"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ:Ceza Dairesi
SAYISI: 2017/2826 E., 2017/3491 K.
SUÇ : Taksirle öldürme
HÜKÜM: İstinaf başvurularının esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; sanık müdafii ve katılanlar vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, sanık müdafii ve katılanlar vekilinin duruşmalı inceleme taleplerinin, 7079 sayılı Kanun’un 94. maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK'nın 299/1. maddesi gereği takdîren reddine karar verilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
İlk Derece Mahkemesince sanık ... hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 85/1, 22/3, 62/1 maddeleri uyarınca uyarınca 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince sanık müdafii ve katılanlar vekilinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca sanık müdafii ve katılanlar vekilinin temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükmün onanmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafinin temyiz sebepleri; katılanların taciz edici sözler kullandığına, arama sırasında sözlü tartışmaların yaşandığına, katılanların verilen talimatlara uymadıklarına, katılanların sanığı çekiştirmeleri sonucunda silahın patladığına, sanığın elinin tetikte olmadığına, arama henüz bitmediğinden silahın emniyete alınmadığına, bilinçli taksir koşullarının oluşmadığına, beraat kararı verilmesi gerektiğine, temel cezadan çok fazla uzaklaşıldığına, bilinçli taksir artırım oranının fazla olduğuna, ilişkindir.
Katılanlar vekilinin temyiz sebepleri; Bölge Adliye Mahkemesince itirazlarının değerlendirilmediğine, evin güvenli olduğu saptandıktan sonra aramaya başlandığının sabit olduğu, olay öncesinde herhangi bir tartışma yaşanmadığına, katılanların silaha temas etmediğinin sabit olduğuna, sanığın emniyeti açık silahla tek eliyle parmağı tetikte şekilde evde dolaştığı ve öfkeli şekilde aile bireylerinin üzerine yürüdüğü, mahkemenin suç vasfında hataya düştüğü, olay mahallinin özellikleri ve sanığın davranışları birlikte düşünüldüğünde sonucun neredeyse kaçınılmaz olduğu, silinerek mahkemeye gönderilen kayıtların ihya edilmesi sonucunda polis memurlarının konuşmalarında geçen, ''özel harekat birini vurdu, ya ne bileyim ya özel harekat niye böyle bir şey yaptı, yaa abi nasıl yapar bunu özel harekat yaa'' sözlerinin olayın kazaen olmadığını doğruladığı, eylemin kasten yapıldığı, aksi halde olası kastla işlendiğinin kabulü gerektiğine, ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. İlk Derece Mahkemesince, dosyada mevcut belge ve bilgiler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; sanığın olay tarihinde polis memuru olduğu, ...'de bulunan ... Başkonsolosluğu'na 10.08.2015 tarihinde yapılan saldırıda saldırıyı gerçekleştiren .... isimli DHKP-C terör örgütüne mensup kişinin saldırı sonrası kaçması, eylemi gerçekleştiren diğer ...'nın yakalanması sonrasında kaçan ....'nın başka eylemlerde bulunma ihtimaline karşı bulunabileceği adreslerin tespiti çalışması yapıldığı, bu çalışmalar sonrası adı geçen şahsın katılan ...'a ait Sarıyer İlçesi ... Mahallesi .... Sokak no:... İstanbul adresinde bulunma ihtimalinin tespit edildiği, bu adreste aramanın gerçekleştirilmesi yönünde karar alındığı, bu karar doğrultusunda sanığın olay günü geceleyin saat 04.00 sıralarında 13 kişiden oluşan ekibiyle birlikte söz konusu adrese gittiği, önce çevre güvenliğinin sağlandığı, akabinde sanık ve 4 operasyon görevlisinin tek katlı bahçe içindeki evin bahçesine geçtikleri, bahçede ev sahibi katılan ...'ın oğlu katılan ... ile ...'ın arkadaşları ... ve ...'nin bulunduklarının görüldüğü, gelinen adresin doğruluğunun sorularak kontrol edildiği, adresin doğru olduğunun öğrenildiği, ayrıca katılan ...'ın evde kaldığının belirlendiği, geliş nedeninin ...'a bildirildiği, ...'ın annesinin tansiyon ve şeker hastası olduğunu polislerin girmeden önce kendisi tarafından uyandırılmasının sağlığı açısından önemli olduğunu bildirmesi üzerine sanığın ...'ın eve girerek ailesini uyandırmasına izin verildiği, ...'ın evin kapısını açtığı, bu sırada evde bulunan anne katılan ..., baba katılan ... ve kızları ...'ın uyanmış bulundukları, kapının açılması sonrası sanığın ... ile karşılaştığı, 3 kez ismini sorduğu, ... yanıtını aldığı, ...'