Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

11. Hukuk Dairesi

Dosya2025/7164 E. 2026/1699 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI : 2025/211 Esas, 2025/262 Karar

HÜKÜM : Davanın Kabulü

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

KARAR

I. DAVA

1.Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalının kardeş olduklarını, dava dışı limited şirket hisselerinin tamamının müvekkiline devrine ilişkin olarak taraflar arasında ön sözleşme imzalandığını, bu sözleşme uyarınca şirket hisselerinin müvekkiline devredildiğini, sözleşmede yer alan diğer yükümlülüklerinin de yerine getirildiğini, ne var ki sözleşmede % 50 hissesinin müvekkiline devri öngörülen taşınmazların davalı tarafından müvekkiline devredilmediğini ileri sürerek dava konusu taşınmazların tapusunun iptali ile 1/2 hisse oranında müvekkili adına tapu kayıt ve tesciline karar verilmesini, bunun kabul edilmemesi halinde müvekkiline devri öngörülen payın rayiç bedelinin bilirkişi marifetiyle tespit edilerek müvekkiline ödenmesini talep etmiştir.

2. Davacı vekili cevaba cevap dilekçesinde; taraflar arasında akdedilen sözleşmenin inançlı işleme ilişkin devir taahhüdü içerdiğini belirtmiştir.

II. CEVAP

1.Davalı vekili cevap dilekçesinde; taşınmazın devrine ilişkin sözleşmelerin resmî şekilde yapılması gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

2.Davalı vekili ikinci cevap dilekçesinde; inançlı işlemin varlığının davacı tarafından ispat edilemediğini savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde, ön inceleme duruşmasında tarafların anlaşamadıkları hususların dava konusu taşınmazda davacının harici taşınmaz satış vaadi sözleşmesine dayalı olarak ivazlarının yerine getirilip getirilmediği, davacı tarafça ödenen bedelin neye ilişkin olduğu, tescil, olmazsa tazminat taleplerinin yerinde olup olmadığına ilişkin olduğunun tespit edildiği, Türk Hukukunda inançlı işlemleri doğrudan düzenleyen bir kanun hükmü bulunmadığı, ancak uygulama ve öğretide, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 26. (mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 19.) maddesinde yer alan “sözleşme özgürlüğü” ilkesi kapsamında inançlı sözleşmelerin düzenlenebileceği ve geçerliliğinin kabul edildiği, inançlı işlemlerde inanan ve inanılan tarafın, inanç sözleşmesinin, sözleşme konusunun mülkiyetinin önce inanılana geçmesi; ardından inanana geri dönmesi hususunda anlaşıldığı, inananla inanılan arasında hak ve borçları, inançlı muamelenin sona erme sebeplerini, devredilen hakkın, inanılan tarafından inanana geri verme (iade) şartlarını içeren borçlandırıcı, tarafların hak ve borçlarını kapsayan, alacak ve mülkiyet naklinin hukuki sebebini teşkil eden bağımsız bir akit olduğu, davacının, sözleşme imzalanmadan önceki süreçte tarafların inançlı işlem konusunda iradelerinin uyuştuğunu, inançlı işlem yapmaya iten sebeplerin ortadan kalması üzerine ise tarafların bir araya gelerek hisse ve taşınmazların devrine ilişkin esasları düzenleyen sözleşmeyi imzaladıklarını ileri sürdüğü, her ne kadar tapulu bir taşınmazın devri sonucunu doğuran harici sözleşmeler geçersiz ise de, dava konusu olayda olduğu gibi, davacının üzerine düşen edimini yerine getirmesi ve davalının da edimlerin büyük bölümünü yerine getirmesinden sonra şekle aykırılığa bağlanan geçersizlik müeyyidesinin adalet duygusunu örseleyeceği, mevzuatta özel bir hüküm bulunmadıkça şekilsizlik nedeniyle geçersiz bir sözleşmenin ifasının da geçersiz kalması genel kural ise de, bu kuralın, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesinde yazılı dürüstlük kuralına aykırı düşecek tarzda uygulanamayacağı, davacının sözleşmede üstlendiği edimini yerine getirdiği, davalı şirkette bir kısım tapulu taşınmazları devrettiği, dava dışı şirketin hisselerini davalıya devrettiği, dava konusu taşınmazlar dışında diğer edimleri yerine getirdiği, dolayısıyla artık davalının şekle aykırılık savunmasına itibar edilemeyeceği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

IV. TEMYİZ

A. Dava ve Hukuki Nitelendirme

Dava, tapu iptal ve tescil talebine ilişkindir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Dosyadaki yazılara, İlk Derece Mahkemesince 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 373/4 hükmü uyarınca uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına göre davalının bütün temyiz itirazları yerinde değildir.

V. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile İlk Derece Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 25.03.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.

§