"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/952 Esas, 2025/1139 Karar
HÜKÜM : Kısmen kabul
Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar; taraf vekillerince temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ... A.Ş. ile 25.04.2011 tarihinde bayilik sözleşmesi imzaladıklarını, 26.04.2011 tarihinde de bu sözleşmeye bağlı olarak asgari mal alım taahhütnamesi yaptıklarını, sözleşmenin beş yılın sonunda 25.04.2016 tarihinde sona erdiğini, sözleşmenin 24.09.2016 tarihine kadar uzatıldıktan sonra bu tarihte sona erdiğini, davalının mal alım taahhütnamesine uymaması ve imzalanan protokol hükümlerini yerine getirmemesi nedeniyle davalıya gönderilen ihtarname ile eksik alım yapıldığını, eksik alım nedeniyle cezai şart borcunun oluştuğunu ve alım taahhütnamesine uyulmaması durumunda ayrıca sözleşmenin feshedileceğinin ihtar edildiğini, davalının sözleşme ve ürün alım taahhütnamesine uymaması üzerine davalıya ikinci bir ihtarname gönderilerek ihtarname tarihi itibariyle 117.867,00 USD muaccel hale gelmiş cezai şart borcunun faizi ile birlikte ödenmesinin bildirildiğini, aynı taleplerin yeni bir ihtarname ile yinelendiğini, ancak davalının yükümlülüklerini yerine getirmediğini, sözleşmeye göre davalıya teslim edilmiş ariyet ve demirbaşlar bulunduğunu, bu ariyet ve demirbaşların kendilerine teslimi gerekirken teslim edilmediğini, .... Noterliğinin 26.10.2016 tarihli ihtarnamesi ile pompanın iadesinin istenildiğini, davalının pompanın sökülmesine izin vermediğini ileri sürerek sözleşmenin 1, 2, 3 ve 4. yılları için 1.000,00 USD, 5. yılı için 20.235,00 USD olmak üzere toplam 21.235,00 USD cezai şartın ihtarnamenin davalıya tebliğ tarihi olan 13.10.2016 tarihinden itibaren 3095 sayılı Yasa'nın 4/a maddesine göre işleyecek faizi ile birlikte taraflarına ödenmesine ve davalıya ariyet olarak verilmiş bulunan bir adet pompanın bedeli olan 500,00 USD'nin yine ihtarnamenin davalıya tebliğ tarihi olan 13.10.2016 tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun'un 4/a maddesine göre işleyecek faizi ile birlikte taraflarına ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; hak düşürücü süre itirazında ve zamanaşımı definde bulunduklarını, davacının 22.10.2012 tarihli ihtarnameden başka bir ihtarname göndermediğini, bu ihtarnamenin de süresi içinde olmadığını, yerleşik Yargıtay kararlarına göre davacının kendilerinden cezai şart alacağı talep edemeyeceğini, davacının kendilerinden pompa alacağı bulunmadığını, bunu davacının kendisinin ispatlaması gerektiğini, davacının kendilerinden talep ettiği self stop pompa sisteminin henüz bütün Türkiye'de kurulamadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde, taraflar arasında düzenlenen protokolün 4. maddesi ile davalıya 1 adet selfstop pompanın davacı tarafça bayiye verileceği hususunun düzenlendiği, yine protokolün 8. maddesi ile maddede belirtilen yükümlülüklerin ... tarafından yerine getirilmemesi durumunda 100.00,00 USD cezai şart ödeyeceğinin kararlaştırıldığı, taraflar arasında düzenlenen asgari mal alım taahhütnamesinin; "1-....... A.Ş. (...) ile aramızda akdedilmiş veya ileride akdedilecek bulunan bayilik sözleşmelerinde ayrıca bir hüküm bulunmasına gerek olmaksızın, bayilik sözleşme tarihinden itibaren ...'den her yıl en az 20 00... (bin m3) akaryakıt; en az 1 ton (bir ton) madeni yağ satın almayı, 2.Alımlarımızın miktarı bakımından ... kayıtlarının yegane delil olduğunu, satın almayı taahhüt ettiğimiz miktarlardan eksik çektiğimiz her m3 akaryakıt için, m3 başına 30 USD (otuz amerikan doları), eksik çektiğimiz madeni yağ için ton başına 250 USD (iki yüz elli amerikan doları) cezai şartı herhangi bir ihtara gerek kalmaksızın derhal ...'a ödemeyi, bu şekilde gerçekleşecek ödemenin ... ile aramızdaki sözleşmeler gereği ...'