"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2022/661 Esas, 2025/307 Karar
HÜKÜM : Kısmen kabul
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar davacı vekili ile katılma yoluyla davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinden gelir/aylık alan hak sahiplerinin aylıklarının davalı banka aracılığıyla ödendiğini, taraflar arasındaki protokol hükümlerince maaş hesaplarında 6 ay hareket bulunmaması halinde hesapların kurum hesabına aktarılması gerektiği halde haksız olarak 62.995,44 TL paranın bekletildiğini, %60 vadeli mevduat faizi üzerinden faiz hesaplanması gerektiğini ileri sürerek, 37.797,27 TL faiz ile 62.995,00 TL ana paranın kurum hesaplarına intikal tarihinden itibaren işleyecek kanuni faiziyle birlikte tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; protokolde aktarma işleminin geç yapılması halinde işleyecek faiz oranının belirtilmediğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte %5 vadesiz mevduat faizi uygulanabileceğini, faize faiz istenemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III.MAHKEME KARARI
Mahkemece bozma ilamına uyularak dosya kapsamında alınan bilirkişi raporlarının denetime açık ve anlaşılır olmadığı tespit edildiğinden bu kez yeni bir bilirkişi görevlendirilerek dosyanın geçirmiş olduğu tüm safahat, daha önce tesis edilen kararlar, Yargıtay bozma ilamları, taraflar lehine ve aleyhine oluşmuş usuli kazanılmış haklar gözetilerek davalı tarafça dava tarihinden sonra yapılan ödemeler de dikkate alınarak ödemelerin ödeme tarihine kadarki faiz alacağı ve miktarı itibariyle kesinleşen asıl alacak miktarı nazara alınarak yargılama sırasında yapılan ödemelerin öncelikle faiz alacağından düşülmesi gerektiği, ardından bakiye kalan asıl alacak ve işleyecek faizin hesaplanması gerektiği belirtilmiş ve bu kapsamda varsa davacının ayrı ayrı asıl alacak ve işlemiş faiz alacağının denetime açık, anlaşılır, hüküm kurmaya elverişli şekilde belirlenmesi ve rapor tanzim edilmesi istendiği, taraflar arasında 16.11.2000 tarihli protokole göre gelir ve aylık sahiplerinin hesaplarının gözden geçirilerek en az 6 ay hareket bulunmaması halinde kurum hesabına stopaj kesilmeden aktarılacağının kararlaştırıldığı ancak davalı banka tarafından protokole aykırı hareket edildiği ve kurum hesabına aktarılması gereken paranın hesaplarda bekletildiği, hal böyle olunca davacının eldeki davayı açmakta haklı olduğu, davalının dava tarihinden sonra davacıya toplam 7.888,50 TL ödeme yaptığı ancak dava açıldıktan sonra, yargılama sırasında yapılan ödemelerin öncelikle faiz alacağından düşülmesi gerektiği, alınan bilirkişi raporunun gerek bozma ilamına gerekse 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 100. maddesine uygun olarak tanzim edildiğinin görüldüğü, davacının davalıdan bakiye 7.888,50 TL asıl alacak ve 619,69 TL faiz alacağı kaldığı, davadan sonra yapılan ödemelerin faiz alacağına mahsup edildiği dikkate alınarak ödenen miktar yönünden esas hakkında karar verilmediği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine, dava konusu edilen faiz alacağının 7.888,50 TL'lik kısmı davalı tarafça ödendiğinden bu miktar yönünden esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına, 8.508,19 TL'nin 7.888,50 TL'lik asıl alacağı oluşturan bölümüne 02.03.2005 dava tarihinden itibaren değişen oranlarda yasal faiz uygulanmak suretiyle davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiş, hüküm, davacı vekili ile katılma yoluyla davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, taraflar arasında imzalanan protokol gereği davacı kurumdan aylık alan hak sahiplerinin maaş hesaplarında 6 ay hareketlilik bulunmaması halinde kurum hesabına aktarılması gereken paranın haksız olarak bekletildiği iddiasına dayanan alacağın tahsili istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekili ile katılma yoluyla davalı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
V. SONUÇ: Davacı vekili ile katılma yoluyla davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davalıya yükletilmesine, davacıdan harç alınmasına yer olmadığına, 28.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.