"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/1713 Esas, 2025/858 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/485 E., 2023/174 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin şahıs firması bulunduğunu, ... markasının patentli olduğunu, ürünlerini kendi ... hesabı üzerinden yayınlayıp hem internet üzerinden hem de işyerinde satış yaptığını, davalı firmanın, müvekkili tarafından çekimlerini yapıp internet sitesi üzerinden yayınlamış olduğu ürünlerini internetten alarak kendi ... isimli ... sayfasında yayınlayıp satış yaparak kazanç elde ettiğini, davalının davranışları nedeniyle kendi müşterilerine karşı büyük mağduriyet yaşadığını, davalıya ihtarname çekildiğini, ayrıca davalının, kendi ürünlerini elinde olmadığı halde paylaştığını, elinde olmadığı ürünler üzerinden sipariş aldığını ve ürünlerini müşterilere göndermediğinden dolayı ürünler üzerinde kendi adı yazdığından müşterinin kendisini aradığını, marka adının zedelendiğini beyanla fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile marka ve ticaret unvanına tecavüz ederek ürünlerini internet ortamında satmak sureti ile haksız kazanç elde ettiği ve davalının oluşturmuş olduğu haksız rekabete istinaden sayfasında yayınlamış olduğu ürünlerinin internet sitesinden kaldırılmasını, ... isimli ... sayfasının kapatılmasını, 50.000,00 TL maddi ve 50.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; talep edilen alacakların zamanaşımına uğradığını, davalıya davacı tarafından gönderilen herhangi bir ihtarnamenin bulunmadığını, davacının kendisine ait olduğunu iddia ettiği ürünlerin davacıya ait olmadığını, davalının da davacı gibi ürünleri üretici firmadan tedarik ettiğini, davacıyı, davalıdan ayıran temel faktörün davacı ürünlerini üretici firmadan aldıktan sonra kendisine ait olan etiket ile satması olduğunu, davalının ise ürünleri tedarik ettiği şekliyle sattığını, davacı ile davalının satmakta oldukları ürünleri aynı üreticiden tedarik ettiklerini, davalının ürün almakta olduğu firmanın bir süre önce davalıyı aradığını, davacının kendi dükkanlarını bastığını, davalıya "ürün verilmemesi gerektiğini aksi halde artık oradan ürün almayacağını" söyleyerek, davalının ürün almakta olduğu üreticileri de baskı altına aldığını, davalının ürün temin edememesine neden olduğunu, davalıyı zarara uğrattığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacıya ait 2015/... tescil numaralı markanın "..." kelime unsurlarından oluştuğu, davalının ürün satışı yaptığı sosyal medya hesabında tespit olunan markasal kullanımların ise davacıya ait marka ile gerek kelime unsuru, gerekse yazı stili itibariyle ayniyet arz ettiği, davalı fiili markasal kullanımlarının davacı markasının tescilli olduğu emtia ve hizmet grubunda olduğu ve marka hakkına tecavüzün hukuki koşullarının oluştuğu, davalının ürünlerin aynı üreticiden temin edildiği iddiasına dair delil sunulmadığı, tacir sorumluluğunda bulunan davalının davacı markasından davadan önce haberdar bulunduğu, bu itibarla tazminat talepleri yönünden kusur şartının da gerçekleştiği, maddi tazminatın tam ve eksiksiz bir şekilde hesabının yapılmasının mümkün olmadığı, ancak davacının ticari hacmi, tecavüz fiillerinin boyutu hep birlikte nazara alındığında 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 50... .maddeleri çerçevesinde 20.000,00 TL maddi tazminata hükmedilmesi gerektiği, İhlal edilen hakkın boyutu, kusurun derecesi ve tarafların mali durumları nazara alınarak 10.000,00 TL manevi tazminatın yeterli ve dengeleyici olacağı, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 55/1-a-4 bendinin somut olayda uygulama yeri olmayacağı, özel kanun olan 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) uygulanması ve özel kanun hükümlerinin korumasının yeterli olduğu gerekçesi ile davanın kısmen kabulü ile, davalının davacıya ait 2015/... tescil numaralı markasından doğan haklarına tecavüzünün tespiti ile tecavüz fiilini gerçekleştirildiği "..." isimli ... hesabına erişimin engellenmesine, 20.000,00 TL maddi, 10.