"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
(Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi sıfatıyla)
SAYISI : 2024/104 Esas, 2025/194 Karar
HÜKÜM : Davanın kabulü
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar Yargıtayca duruşma istemli olarak davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, dava, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası delaletiyle uygulanması gereken 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 3156 sayılı Kanun ile değişik 438. maddesi gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 30.12.1998 tarihli ... Sicil ... ... ... ... Sanayi ve ... Limited Şirketi unvanıyla kurulduğunu, 07.01.2014 tarihinde tür değişikliğine giderek aynı unvanlı anonim şirket olarak ticari hayatına devam ettiğini, gerek ... unvanından, gerekse ... siciline kayıtlı iştigal konularından anlaşılacağı üzere müvekkilinin ticari faaliyetlerinin temelini, başta ... olmak üzere yol yapım ürünlerinin ticareti ve yol yapım işleri oluşturduğunu, şirketin kurulduğu günden bugüne ticari faaliyetlerinde ... unvanının esas unsuru olan "..." ibaresini kullandığını, şirketin ... numaralı "...+ ..." ibareli başvuru ile markasal kullanımını Türk Patent ve Marka Kurumu (TÜRKPATENT) nezdinde 19, 37... . sınıflarda tescil ettirdiğini, bu markanın şirketteki yönetimsel bir takım sorunlar nedeniyle yenilenmesi gereken tarihte yenilenmediğini ve koruma süresinin sona erdiğini, ancak her ne kadar markanın koruma süresi sona erse de şirketin "..." ibaresini ... hayatında markasal olarak kullanımına kesintisiz olarak devam ettiğini ve 1998 yılından bu yana sektöründe tanınmış bir marka haline geldiğini, işbu markasal kullanımının yeniden tescile bağlanması amacıyla bu kez ... numaralı "..." ibareli 19, 35... . sınıflarda TÜRKPATENT'e yeni bir marka başvurusunda bulunduklarını, ancak 19. sınıfta davalıya ait 2013/21320 sayılı "..." ibareli markanın tescilli olması nedeniyle müvekkilinin başvurusundan 19. sınıf emtiaların çıkarıldığını, müvekkilinin "..." ibaresi üzerinde 19. sınıfta önceki kullanıma dayalı gerçek hak sahibi olduğunu, "..." ibaresinin uzun yıllardır müvekkili tarafından 19. sınıfa giren emtialarda aralıksız ve ciddi şekilde kullanıldığını, davalının ise 2011/... sayılı marka başvurusu ile "..." ibareli markanın 19. sınıfta tescili için yaptığı başvurunun Kurum tarafından reddedilmesiyle müvekkilinin markasını öğrendiğini ve daha sonra yine aynı sınıfta "..." ibaresini tescil ettirmek için başvuruda bulunduğunu, başvuru anından itibaren müvekkilinin markasını bildiğini, bu markanın tanınmışlığından yararlanmak amacıyla kötüniyetli olarak markayı adına tescil ettirdiğini, uyuşmazlığa konu işaret aynı zamanda davacı şirkete ait işyerlerinde marka ve işletme adı olarak kullanıldığını, müvekkili olduğu şirket markası ile davalı markası birebir aynı olmakla ve aynı sektörde kullanılmakla tüketici tarafından karıştırılması kaçınılmaz olduğunu ileri sürerek davalı adına tescilli 2013/21320 sayılı markanın tescilli olduğu 19. sınıf emtiaları bakımından hükümsüzlüğüyle sicilden terkine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin tescilde kötüniyetli olmadığını, müvekkili şirketin hissedarlarının soyadı ve şirket unvanı olan ... ibaresinden yola çıkarak tescil başvurusu yaptıklarını, müvekkilinin Ağrı İlinde faal olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde, davacı şirketin temel faaliyet alanının yol yapımı ve ... yapımı işi olduğu, bu hususun davacı tarafından dosya kapsamına sunulan ve 08.09.2025 tarihli bilirkişi raporunda irdelenen belgelerle ispatlandığı, dava konusu markanın 2002 yılında davacı şirket adına adına tescil edildiği, 10 yıllık koruma süresinin 2012 yılında bittiği ve daha sonra yenilenmediği ancak davacının dava konusu markayı koruma süresi bittikten sonra da Türkiye'de fiilen kullanmaya devam ettiği, dava konusu markanın davalı adına tescil edildiği 2013 yılında da davacı tarafında Türkiye'de fiilen kullandığı, söz konusu marka isminin davacının yenilenmemiş eski markası ile bire bir aynılık içerdiği, davacı şirketin ... unvanın davalı markasından daha eski tarihli olduğu, bu haliyle yapılan değerlendirmede önceki hak sahipliği ve tanınmışlık nedenleriyle hükümsüzlük şartlarının oluştuğu, ayrıca davalı adına tescilli dava konusu marka isminin davacının yenilenmemiş eski markası ile bire bir aynı olduğu, davacının dava konusu markayı Türkiye'de fiilen kullandığı ve kullanmaya devam ettiği, davalının davacının markasından haberdar olmaksızın markanın tesadüfen birebir aynısını oluşturmasının hayatın olağan akışına aykırılık taşıdığı, davalının gerçek hak sahibi olmadığını bildiği halde markayı kendi adına tescil ettirdiği, bu haliyle yapılan değerlendirmede kötüniyet nedeniyle hükümsüzlük şartının da oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulü ile davalı adına tescilli 2013/21320 sayılı markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiş, hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, 2013/21320 başvuru numarası ile davalı adına tescilli bulunan "...+..." ibareli markanın 19. emtia sınıfı bakımından ... ünvanına dayalı önceki hak sahipliği, tanınmışlık ve kötüniyet sebeplerine dayalı olarak hükümsüzlüğü ile sicilden terkini istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosyadaki yazılara, İlk Derece Mahkemesince HMK'nın 373/4 hükmü uyarınca uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
V. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile İlk Derece Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372.maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 26.03.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.