Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

12. Ceza Dairesi

Dosya2021/5258 E. 2026/615 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi

SAYISI : 2017/4151 E., 2018/637 K.

SUÇ : Taksirle öldürme

HÜKÜM : İstinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılarak sanıkların mahkumiyetlerine

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; sanıklar müdafiileri tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

İlk Derece Mahkemesince sanık ... hakkında taksirle öldürme suçundan 5271 sayılı CMK'nın 223/2-c maddesi uyarınca beraatine, sanık ... hakkında taksirle öldürme suçundan 5237 sayılı TCK'nın 85/1. maddesi uyarınca 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmalarına karar verilmiş, sanık ... müdafii ve katılanlar vekilinin istinafları üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf taleplerinin kabulü ile 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca ilk derece mahkemesi hükmünün kaldırılmasıyla yeniden yapılan yargılama sonucu sanık ... hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 85/1, 62/1, 50/1-a, 52... /4. maddeleri uyarınca 15.200,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve 24 taksit halinde tahsiline, sanık ... hakkında taksirle öldürme suçundan 5237 sayılı TCK'nın 85/1. maddesi uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca, sanıklar müdafiilerinin temyiz istemlerinin kabulü ile hükmün bozulmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ

Sanık ... müdafiinin temyiz sebeplerinin; müvekkilinin maliki olduğu binanın son iki katının ruhsatsız bir yapı oluşu nazara alınarak kusurlu sayılmasının usul ve yasaya, hakkaniyete aykırı olduğuna, boyama sırasında iskele kurulmaması ve maktulün 4 metre uzunluğunda sopa kullanması nedeniyle kazanın meydana geldiğine, kaza ile müvekkilinin herhangi bir eylemi arasında illiyet bağı bulunmadığına ve beraatine karar verilmesi gerektiğine, ilişkindir.

Sanık ... müdafiinin temyiz sebeplerinin; diğer sanığa ait binanın iki katının kaçak olması ve kazaya sebep elektrik hattından geçen elektriğin kesilmemesi nedeniyle kazanın meydana geldiğine, sanık hakkında takdiri indirim sebeplerinin uygulanmamasının hukuka aykırı olduğuna, usul ve yasaya aykırı mahkumiyet kararının bozulması gerektiğine, ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR

1. İlk Derece Mahkemesince, sanık ...'e ait ait binanın boya ve badana işleri yapılırken sanık ... ile ölen arasında hizmet (iş), başka bir anlatımla işçi-işveren ilişkisi bulunduğundan, sanığın işçisi konumundaki müteveffanın kaza sonucu ölmesinde, bina sahibinin cezai anlamda bir sorumluluğu ve kusuru görülmeyerek, eser sözleşmesinde iş sahibinin yaşam deneyimlerinden ve somut gerçeklerden hareketle sorumlu tutulacağı durumlar olabileceği, sanığın boya badana işini, bu konuda yetkili ve MTK gibi büyük bir yerin işini alan sanık ...’ya verdiği, dolayısıyla işin yapılması sırasında ...'in hayatını kaybetmesinde sanık ...'e izafe edilecek herhangi bir kusur görülmediğinden beraatine, her ne kadar sanık ...'nun ölenin işçisi olmadığını, işi kendisinin aldığını, ancak müteveffanın işi " ben yapacağım" demesi üzerine ona verdiğini beyan ile beraaatına karar verilmesini talep etmiş ise de, ölen ...'in olaydan sonra hastanede alınan beyanı, tanıklar anlatımı, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, müteveffanın sanığın işçisi olduğu, sanığın mesleki risklerin önlenmesi, çalışanlara gerekli eğitim ve belgilerin verilmesi dahil her türlü tedbiri alması, somut olayda olduğu gibi iskele kurdurmadan işçileri çalıştırması, iş güvenliği ve işçi sağlığı için alınması gerekli bütün tedbirleri alması gerekir iken almadan işçileri çalıştırması ve ...'in ölümle sonuçlanan eylemi arasında uygun illiyet bağı bulunduğundan, sanık ile ölen arasındaki sözleşmenin hizmet sözleşmesi olması da nazara alınarak sanık ... hakkında 5237 sayılı TCK'nın 85/1. maddesindeki taksirle öldürme suçundan mahkûmiyet kararı verilmiştir.

