"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/490 Esas, 2024/797 Karar
HÜKÜM : Davanın usulden reddine
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 5. Asliye ... Mahkemesi
SAYISI : 2017/687 E., 2019/1156 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; 02.01.1997 tarihinde davalı ile müvekkilinin yarı yarıya hissedar oldukları .... Şti.'yi (... Şirketi) kurduklarını, 15.07.2008 tarihinde şirket ana sermayesinin 4.000.000,00 TL'ye çıkarıldığını, 12.01.2010 tarihinde alınan ortaklar kurulu kararı ile müvekkilinin şirket müdürü, davalı diğer ortağın ise şirket adına münferit veya müşterek imza ile geniş yetkili ticari temsilci olarak atanmasına karar verildiğini, .. tarafların yarı yarıya ortak oldukları ... ... ... San. ve .... Şti.'nin (... Şirketi) bulunduğunu, bu şirketle müvekkilinin ilgilenmesi sebebiyle Ankara'da bulunan ... Şirketinin iş ve işlemlerinin de davalı tarafından yerine getirildiğini, 7 yıldır şirketin olağan genel kurulunun yapılmamış olması nedeniyle davalı tarafından yürütülen iş ve işlemlerin denetlenmesi için şirketin gelir-gider ve bilançolarını incelemek üzere davalıya ihtarname gönderildiğini, ancak davalı tarafından herhangi bir belge ya da defterin teslim edilmediğini, bu durumun davalının kötü niyetli olduğunu ispatladığını, banka hesap hareketleri ile vergi dairesinden 2014-2017 yıllarına ait beyannameler ve mizanların incelenmesinden davalının kötü niyetli iş ve işlemler gerçekleştirdiği, sorumluluklarını yerine getirmediği, şirketin banka hesaplarından kendi adına yüksek meblağlarda nakit paralar çektiğini, şirketin muhasebe kayıtlarında gerçeğe aykırı düzenlemeler yaptığını, gerek müvekkile gerek gerek resmi kurumlara şirketin kâr-zarar bilançoları ve mali durumu ile ilgili yanıltıcı beyanlarda bulunduğu, ev hanımı olan eşi...adına aynı faaliyet konusunda şirkete ait binada benzer ticari unvan ile ... şirketi kurdurduğunu, şirket üzerinden yürütmesi gereken ticari alışverişleri eşi adına kurdurmuş olduğu ... ... ... ...İth. ve.... Şti. (... ... Şirketi) üzerinden yürütmeye başladığını, eşi adına kurulan firma ile ortağı olduğu şirket arasında piyasa fiyatından daha düşük bedelle kira sözleşmesi imzaladığını, şirkette çalışan bazı kişileri ... ... Şirketinde işe başlattığını, müvekkilinin izni ve onayı olmaksızın iki adet olan şirket şube sayısını bire düşürdüğünü, müvekkilini zarara soktuğunu, ... Şirketi adına intifa hakkı olan Altındağ adresli binayı eşinin firmasına piyasa değerinden çok düşük bir fiyata kiraya verdiğini, ... Şirketi ile ... ... Şirketi arasında cari ilişki kurduğunu, ticari faaliyetlerini ve müşteri çevresini yeni şirkete aktardığını, davalının şirket adına açılmış olan banka hesabından şirket yetkilerini kullanarak 2. 568.150,00 TL'yi nakden çektiği, bu paralar ile ne yapıldığı ya da ne şekilde harcandığına dair herhangi bir bilgi ya da belgenin müvekkiline sunulmadığını, davalıdan ihtarname aracılığı ile şirkete ait defter ve belgeleri sunmasını istediği, davalı tarafından sunulmadığı, vergi beyannameleri incelendiğinde şirket faaliyetlerinin durma noktasına geldiğini, çalışan işçilerin kıdem tazminatlarının ödenerek çıkarıldığını, şirketin gerçekte kâr ettiği halde zarar ediyor olarak gösterilmesinin kâr payı dağıtılmasının engellenmesine delil olarak değerlendirilebileceği, ana sözleşmede kâr payı dağıtılmasına ilişkin karar alınmasına rağmen dağıtılmadığını, şirkete ait dükkanı müvekkile bildirimde bulunmadan boşaltarak satılık ilanı astığını, davalı aleyhine Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulunulduğunu, ortakların %50'şer oranında pay sahibi olmaları nedeniyle ortaklar kurulu tarafından temsil yetkisinin kaldırılamayacağını, ibrasının da mümkün olmayacağını ileri sürerek davalı ...'