Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

11. Hukuk Dairesi

Dosya2025/5383 E. 2026/1824 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2023/652 Esas, 2025/945 Karar

HÜKÜM : Kabul

İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi

SAYISI : 2022/28 E., 2022/338 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

KARAR

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 2020/... sayılı "... ... ..." ibareli marka başvurusunu yaptığını, davalı Şirketin "..." ibareli markalarına dayalı olarak müvekkili başvurusuna itiraz ettiğini, Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından bu itiraz reddedilmesine karşın Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) tarafından davalı itirazının kabulüne ve müvekkili başvurusunun reddine karar verildiğini, söz konusu YİDK kararında, müvekkiline ait "..." ibaresini içeren önceki tarihli markaların varlığı tespit edilse de marka işaretlerinin, işbu başvurudan farklı olması nedeniyle müvekkilinin müktesep hakkının olmadığının kabul edildiğini, oysa müvekkilinin "..." ibaresini içeren markalarının bulunduğunu, bu ibareyi her zaman ön planda tuttuğunu, diğer markalarını da "..." ibaresinden yola çıkarak bir bütünlük içerisinde tescil ettirdiğini, dava konusu başvurunun da müvekkilinin tescilli markalarında yer alan ve ayırt edici unsur olan "..." ibaresini içerdiğini, "..." ibaresi dışındaki diğer ibarelerin "..." ve "..." sözcüklerinden oluştuğunu ve bir markada esaslı unsur olarak kullanılamayacağını, müvekkili markalarının tescilinin 2005 yılına dayandığını, davalı Şirkete ait redde mesnet markaların ise 20 18... yıllarında başvurularının yapıldığını, ayrıca davalının "b ... ..." ve "... ... ..." markalarının, müvekkili başvurusu ile ilişkilendirileceği ve markalar arasında iltibas tehlikesi bulunduğu yönündeki kararın hatalı olduğunu ileri sürerek YİDK'in 2021-M-10201 sayılı kararının iptaline, müvekkili başvurusunun tesciline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

1.Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

2.Diğer davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; dava konusu başvuru ile müvekkili markaları arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunduğunu, davacı başvurusunda yer alan "..." ve "..." ibarelerinin, başvuruyu farklılaştırmaya yeterli olmadığını, davacı başvurusunun, müvekkili markalarının serisi gibi algılanacağını ve müvekkili markalarını çağrıştıracağını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu "... ... ..." ibareli davacı markası ile redde mesnet alınan "..." ibareli markaları arasında benzerlik bulunduğu, markaların mal ve hizmet listelerinin redde konu 36. sınıftaki tüm hizmetler bakımından aynı/aynı tür hizmetlerden oluştuğu, dolayısıyla ilgili tüketici kesimi nezdinde 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı SMK) 6/1 maddesi anlamında iltibas ihtimalinin olduğu, davacının 2009/34118 sayılı markasını 36. sınıf hizmetler üzerinde kullandığını ispatlayamadığı, dolayısıyla dava konusu marka başvurusu yönünden önceki tescilden kaynaklı müktesep hakkın bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.

IV. İSTİNAF

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının başvurusuna konu "... ... ..." ibareli marka başvurusu ile davalının itirazına mesnet gösterdiği "b ... ..." ve "... ... ..." esas unsurlu markaları arasında görsel, sescil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, zira markalarda ortak olarak bulunan "..." ibaresinin, Türk Dil Kurumu sözlüğüne göre korku, çekinme ve kuşku duymadan inanma ve bağlanma duygusu anlamına geldiği, bu anlamı itibariyle anılan ibarenin, başvuru kapsamında yer alan 36. sınıf hizmetler yönünden ayırt ediciliğinin oldukça zayıf olduğu, dava konusu başvurunun da slogan markası niteliğinde olup, ortalama tüketici kitlesinin dava konusu başvuruyu bir bütün olarak "... ... ..." şeklinde algılayacağı ve başvuruda "..." ibaresinin öne çıkarılmadığı, aksine ... hizmetlerinin amacına vurgu yaptığı, nitekim bu yönde Yargıtay 11. Hukuk Dairesince 2023/4684 E., 2024/6837 K. ve 26.09.2024 tarihli kararın bulunduğu, başvuruda farklı olarak yer verilen ibareler ile bir bütün olarak başvuruya yeterli ayırt ediciliğin sağlandığı, markaların bir bütün olarak korunabileceği, karşılaştırma sırasında işaretlerin parçalara ayrılarak incelenmesinin ve iltibasın bulunup bulunmadığının bir parçaya bağlı olarak yapılmasının mümkün bulunmadığı, iltibas incelemesinin sadece işaretlere bakılarak değil, onların kapsamında bulunan ürünler ile onların niteliğini gözeterek ve her ikisinin birbirine etkisi nazara alınarak yapılmasının gerektiği, ortalama tüketicilerin davacının başvurusuna konu işareti davalının itirazına mesnet markaları ile ilişkilendirmeyeceği, markalar arasında belirgin biçimde farklılık bulunduğu, işin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu ürün ve hizmetler için ayırdığı satın alım süresi içinde, başvuru konusu markayı gördüğünde derhâl ve hiç düşünmeden bunun davalının itirazına mesnet markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabileceği, yapılan değerlendirmede tarafların markalarının benzer olmadığı ve iltibas riski taşımadığı, her ne kadar, mahkemenin, davacının müktesep hak oluşturacağı öngörülen markalarının davacıya müktesep hak sağlamayacağı yönündeki gerekçesi yerinde ise de, bunun sonuca bir etkisinin olmayacağı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, esas hakkında yeniden hüküm kurulmasına, davanın kabulü ile, YİDK'in 25.11.2021 tarih, 2021-M-10201 sayılı kararının iptaline, davacı vekilinin marka başvurusunun tescili talebinin reddine karar verilmiş, karar, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Dava ve Hukuki Nitelendirme

Dava, YİDK kararının iptali istemine ilişkindir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI.SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı Kurum vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 31.03.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.

§