"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2018/919 E., 2018/1952 K.
SUÇ : Taksirle öldürme
HÜKÜM : İstinaf başvurularının kabulü ile kararın kaldırılarak sanıkların mahkumiyetlerine
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükmün onanması
İlk Derece Mahkemesince sanık ... hakkında verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen karara yönelik temyizin niteliği karşısında; sanık hakkındaki hükmün 5271 sayılı CMK'nın 286/2-b maddesi uyarınca temyizinin mümkün olmadığı anlaşılmıştır.
İlk Derece Mahkemesince sanık ... hakkında taksirle öldürme suçundan verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; sanık müdafii tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi.
I. HUKUKÎ SÜREÇ
İlk Derece Mahkemesince sanık ... hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 85/2, 22/3 ve 62/1. maddeleri uyarınca 6 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş, sanık müdafiinin istinafı üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf talebinin kabulü ile 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca ilk derece mahkemesi hükmünün kaldırılmasıyla yeniden yapılan yargılama sonucu sanık hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 85/2 ve 62/1. maddeleri uyarınca 3 yıl 9 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık ... müdafinin temyiz sebepleri; mahallinde keşif yapılmadan eksik incelemeye dayalı hüküm kurulduğuna, diğer sanık ve tanık beyanlarının çelişkili olduğuna, kararın usul ve yasaya aykırı olduğundan sanık lehine kararın bozulması gerektiğine, ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1.İlk Derece Mahkemesince, tüm beyan ve deliller birlikte değerlendirilerek; sanık ...'in zilyetliğinde bulunan iş makinesini operatör olarak çalışan diğer sanık ...'ye vererek olayın meydana geldiği bölgeden hafriyat alması hususunda talimat verdiği, sanıkların bölgeye birlikte giderek hafriyat aldıkları, bölgede bulunan ve içerisinde olayın meydana geldiği çukurun da bulunduğu muhtelif sayıda çukuru ...'nin bu konuda herhangi bir ruhsat veya izin almadığı anlaşılan ...'in talimatıyla iş makinesi ile kazdığı, sanık ... toprak aldıkları bölgede çukur kazmadan ve düzelterek aldıklarını beyan etmiş ise de sanık ...'in toprak aldıklarını beyan ettiği çukurların ölen çocukların boğulduğu çukurlar ile aynı derinlikte ve nitelikte olduğu, bu nedenle sanık ...'in beyanlarının gerçeği yansıtmadığı kanaatine varıldığı, bu şekilde sanıkların kazmış oldukları çukurları kapatmadıkları gibi bu çukurların tehlike arz edeceğini ve içerisine bölgede yaşayan ve çoğu zaman hayvanlarını otlatmak için bölgede dolaşan insanların ve de özellikle çocukların düşerek yaralanabileceklerini ve hatta somut olayda olduğu gibi ölebileceklerini öngörmeleri gerektiği ancak bu konuda gerekli hassasiyeti göstermeyerek dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı şekilde davranıp herhangi bir önlem almadıkları, ... ve ... isimli çocukların sanıklar tarafından kazılmış olup daha sonra yağmur suları ile dolan çukura düşmeleri neticesinde ölmelerine neden olduklarının sanıkların zımni ikrarları, yine sanıkların birbirleriyle çelişen savunmaları, ölen çocukların boğulduğu çukurların sanıklar tarafından kazıldığına ilişkin tanık ve katılanların beyanları, olay yeri inceleme tutanak ve fotoğrafları, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamından sanıkların üzerlerine atılı olan taksirle birden fazla kişinin ölümüne neden olma suçunu işledikleri hususunda kanaatin tam olarak oluştuğu, sanıkların açmış oldukları çukurlar neticesinde insanların ölebileceğini öngördükleri ve bu hususu bilip tahmin ettikleri, çünkü sanıkların uzun bir süreden beri aynı işi yaptıkları, sahip oldukları mesleki ve hayat tecrübesi ile kazılan çukurların tehlike riski barındığını öngörübilecek durumda oldukları, ölüm sonucunu istemedikleri ancak buna rağmen buna ölüm sonucunu doğmasına engel olabilecek hiçbir tedbir almadıkları, ölümün meydana gelebileceğini ön gördükleri, ancak ölüm sonucunu istemedikleri, eylemlerini bilinçli taksir ile gerçekleştirdikleri, sanıkların kazmış oldukları çukurlar neticesinde hiçbir önlem almadıkları, söz konusu çukurların yanına uyarı anlamında hiçbir levhayı koymadıkları, kazmış oldukları derin çukurları işlerinin bitiminde olduğu gibi bıraktıkları, sanıkların kazmış oldukları çukurların yapılan keşif, olay tutanakları ve tanıkların anlatımları neticesinde yerleşim bölgesine çok yakın olduğu, bu evlerden kazılan çukurların açık ve net olarak görüldüğü, sanıkların ayrıca yağan yağmuru bildikleri ve açtıkları çukurların su ile dolabileceğini bilmelerine ve öngörmelerine ve sanık ...’e açtırdığı çukurların tehlike arz ettiği söylenmesine rağmen hiç bir önlem veya tedbir almamış oldukları, sanıkların açtıkları çukura insanların düşebileceğini bildikleri, bunu açıkça öngörebilecekleri halde eylemlerine devam etmeleri neticesinde iki çocuğun hayatını kaybettiğinin, tüm bu nedenlerle sanıkların üzerlerine atılı suçu bilinçli taksir ile işlemiş oldukları kanaatine varılarak sanıklar hakkında bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne neden olma suçundan mahkumiyet kararı verilmiştir.