ın ... Şirketini idare, temsil ve ilzam yetkisinin kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili ile davacının Niğde ilinde faaliyet gösteren ... Şirketi ile Ankara'da faaliyet gösteren ... Şirketinin %50'şer oranında payı bulunan ortakları olduğunu, ... Şirketi'nin davacı tarafından idare edildiğini ve ... vb. ürünleri ürettiğini, ... Şirketi'nin ise müvekkili tarafından idare edilerek üretilen bu ürünlerin pazarlama ve satışını yaptığını, 2012 yılından sonra davacının nedeni anlaşılamayan bir şekilde kardeşi olan müvekkiline karşı hasmane tavır ve tutumlar sergilemeye başladığını, ... ... Şirketi'nin satış ve pazarlamasını yapmış olduğu ürünlere ilişkin avans olarak para gönderilmesine rağmen siparişleri göndermediği gibi avansı da iade etmediğini, davacının ... Şirketi'nin müşteri portföyünü kendi idaresi altında olan ... Şirketi'ne kaydırarak ... Şirketi'nin ticari olarak zarar görmesine neden olduğunu, davacının müdürlük yetkisini kötüye kullanarak ... Şirketi'nin banka hesabındaki paraları ... Şirketi'nin hesaplarına aktardığını, ... Şirketi'nin lehine müvekkili tarafından 2015 yılının 8. ayında yapılan ithalatı durdurmak için ithalata aracılık yapan bankaya yükleyici firmanın fabrikasında sel baskını iddiasında bulunup ithalat transferinin iptalini talep ettiğini, oysa yükleyici firma fabrikasında sel meydana gelmediğini, müvekkilinin çabaları ile ithalatın gerçekleştirildiğini, davacının ... Şirketi'nin ekonomik menfaatlerine zarar verecek şekilde ... Şirketi'nin kullanmış olduğu krediye kefil yaptığını, tarafların şirkette %50'şer oranda hissedar oldukları dikkate alındığında müvekkilinin tek başına alacağı bir karar ile kâr dağıtabileceğinin düşünülemeyeceğini, müvekkilinin ... Şirketi'nin banka hesabından kendi şahsı adına değil, şirketin ticari faaliyetini yürütmek üzere ticari alımları ve gerekli harcamaları yapmak üzere para çektiğini, çekilen paraların tamamının şirket kayıt ve defterlerinde yer aldığını, davacının iddialarının asılsız olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesince, 6102 sayılı Türk ... Kanunu'nun (TTK) 631. maddesi gereğince şirket sözleşmesinde başka bir şekilde düzenleme bulunmaması halinde ticari mümessil ve ticari vekilin ancak genel kurul kararı ile atanabileceği, yetkilerinin ise genel kurul tarafından sınırlandırılabileceği, müdür veya müdürlerin aynı Kanun'un 623. maddesinin kapsamına girmeyen ticari mümessili veya ticari vekili her zaman görevden uzaklaştırabileceği ve bu kişi genel kurul kararıyla atanmışsa görevden alma ve yetkilerini sınırlandırmak için gecikmeksizin genel kurulun toplantıya çağrılacağı düzenlenmiş olup düzenleme ile birlikte somut olay değerlendirildiğinde, davacının dava dışı şirketin müdürü olduğu, bu nedenle anılan Kanun'un 631. maddesinin ikinci fıkrası gereğince ortaklar kurulu kararıyla ticari vekilliğe atanan davalıyı öncelikle görevden uzaklaştırıp uzaklaştırma kararını ise en kısa zamanda genel kurula sunarak genel kuruldan bir karar alınmasını sağlaması gerektiği, TTK'nın 631. maddesinin sınırlı atfının 623. maddesine ilişkin olduğu, 623. maddenin ise sadece müdürlere ilişkin olması, davalının da müdür sıfatını haiz bir ticari vekil olmaması karşısında TTK'nın 631. maddesinin prosedürünün uygulanması gerektiği, bu nedenle davacının ortak sıfatı ile değil müdür sıfatı ile yaptığı veya yapması gereken iş ve işlemlerin ve buna bağlı sıfatının gözetileceği, ticari vekil olarak kabul edilen davalının yetkisinin kaldırılmasında, ortağın 630. maddesindeki hakkına değil, müdürün TTK'nın 631. maddesindeki yetkisine öncelik verilmesi gerektiği, öte yandan iki kişilik ortaklıkta davalının da %50 pay sahibi olması nedeniyle genel kurulun davalının yetkilerinin alınması veya sınırlandırılması yönünde karar alamayacağının ileri sürülmesinin de kanundaki ön koşulu ortadan kaldırmayacağı gibi bu yönde bir kabulün limited şirketlerdeki karar alma sürecinin fiilen uygulanma ihtimallerini de peşinen kısıtlamak olacağı gerekçesiyle Dairenin 09.03.2022 tarihli, 2020/302 E. ve 2022/282 K. sayılı kararında direnilmesine, davalı vekilinin istinaf başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın hukuki yarar yokluğundan usulden reddine karar verilmiş, hüküm, davacı tarafça temyiz edilmiştir.