ın sair talep hakları ve alacaklarını ortadan kaldırmayacağını 2.işbu taahhütnamemizde belirtilen asgari mal alımı ve cezai şarta ilişkin taahhütlerimizin, aksi ... tarafından kabul edilecek şekilde tarafımızca taahhüt edilene kadar, ... ile aramızda yeniden akdedilecek, yenilenecek veya uzatılacak tüm bayilik sözleşmelteri bakımından da geçerli olacağını, 3. işbu taahhütname gereğince ... lehine doğacak herhangi bir hakkın, ... tarafından uzun süre kullanılmamış olmasının, o hak ve alacaktan ... tarafından vazgeçildiği anlamına gelmeyeceğini peşinen gayri kabulü rücu olarak beyan, kabul ve taahhüt ederim. 26.04.2011" düzenlemesi bulunduğu, yine taraflar arasındaki 25.04.2011 tarihli protokolün 12. maddesinin " İş bu protokolden doğan herhangi bir hakkın ... tarafından kullanılmaması, gecikmeli olarak kullanılması veya hatalı olarak kullanılması, ...'ın söz konusu haktan feragat ettiği anlamına gelmediği gibi bu durum ...'ye protokolün söz konusu hükmünü veya protokolün tamamını meriyetten ıskat talebinde bulunma veya kazanılmış hak iddiasında bulunma hakkı vermez"' düzenlemesini içerdiği, davacı tarafça 25.04.2011-25.04.2012 dönemine ait 31.890,00 USD cezai şartın ödenmesinin ihtar edildiği, davacının sözleşme zeyilname ile yapılan uzatmalar dahil 25.09.2016 tarihinde sona ermesinden sonra 10... tarihli ihtarıyla her bir dönem için cezai şart hesaplayarak toplam 117.867,00 USD'nin ödenmesini istediği, işbu ihtarnamenin 13.10.2016'da tebliğ edildiği, somut uyuşmazlıkta mal alım taahhütnamesinin 3. maddesi düzenlemesi dikkate alındığında çekincesiz olarak mal verilmesinin davacının cezai şart talebinden vazgeçtiği anlamına gelmeyeceği, cezai şart talebinde bulunabileceği sonucuna ulaşıldığı, davacının dava dilekçesi ile fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 21.235,00 USD cezai şart ve 500,00 USD pompa bedeli talebinde bulunduğu, dava dilekçesinin B.4 maddesi ve içeriği ile davalıya gönderilen ihtarname ile talep edilen cezai şart ve dönemlerinin ayrı ayrı belirtildiği, toplam olarak 5 yıl için 117.897,00 USD muaccel cezai şart alacağı ödenmesinin ihtar edildiği, dilekçenin C bölüm başlığının da bu 117.897,00 USD cezai şart alacağının dava edildiğinin anlaşıldığı, dava dilekçesinde sözleşmenin normal fesih süresi 25.04.2016 tarihinden sonraki taraflarca birer aylık zeyilnameler ile 24.09.2016 tarihine kadar uzatılan dönem için cezai şart talebi ve davası bulunmadığı, davacının dosyaya sunduğu kısmi ıslah dilekçesi ile dava ettiği 25.04.2011-25.04.2012 dönemine ilişkin 31.883,91 USD ve dava konusu olmayan 25.04.2016-24.09.2016 dönemine ilişkin 11.243,79 USD olmak üzere toplam cezai şart alacağını 43.127,20 USD olarak ıslah ettiği, bedel artırımına ilişkin kısmi ıslah dilekçesi ile dava edilmeyen döneme ilişkin cezai şart alacağının davaya katılması mümkün olmadığından bu döneme ilişkin 11.243,79 USD yönünden usulünce açılmış bir dava bulunmadığından karar verilmesine yer olmadığına karar vermek gerektiği, dava edilen 25.04.2011-25.04.2012 dönemine ilişkin 31.883,91 USD yönünden ise davanın kabulüne karar vermek gerektiği, cezai şartın tamamına hükmedilmesinin davalının ekonomik mahvına sebep olup olmayacağı hususunun eldeki davanın kısmi dava olarak açılması olması ve hüküm altına alınan cezai şart miktarı nazara alındığında bu aşamada araştırılmasına gerek görülmediği, davacı alacağına temerrüt tarihinden itibaren faiz uygulanacağı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, taraflar arasındaki bayilik anlaşması, protokol ve asgari mal alım taahhütnamesi gereğince asgari alım taahhüdünün yerine getirilmemesi nedeniyle sözleşme hükümleri uyarınca cezai şart alacağı ile pompa bedelinin tahsili istemlerine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Bölge Adliye Mahkemesince 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 373/3 hükmü uyarınca uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, taraf vekillerinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
V. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, taraf vekillerinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edenlere yükletilmesine, 25.03.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.