanığa engel olduğu, sonrasında maktul ...'nın ambulansla ... Devlet Hastanesi'ne kaldırıldığı, hastaneye kardiak arrest olarak getirlidiği, yeniden canlandırma işlemi uygulandığı ve yoğun bakımda tadavi altına alındığı 03/11/2016 tarihinde hastanede öldüğü olayda;

Sanık ... hakkında her ne kadar kasten öldürme suçunu işlediğinden bahisle cezalandırılması istemiyle mahkememize kamu davası açılmışsa da, mahkememizce yapılan yargılama sonucu, sanık ile maktül arasında olay öncesine dayalı öldürmeyi gerektirir bir husumetin bulunmadığı, maktüldeki darbe sayısı ve şiddeti, sanığın olayda kullandığı aracın öldürmeye elverişli olmadığı, sanığın eylemi sonrası Adli Tıp Kurumu raporlarında da belirtildiği şekilde mağdurun yaşamını tehlikeye sokan bir durum olmadığı, meydana gelen yaralanmanın kişi üzerindeki etkisinin basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte olduğu, dosyadaki tıbbi belgelerde ve otopsisinde maktulün dış muayenesinde tespit edilen travmatik değişimlerin lokalizasyonları, özellikleri ve ağırlıkları itibariyle tek başına ölüm meydana getirebilecek nitelikte olmadıkları, iç muayenesinde kafa tasında kırık, kafa içi kanama, beyin kanaması, beyin doku harabiyeti, iç organ ve büyük damar yaralanması tarif edilmediği, maktülde kronik kalp damar hastalığının mevcut olduğu, kronik kalp damar hastalığı bulunan kişide ölümün maruz kaldığı tartışma ve darp olayının efor ve stresinin tetiklediği ani kardiyak ölüm sonucu meydan gelmiş olduğu gözetildiğinde sanığın kasten öldürme suçunun kanuni tanımındaki unsurları bilerek ve istenerek gerçekleştirmediği, dolayısı ile kasten öldürme suçunda sorumlu tutulamayacağı kanaatine ulaşılmıştır.Buna karşın sanık ...’nın maktülü basit tıbbi müdahale ile giderilebilir şekilde darp ettiği ve hastaneye kaldırılan maktülün darp olayının efor ve stresinin tetiklediği ani kardiyak ölüm sonucu hayatını kaybettiği, böylece sanığın eylemi ile maktülün ölümü arasında bir nedensellik bağı bulunduğu ancak sanığın bu sonucu istemediği, dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranarak istemeyerek maktulün ölümüne sebep olduğu gözetildiğinde sanık ...’nın eyleminin 5237 sayılı TCK'nın 85/1. maddesinde düzenlenen taksirle öldürme suçuna vücut verdiği, sanık ... açısından; olay yerini gösterir kamera kayıtları, buna ilişkin CD izleme ve tespit tutanağı ile mahkememizce CD görüntüleri üzerinde yapılan inceleme içeriği ve dosya kapsamından anlaşılacağı üzere sanık ...'un suça konu olayda yalnızca sanık ...'nın darp eylemi sonucu yere düşen ve yerde yatmakta olan ...'nın ayağına sağ ayağıyla tekme attığı, ayrıca işyeri önünde bulunan işyerine ait plastikten yapılma silah sayılabilecek dubayı eline alarak yerde yatan ...'ya vurmaya çalıştığı, araya giren tanık ...'un kendisine engel olduğu gözetildiğinde sanığın silahtan sayılan plastik dubayla maktülü yaralamaya çalıştığı ancak elinde olmayan nedenlerle bunu gerçekleştiremediği, eylemleri ile ölüm olayı arasında illiyet bağı bulunmadığı, sanık ...’un TCK m. 86/3-e’de belirtilen silah sayılabilecek plastik dubayı kullanarak yaralama kastı ile hareket ettiği ancak eyleminin teşebbüs aşamasında kaldığı değerlendirilerek sanık ... hakkında kasten yaralama, sanık ... hakkında ise TCK'nın 85/1. maddesindeki taksirle öldürme suçundan mahkûmiyet kararı verilmiştir.