IV. TEMYİZ
1.Hukuk Genel Kuruluna Gönderme Kararı
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 373/5 hükmü gereğince Dairemizce yapılan incelemede, Daire kararının yerinde olduğu belirtilerek temyiz incelemesi yapılmak üzere dosyanın Hukuk Genel Kuruluna gönderilmesine karar verilmiştir.
2.Hukuk Genel Kurulu Kararı
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 28.01.2026 tarihli ve 2025/11-37 E., 2026/37 K. sayılı ilâmı ile Bölge Adliye Mahkemesinin direnme olarak adlandırdığı kararın usul hukuku anlamında gerçek bir direnme kararı olmadığı, zira bozmaya konu karardan farklı gerekçeler içermekle yeni gerekçeye dayalı yeni hüküm niteliğinde olduğu, verilen bu yeni hükmün temyiz incelemesini yapma görevinin Hukuk Genel Kuruluna değil Özel Daireye ait olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin yeni hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın Dairemize gönderilmesine karar verilmiştir.
3.Hukuk Genel Kurulu Sonrası İnceleme
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, şirket temsilcisi olan davalı ortağın temsil yetkisinin kaldırılması istemine ilişkindir.
B.Değerlendirme ve Gerekçe
1.Ankara 12. Asliye ... Mahkemesi'nin 2017/864 E., 2021/755 K. sayılı dosyasında, davacı ... tarafından davalı .... Şti.'nin feshine yönelik açılan davada, davanın kısmen kabulü ile Ankara ... Sicil Müdürlüğü'nün ... sicil numarasında kayıtlı olan .... Şti.'nin fesih ve tasfiyesine, tasfiye memuru olarak mali müşavir ...'ın atanmasına, tasfiye memuruna aylık 1.000,00 TL ücret takdirine, tasfiye memurunun 1 yıllık ücreti 12.000,00TL'nin ileride şirket tasfiye payından karşılanmak üzere davacı tarafça mahkeme veznesine depo edilmesine, şirketin tasfiye halinde olduğunun ... Sicil Müdürlüğüne bildirilmesine, tescil ve ilânına, davacının sermaye payı tespit ve ödenmesi talebinin tasfiye sürecinde bu husus belirlenip tasfiye ile ödeneceğinden bu aşamada bu konuda karar vermeye yer olmadığına, davacının kar payı tespit ve ödenmesi talebinin reddine karar verilmiş, hüküm, taraf vekillerince istinaf edilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince taraf vekillerinin istinaf başvuruları esastan reddedilmiş olup Bölge Adliye Mahkemesi kararı Dairemizin 30.06.2025 tarihli, 2025/134 E. ve 2025/4648 K. sayılı ilamı ile onamıştır. Davalı ...'ın idare, temsil ve ilzam yetkisini haiz olduğu şirketin fesih ve tasfiyesine, tasfiye memuru olarak mali müşavir ...'ın atanmasına karar verildiği, bu kararın da kesinleştiği anlaşılmış olmakla eldeki davanın konusuz kalıp kalmadığı hususunda değerlendirme yapılarak varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmek üzere Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir.
2.Bozma sebebine göre davacının temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar verilmiştir.
V.SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacının temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, HMK'nın 373/2 hükmü uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, 26.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.