"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/1613 Esas, 2025/1965 Karar
Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar davalılar vekilleri ve katılma yoluyla davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin "... ... ...", "... ... ...", "... Le ..." ibareli tanınmış markalarının sahibi olduğunu, davalının bu markalar ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki “... ...” ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere davalı Kurum'a yaptığı başvuruya müvekkili tarafından itirazda bulunulduğunu ancak itirazı yerinde görülmeyerek reddedildiğini, bu kararın yeniden incelenmesi talebinin de nihai olarak Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) tarafından reddedildiğini, YİDK kararında müvekkilinin itiraza mesnet 2019/703 99... /... sayılı markalarının reddedilmiş olduğunun belirtildiğini, oysa bu iki markanın reddi ile ilgili verilen kararlara karşı müvekkili şirket tarafından dava açıldığını ve anılan davaların derdest olduğunu, müvekkilinin 2019/... sayılı markasının ise her ne kadar başvuru tarihi davaya konu markanın başvuru tarihinden sonra olsa da “...” ibaresinin esasen müvekkili şirketin de içinde bulunduğu aile şirketi grubu içinde 2001 yılına dayalı bir marka olduğunu, dava konusu YİDK kararında yer alan ticaret unvanına dayalı itirazın reddine dair gerekçenin de kabul edilebilir olmadığını, müvekkili şirketin dahil olduğu aile grup şirketlerince 2001 yılından beri “...” ibaresinin tescilli ticaret unvanı olarak kullanıldığını, bunun dışında fiilen markasal olarak da bu ibarenin 2001 yılından itibaren kullanılmakta olduğunu, davalı şirketin sonraki tarihli markalarının müvekkilinin markalarının taklidi olduğunu, bu durumun davalının kötüniyetini açıkça ortaya serdiğini, müvekkilinin ticaret unvanının çekirdek unsurunun "..." ibaresinden oluşması karşısında davalının marka başvurusunun reddi gerektiğini ileri sürerek YİDK'in 2021-M-2091 sayılı kararın iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı Şirket vekili cevap dilekçesinde; dava konusu YİDK kararına taraf olmayan şirketlerin davaya müdahilliğinin tesis edilen kararın içeriğine hiçbir etkisinin bulunmayacağını; davacı yanın ticaret unvanının 2001 yılında tescil edildiğini iddia ettiği ancak tescili 2001 olan şirketin müdahillerden ... Gıda ve...San. ve Tic. A.Ş. olduğunu, dolayısıyla öncelik hakkının müvekkili şirkette olduğunu, davacı şirketin tescilli bir markasının bulunmadığını, 2019/703 99... /... sayılı markaların YİDK kararları ile reddedildiğini, 2019/... sayılı markanın ise kayıtlara müvekkili şirket markasının başvurusundan sonra girdiğini, müvekkili şirketin dava konusu marka başvurusunun kendi adına tescilli 2003/... sayılı markanın serisi niteliğinde olduğunu ve "..." ibaresi üzerinde müktesep hakkının bulunduğunu, davacı şirketin kurduğu yeni şirket aracılığı ile müvekkilinin ticaret sahasına girdiğini ve bu suretle davacı şirketin esasen kötüniyetli olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesince bozma ilamına uyularak dava konusu başvuru ile davalı şirketin müktesep hak iddiasına konu 2003/... sayılı markası incelenmiş olup 2003/... sayılı markanın 13.10.2004 tarihinde tescil edildiği ve tescil tarihinin üzerinden beş yıldan uzun bir süre geçmesi nedeniyle markanın hükümsüzlük tehdidi altında bulunmadığı, bunun yanında, dava konusu 2019/71086 sayılı marka başvurusunun "... ...", 2003/... sayılı marka ise "..." ibareli olduğu, "..." ibaresinin tescili istenen sınıfta tanımlayıcı olması nedeniyle başvurunun esas unsurunun da "..." ibaresinden oluştuğu, böylece başvuruda önceki tarihli markanın esas unsurunun korunduğu, ancak, başvurunun kapsamında 30. sınıfta "Kahve, kakao; kahve veya kakao esaslı içecekler, ... esaslı içecekler. Yiyecekler için çeşni/lezzet vericiler, vanilya, baharatlar, domates sosları dahil olmak üzere soslar. Her türlü un, irmikler, nişastalar. Toz şeker, kesme şeker, pudra şekeri. Şekerlemeler, çikolatalar, bisküviler, krakerler, gofretler. Pekmez" malları bulunurken, 2003/... sayılı markanın kapsamında ise 29... . sınıfta "Fındık ve fıstık ezmeleri,tahin (susam tohumu macunu).Jöleler, jelatinler,Toz şeker, kesme şeker, pudra şekeri. Şekerlemeler, lokumlar, helvalar, pişmaniyeler, donmuş yoğurt (şekerleme), çikolatalar, ... ürünleri, ... veya şekerle kaplanmış ürünler, yılbaşı ağacı süsü olarak şekerli ve çikolatalı ürünler, ... esaslı içecekler." mallarının yer aldığı, buna göre, markaların kapsamının ise kısmen aynı olduğu, bir başka deyişle, yeni başvuruda önceki tarihli markanın kapsamının kısmen genişletildiği, kısmen de aynı malların yer aldığı, uyulmasına karar verilen bozma ilamı ve istikrarlı kararlarında da vurgulandığı üzere, önceki tarihli markanın uzun süredir kullanılıyor olmasının da gerektiği, davalı şirket vekilince işlem dosyasına bu konuda bir takım deliller sunulduğu ancak 2018-2019 yılına ait söz konusu faturalar, ürün kataloglarının davalı şirketin 2003/... sayılı markasına değil, 2019/70115 sayılı markasına ilişkin olduğu, işlem dosyasına 2003/... sayılı markanın kullanıldığına ilişkin delil sunulmamış olduğundan bu hale göre YİDK kararının iptali talebiyle açılan eldeki davada işlem dosyasına sunulan deliller itibariyle, davalı şirketin müktesep hak iddiasının kanıtlanmadığı kanaatine varıldığı gerekçesiyle davanın kabulü ile YİDK'in 29.03.2021 tarih ve 2021-M-2091 sayılı kararının iptaline karar verilmiş, hüküm, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, YİDK kararının iptali istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosyadaki yazılara, Bölge Adliye Mahkemesince 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 373/3 hükmü uyarınca uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, taraf vekillerinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
V. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, taraf vekillerinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, temyiz harcı peşin alındığından davacıdan başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, aşağıda yazılı harcın istekleri halinde ilgililere iadesine, 30.03.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.