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan alınıp davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, haksız rekabet davasının reddine karar verilmiş, hüküm, taraf vekillerince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının "..." adlı ... hesabında "... ..." ibareli etiketleri ve askıları olan giyim eşyalarının satışa arz edildiğinin tespit edildiği, davalının kullanımlarının davacının ... numaralı "..." ibareli markasının tescil sınıfı olan 25... .sınıf kapsamında olduğu, davalı savunmasında "her iki tarafın aynı firmadan ürün tedarik ettiğini, davacının ürünleri aldıktan sonra kendisine ait etiket ile satışını yaptığını, müvekkilinin ise ürünü satın aldığı şekli ile, herhangi bir etiket marka kullanmadan sattığını" ileri sürmüş ise de, davalının ... sayfasında tespit edilen ürünlerde davacı markasının yer aldığı, davalının ürünleri satın aldığını iddia ettiği tedarikçi yönünden herhangi bir lisans sözleşmesi yahut ürün satış onayına ilişkin somut bir delil ibraz edemediği, bu durumda kullanımın hukuka uygun olduğundan bahsedilemeyeceği, davacının markası tescilli olup davalının kusurlu olduğunun kabulünün yerinde olduğu, davacının SMK'nın 151/2-a maddesine göre maddi tazminat talep ettiği, davalının bilirkişi incelemesi için sadece 2021 yılı defterlerini sunduğu, inceleme yapılan 3 adet faturaya göre hesaplanan tutarın somut dosyaya uygun düşmediği dikkate alınarak mahkemece TBK'nın 50. ve 51. maddeleri gereğince tazminatın belirlenmesi ile maddi ve manevi tazminat miktarlarının yerinde olduğu, davalıya ait ... hesabında davacı ürünlerinin satışı yapıldığı ve bu durumun tecavüz oluşturduğu sabit ise de; mahkemece ilgili markaların bulunduğu görsellerin içerikten çıkarılmasına karar verilmesi gerekirken erişim engeli verilmesi yerinde olmadığı gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf isteminin esastan reddine, davalı vekilinin istinaf isteminin kısmen kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulü ile davalının davacıya ait 2015/... tescil numaralı markasından doğan haklarına tecavüzünün tespiti ile tecavüz fiilini gerçekleştirildiği "..." isimli ... hesabında davacıya ait 2015/... tescil numaralı "..." ibareli markaların yer aldığı görsellerinin çıkarılmasına, 20.000,00 TL maddi, 10.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan alınıp davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, haksız rekabete dayalı istemin reddine, karar verilmiş, hüküm, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, markaya, ticaret unvanına tecavüzün ve haksız rekabetin refi, SMK 151/2-a maddesi gereğince maddi tazminat ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
1.İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin ise aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.Davacının dava dilekçesinin sonuç ve istem kısmında yer alan "fazlaya haklarımın saklı kalması kaydı ile marka ve ticaret ünvanına tecavüz ederek ürünlerimi İnternet ortamında sayfamdan alarak haksız kazanç elde etmek ve kendi sayfasında paylaşmaktan dolayı davalının oluşturmuş olduğu haksız rekabete istinaden sayfasında yayınlamış olduğu ürünlerimin kaldırılması" beyanının haksız rekabet talebi olarak değerlendirilemeyeceği gözetilmeksizin yazılı şekilde haksız rekabet talebiyle açılmış bir dava varmış gibi hüküm verilmiş olması ve bu hususta davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi bozmayı gerektirir.
Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HMK'nın 370/2 hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.
VI. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bent uyarınca davacı vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi kararına yönelik temyiz itirazının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının 3 numaralı bendinde yer alan “haksız rekabete dayalı istemin reddine” ibaresinin ve 4 numaralı ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin bent altında yer alan "davalı kendisini vekille temsil ettirmekle, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre reddedilen haksız rekabetin refi davası yönünden 40.000,00 TL vekalet ücretinin, davacıdan alınarak davalıya verilmesine" hükmünün çıkartılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davalıya yükletilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde davacıya iadesine, 26.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.