2.Bölge Adliye Mahkemesi tarafından yapılan yargılamada Dairece Adli Tıp Kurumu Üçüncü Üst Kurulundan aldırılan 08/11/2018 tarihli raporda; "Maktulün olay sebebiyle yaralanmasının yaşamını tehlikeye sokacak nitelikte olmadığı, kişi üzerindeki etkisinin BTM ile giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte olduğu, olayın meydana geliş şekli, tıbbi belgeler ve otopsisinde elde edilen bulgular birlikte değerlendirildiğinde, kronik kalp ve damar rahatsızlığı bulunan kişide ölümün maruz kaldığı tartışma ve darp olayının efor ve stresinin tetiklediği, tetiklediği ani kardiyak ölüm sonucu meydana gelmiş olduğu, olayla ölüm arasında tıbben illiyet bağı bulunduğu" mütalaa edilmiş olup; sanıklar tarafından maktulde meydana getirilen yaralanmaların TCK'nın 86/2. Maddesi kapsamında kaldığı, TCK'nın 87/4. Maddesinin uygulanabilmesi için maktuldeki yaralanmaların TCK'nın 86/1. Maddesi kapsamında bulunması gerektiği, bu nedenle olayda TCK'nın 87/4. Maddesinin uygulama olanağının bulunmadığı kanaatine varılarak ; sanıkların eylemleri ile ölüm arasına nedensellik bağı bulunduğu, sanıkların ölüm sonucu istediklerine ilişkin delil elde edilemediği, ancak dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranarak ölüme neden oldukları, bu nedenle sanıklar hakkında TCK'nın 85/1. Maddesinin uygulanması gerektiği anlaşılmıştır. Maktulde olay öncesinde kalp hastalığı bulunduğu, bu hususun sanıklar tarafından bilindiğine ilişkin delil olmadığı, bu nedenle TCK'nın 22/3. Maddesinin uygulanamayacağı görülmüştür,

Sanıkların olay sırasında maktulün yere düşmesine rağmen vurmaya devam etmeleri, taksire dayalı kusurlarının ağırlığı, suçun işlenmesindeki özellikler, dikkate alındığında cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmesi gerektiği kanaatine varılmıştır.

İlk derece mahkemesince, sanık ...'nın taksirle ölüme neden olmak suçundan cezalandırılmasına karar verilmiş olup, verilen karar usul ve yasaya uygundur. Bu nedenle esastan reddi gerekmektedir. Ancak, tanık anlatımlarından ve olay yeri görüntü kayıtlarından, olayın öncelikle sanık ... tarafından başlatıldığı ve her iki sanığın da maktule yönelik BTM ile giderilebilecek, yaralanma oluşturabilecek şekilde eylem gerçekleştirdikleri, bu nedenle eylemden TCK'nın 37. Maddesi kapsamında sorumlu oldukları, bu nedenle sanık ... hakkında silahla yaralamaya teşebbüsten verilen hükmün usul ve yasaya aykırı olduğu anlaşıldığından, katılanlar vekilinin istinaf isteminin kabulüyle, ilk derece mahkemesinin sanık ... hakkındaki kasten yaralamaya teşebbüs suçundan kurulan hükmün kaldırılarak, sanık ...'un taksirle ölüme neden olmak mahkûmiyet hükmü kurulmuştur.

IV. GEREKÇE VE KARAR

A) Sanık ... Hakkındaki Hükme Yönelik Temyiz İstemi Yönünden;

5271 sayılı CMK''nın 286/2-a maddesinde yer verilen; “İlk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adlî para cezalarına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararları,”nın temyiz incelemesine tabi olmadığına ilişkin düzenleme ile incelemeye konu suçun, aynı Kanun’un 286/3. maddesi kapsamında da bulunmadığı dikkate alındığında, katılanlar vekilinin temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 298/1. maddesi uyarınca, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle REDDİNE,

A) Sanık ... Hakkındaki Hükme Yönelik Temyiz İstemleri Yönünden;

Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşılmakla, sanık müdafiinin ve katılan vekilinin yukarıda ilgili bölümde ileri sürdüğü bu kapsamdaki temyiz sebeplerinin reddine, ancak;

Taksirli suçlarda TCK'nın 53/1-2-3 maddelerinde düzenlenen hak yoksunluklarının sanık hakkında uygulanamayacağının gözetilmemesi,

Hukuka aykırı olup, açıklanan nedenle sanık müdafinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesi kararının 5271 sayılı CMK'nın 302/2. maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 303/1.maddesi gereği Bölge Adliye Mahkemesinin kararının hüküm fıkrasında yer alan TCK'nın 53/1.maddesindeki hak yoksunluklarının uygulanmasına ilişkin kısmın çıkarılması suretiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/1. maddesi uyarınca Manavgat 2.Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

15.01.2026 tarihinde karar verildi.

§