2.Bölge Adliye Mahkemesince duruşma açılarak yeniden yargılama yapılma gidilerek, sanıkların savunması, katılan yakınması, tanık beyanları, adli rapor içerikleri, bilirkişi raporları, olay yeri görgü tespit tutanağı, keşif tutanağı, ölü muayene ve otopsi raporları ve tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirilerek, ...'in zilyetliğinde bulunan iş makinesinin operatörü olarak çalışan sanık ...'ye vererek olayın meydana geldiği bölgeden hafriyat alması konusunda talimat verdiği, sanıkların bölgede hafriyat aldıkları ve o bölgede hafriyat alırken muhtelif sayıda çukurların açıldığı, açılan çukurlara yağmur suyu dolduğu, olay günü maktüllerin bu çukurlara girerek boğularak öldükleri, sanıkların neticesi öngördükleri ispatlanamadığından, bilinçli taksir koşullarının oluşmadığı kanaatine varılarak sanıklar hakkında taksirle birden fazla kişinin ölümüne neden olma suçundan mahkumiyet kararı verilmiştir.
IV. GEREKÇE ve KARAR
A. Sanık ... hakkında taksirle öldürme suçundan kurulan hüküm yönünden;
5271 sayılı CMK'nın 286/2-b bendinde yer verilen; “İlk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezalarını artırmayan bölge adliye mahkemesi kararları”nın temyiz incelemesine tabi olmadığına ilişkin düzenleme ile incelemeye konu suçun, aynı Kanun’un 286/3. maddesi kapsamında da bulunmadığı dikkate alındığında, sanığın temyiz isteminin, 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesi uyarınca, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
B. Sanık ... hakkında taksirle öldürme suçundan kurulan hüküm yönünden;
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşılmakla, Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı CMK'nın 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden CMK'nın 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy çokluğuyla TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/1. maddesi uyarınca Muş 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
20.01.2026 tarihinde karar verildi.
KARŞI OY
Sanık ...'in meslek olarak iştigal ettiği hafriyat işi icrası kapsamında mülkiyetinde bulunmayan köy yerleşim yerinde yetkili birimlerden herhangi bir izin almaksızın birden fazla çukur açtırdığı, çukurların yerleşim yeri yakınında olduğu, mahaldeki insanlar için muhtemel tehlikeleri önleyici bir tedbir almadığı, bahse konu çukurlara yağan yağmurlar sonucu su dolduğu, 3 metre derinliğindeki koruyucu ve engelleyici hiç bir bariyer vb. tedbir bulunmayan çukura yaklaşık 500m mesafedeki evde yaşayan ailenin iki küçük çocuğunun düşmesi sonucu ölümleri ile gerçekleşen olayda;
Sanığın hafriyat işi ile iştigal etmesi de gözetildiğinde açılan çukurun derinliği itibariyle yakın çevrede yaşayan insanlar bakımından tehlike oluşturabileceğini öngörebileceği, muhtemelen öngördüğü, bunu engelleyici herhangi bir tedbir almadığı, bu sebeple bilinçli taksirle hareket ettiği değerlendirmesi ve kararın anılan sebeple vasıftan bozulması gerektiği kanaatiyle sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.