2. Bölge Adliye Mahkemesi tarafından duruşmalı yapılan inceleme neticesinde, sanık ...'e ait 4 katlı binanın dış cephe boyaması için ...'in oğlu ...'ın sanık ... ile anlaştıkları, sanık ...'nin binanın boyanması işini maktul ... ile tanıklar ... ve ... isimli boya işçilerine verdiği, olay tarihinde maktul ...'ın 4 metre uzunluğundaki profil sırığın ucuna geçirdiği boya rulosu ile terastan eğilerek ön dış cephe boyasını yaptığı saat 09:00 sıralarında elindeki boya aparatını binanın yakınından geçmekte olan yüksek gerilim enerji nakil hattına temas ettirmesi sonucu elektrik enerjisine kapıldığı ve elbiselerinin tutuşması sonrasında yanmaya başladığı, kaldırıldığı ... Üniversitesi Hastanesinde yanığa bağlı nedenlerden kaynaklanan komplikasyon sonucu 02/08/2014 tarihinde hayatını kaybettiği, kazanın meydana geldiği binanın 3 ve 4. katlarının ruhsatsız olarak sanık ... tarafından imara aykırı olarak yapıldığı, yaklaşık 2 metre yakınında yüksek gerilim hattı bulunmasına rağmen, imara aykırı kaçak yapılaşma nedeniyle ilgili kurumlarca herhangi bir tedbir alınmadığı, dosyada bulunan her iki raporda da sanık ...'in bu nedenle asli kusurlu olduğunun belirlendiği halde yerel mahkemece bu sanığın cezai sorumluluğu bulunmadığı gerekçesi ile beraat kararı verilmiş olması yasaya aykırı olduğundan katılanlar vekilinin istinaf taleplerinin kabulü ile yerel mahkeme hükmünün kaldırılarak sanık ...'in TCK 85/1 madde uyarınca cezalandırılmasına, sanık ... hakkında yerel mahkemece sanığın asli kusurlu olduğu kabul edilmiş olmasına rağmen temel ceza belirlenirken TCK 61/1 ve 22/4 madde ve fıkralarında yer alan failin kusuru, meydana gelen zarar, suçun işleniş biçimi dikkate alınmak suretiyle TCK 3/1 madde uyarınca işlenen fiilin ağırlığı ile orantılı olacak şekilde maddede öngörülen cezanın alt ve üst sınırları arasında hakkaniyete uygun bir cezaya hükmolunması gerekirken alt sınırdan cezaya hükmedilmiş olması nedeniyle sanık ... hakkındaki mahkumiyet hükmünün de kaldırılarak temel ceza yukarıda belirtilen ilkeler doğrultusunda 2 yıl 6 ay olarak belirlenmek suretiyle karar verilmiştir.

IV. GEREKÇE ve KARAR

1.Sanık ... Hakkında Kurulan Mahkumiyet Hükmü Yönünden:

Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 02.10.2024 tarihli ve 2021/228 Esas, 2024/281 Karar nolu kararı gereğince; UYAP sisteminden temin edilen nüfus kayıt örneğinde sanık ...'in 20.08.2019 tarihinde temyiz aşamasında öldüğünün tespit edilmiş olması karşısında, sanık hakkında açılan kamu davasının 5237 sayılı TCK’nın 64/1. maddesi uyarınca düşmesine karar verilmesinde zorunluluk bulunması nedeniyle hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince BOZULMASINA; 1412 sayılı CMUK'un 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, 5237 sayılı TCK'nın 64/1. ve 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddeleri gereğince sanık hakkındaki kamu davasının DÜŞMESİNE,

2.Sanık ... Hakkında Kurulan Mahkumiyet Hükmü Yönünden:

7188 sayılı Kanun'un 28. maddesi ile 5271 sayılı CMK'nın 282. maddesine eklenen 1/f fıkra gereği '' Sanık, müdafii, katılan ve vekilinin davetiye tebliğ edilmesine rağmen duruşmaya gelmemesi hâlinde duruşmaya devam edilerek sanığın sorgu tutanakları anlatılmak suretiyle dava yokluklarında bitirilebilir. Ancak, 195 inci madde hükümleri saklı kalmak üzere, sanık hakkında verilecek ceza, ilk derece mahkemesinin verdiği cezadan daha ağır ise, her hâlde sanığın dinlenmesi gerekir.'' şeklinde yer alan düzenlemenin anılan kanun değişikliği ile 17.10.2019 tarihinde maddeye eklendiği, dolayısıyla anılan değişiklik öncesi kurulan mahkumiyet hükmü yönünden tebliğnamede sanığın savunma hakkının kısıtlanması nedeniyle bozma isteyen görüşe iştirak edilmemiştir.

Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşılmakla, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı CMK'nın 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden CMK'nın 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanunun 304/1. maddesi uyarınca İzmir 22. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

20.01.2026 tarihinde karar verildi.

§