Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

11. Hukuk Dairesi

Dosya2025/5277 E. 2026/1796 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi

SAYISI :2023/1790 Esas, 2025/905 Karar

HÜKÜM :İstinaf başvurusunun esastan reddine

İLK DERECE MAHKEMESİ :Bakırköy 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi

SAYISI :2022/100 E., 2023/171 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, davalı vekilinin temyiz dilekçesinin kabulüne, davacı vekilinin ise reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

KARAR

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının, müvekkiline ait tanınmış yan şerit şeklindeki markalarını ayakkabı görsellerinde aynen kullandığını ileri sürerek marka hakkına tecavüzün tespiti ile önlenmesine, belirsiz alacak hükümlerine göre fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL maddi ve 10.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek faizi ile davalı taraftan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, talep artırım dilekçesi ile maddi tazminat istemini 128.920,48 TL'ye yükseltmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosyada mevcut yeterli ve hükme elverişli nitelikteki bilirkişi raporunda davalının markasal kullanımının davacıya ait şekil markası ile benzer olduğu, emtia yönünden de aynı kapsamda kaldığı, davacı tarafça 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 151/2-a hükmü gereğince hesaplama yapılmasının istenilmesine rağmen ticari defter ve belge sunulmadığı, ancak tecavüze konu tespit olunan ürünlerin miktarı, davacının ticari hacmi, tecavüz fiillerinin boyutu hep birlikte nazara alındığında 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 50... . maddeleri çerçevesinde 60.000,00 TL maddi ve 10.000,00 TL manevi tazminatın yeterli ve dengeleyici olacağı gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne, davalının davacıya ait markalarından doğan haklarına tecavüzünün tespiti ile önlenmesine, 60.000,00 TL maddi, 10.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş, hüküm, taraf vekillerince istinaf edilmiştir.

IV. İSTİNAF

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararında usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesi ile taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş, hüküm, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Dava ve Hukuki Nitelendirme

Dava, marka hakkına tecavüzün tespiti ile önlenmesi, maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

1.Davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde; miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352/1-(b) hükmü uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.

Dosya içeriğine göre reddedilen ve davacı yanca temyize konu edilen toplam miktar 68.920,48 TL olup, 04.06.2025 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7550 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 20. maddesi ile değiştirilen HMK'nın ek madde 1/2 hükmü uyarınca dava tarihi itibarıyla kesinlik sınırı olan 107.090,00 TL’nin altında kaldığı anlaşılmakla; davacı vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan reddine karar vermek gerekmiştir.

2.Davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde; yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI.SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, (1) numaralı bent gereğince, davacı vekilinin temyiz dilekçesinin REDDİNE, (2) numaralı bent uyarınca, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı harcın istek halinde davalıya iadesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde davacıya iadesine, 30.03.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.

§