ın bu arada evin aranması ile ilgili gelindiğini öğrendiği, içeri girecek görevlilerin galoş giyinmesini istediği, sanığın operasyon ekibinin bunu yapamayacağını ancak aramayı gerçekleştirecek ekibin galoş giyebileceğini söylediği, sonrasında evin operasyon ekibi tarafından kontrol edildiği, evdekilerin kimliklerinin alındığı, bu şekilde evde başka kimsenin bulunmadığının tespit edildiği, evin arama yapılmak üzere güvenli olduğunun belirlenmesi sonrasında sanık ekip amirinin operasyon görevlilerine çevre güvenliğine katkı sunmak üzere dışarı çıkarttığı, arama yapacak görevlileri içeri davet ettiği, hazirun olarak da ...'ın içeri alındığı, aramanın koridorun sağ tarafındaki odadan başlatıldığı, giriş kapısının tam karşısında yer alan salona aile bireylerinin girmesinin istendiği, ...'ın arama yapılırken aramanın gereksizliğini vurgulayan ifadeler kullandığı, ayrıca Ankara'da "..., ... ve ... mitinginde" polislerin gerekli önlemleri almamaktan dolayı canlı bomba saldırısı sonucu ... insanın ölümünü gündeme getirdiği, bu yönde eleştirel konuşmalar yaptığı, sanığın bu konuşmalardan rahatsız olduğu, ...'ı ikaz ettiği, bu süreçte sanığın evin bahçesine çıktığı, akabinde katılanlar ..., ... ve ...'ın salondan koridora doğru çıkmak üzere olduklarını görünce sinirlenerek içeriye doğru hızlı bir şekilde yürüdüğü, kapının arkasında ayakkabılık bulunması nedeniyle kapının tam açılamadığı, kapıya çarptığı, "ben sana ne dedim, ben sana ne dedim, ben sana ne dedim" diyerek ...'ın üzerine yürüdüğü, bu sırada elinde tuttuğu MP-5 makineli silahın bir el ateş aldığı, kurşunun namlunun dönük olduğu tarafta bulunan ...'a isabet ettiği, ...'ın kaldırıldığı hastanede vefat ettiği, böylece sanığın taksirle adam öldürme eylemini gerçekleştirdiği, sanığın beyanı, katılanların ifadeleri, tanık beyanları, olaya ilişkin ses ve görüntü kaydı, maktulün otopsi raporu ve tüm dosya kapsamıyla sabit olduğu, sanığın evin dış güvenliğini alıp, evin içinin güvenlikli olduğunu gördükten sonra silahın emniyetini kapatmaması, içeride askısı bulunmayan MP-5 gibi nispeten ağır bir silahı tek eliyle parmağı tetikte dolaşması, ...'ın Ankara'da ki mitingde canlı bomba ile vefat eden olayı gündeme getirerek eleştirel konuşmasına yönelik davranışına öfkelenmesi, bu öfke sonucu kontrolsüz bir şekilde kızgınlıkla elinde silah aile bireylerinin üzerine yürümesi şeklinde gerçekleşen davranışları dikkate alındığında tüm kusurun sanıkta olduğu, anılan davranışların silahın ateş alarak böyle bir sonuca sebebiyet verebileceğinin 26 yıllık polis memuru olan sanık tarafından öngörülebilir olduğu, dolayısıyla bilinçli taksirin bulunduğu sonuç ve kanaatine varıldığı, her ne kadar sanığın katılanlar ..., ... ve ...'ı evin salonuna doğru götürmek istediği sırada ...'ın elini uzatarak silahı çekmek istemesi sırasında silahın ateş aldığını belirtmekteyse de; tüm katılanların fiziksel temas sağlanmadan silahın ateş aldığını belirttikleri, bu beyanları ...'ın elinde atış artıklarından antimonun bulunmadığına ilişkin ekspertiz raporunun da doğruladığı, esasen başlangıçta dosyaya sunulmayan bilahare aramada kullanılan kameranın silinen kayıtlarının ihya edilmesi sonucu elde edilen görüntülerde olay sonrası özel harekatçının kazaen bir bayanı vurduğu yönündeki polis konuşmalarının da silahın patlamasında ...'ın dahilinin bulunmadığını doğruladığı, yine ses kayıtlarında sanığın "ben sana ne dedim" şeklinde ifadeleri kullanarak dışarıdan içeriye kapıya çarparak girme ve silahın ateş alma sürecinin yaklaşık 5 saniye civarında bulunduğu, bu süreçte dışarıdan içeriye girmenin, içeride itiş kakış yaşanmasının mümkün olmadığı, yine ses kaydında itiş kakış yaşandığını gösteren bir gösteren seslere de rastlanmadığı, bu hususun da itiş kakış yaşanmadan ve fiziksel temas gerçekleşmeden önce silahın patladığını ortaya koyduğu, dolayısıyla sanığın savunmasının yerinde bulunmadığı, bu yöndeki savunmanın kusuru hafifletmeye yönelik olduğu sonuç ve kanaatine varılmış, sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 85/1, 22/3, ve 62/1 maddesindeki taksirle öldürme suçundan mahkûmiyetine karar verilmiştir.
2. İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE ve KARAR
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşılmakla, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin kararında sanık müdafii ile katılanlar vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı CMK'nın 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden CMK'nın 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/1. maddesi uyarınca İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
19.01.2026 tarihinde karar verildi.