"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/587 Esas, 2025/1003 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 42. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2024/269 E., 2025/25 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilin ticari işleri sebebiyle müşterisine vermek için yaklaşık on yıl kadar önce hazırladığı senetlerden birisinin o zamanlar evli olduğu davalı tarafından hile ile gizlice alındığını, tarafların boşandığı güne tanzim tarihi, bir ay sonrasına da vade yazılarak başkası adına doldurulduğunu, tarafların anlaşmalı boşandığını, 31.05.2013 tarihli protokol ile davalının müvekkilinden maddi ve manevi hiçbir tazminat talep etmediğini, boşanmadan sonra müvekkilinin davalıya boşanma tarihi ile aynı 04.06.2013 tarihli bir ay vadeli 150.000,00 TL tutralı bir bono vermesini gerektirecek durum olmadığını, icra takibi sebebi ile dava konusu bonodan haber alındığını, senetteki imzanın müvekkilinin on yıl öncesindeki imzası olduğunu, son yıllarda kullandığı imzasıyla farklılık taşıdığını, senet üzerinde "..." dışındaki yazıların müvekkiline ait olmadığını, müvekkilinin davalıya herhangi bir borcunun bulunmadığını ileri sürerek müvekkilinin, .... İcra Müdürlüğünün 2013/19272 sayılı dosyasından takibe konulan senetten dolayı davalıya borçlu olunmadığının tespiti ile icra takibin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı, davaya cevap dilekçesi sunmamış, davalı vekili ön inceleme duruşmasında senedin illetten mücerret olduğunu beyan edip davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının senetteki imzanın kendisine ait olduğunu ikrar ettiği, senedin kambiyo senedi vasfı bulunmasa da adi senet vasfı taşıdığı, senede karşı tanıkla ispatın mümkün olmadığı, davacı tarafın yemin deliline dayanmak istemediklerini beyan ettiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının ikrarı ile senet altındaki imzanın davacıya ait olduğunun sabit hale geldiği, davalının bu senede dayalı olarak davacıdan alacaklı olduğu, taraflar hukuki işlem tarihinde eş olsalar bile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 201. maddesine göre senede bağlı her çeşit iddiaya karşı ileri sürülen, senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukuki işlemler tanıkla ispat olunamayacağından senede karşı iddiaların senet/kesin delille ispat zorunluluğu karşısında ispat yükünün davacı üzerinde bulunuduğu, davacının dava dilekçesinde ayrıca ve açıkça yemin deliline dayanmadığı, davacıya, karşı tarafa yemin yöneltme hakkı bulunduğunun hatırlatılmış olmasına rağmen davacı tarafın yemin deliline dayanmak istemediklerini belirtmesine göre davacının iddiasını ispatlamayadığı dikkate alındığında Mahkemece davanın reddine karar verilmesinin isabetli olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekili tarafından temyiz temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, icra takibine dayanak bonodan dolayı borçlu olunmadığının tespiti ile takibin iptali taleplerine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 30.03.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.