Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

11. Hukuk Dairesi

Dosya2025/5230 E. 2026/1823 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2023/286 Esas, 2025/608 Karar

HÜKÜM : Esastan ret

İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi

SAYISI : 2022/124 E., 2022/427 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

KARAR

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 2020/150733 sayılı ve "... ... ..." ibareli marka başvurusunun davalı gerçek kişinin "as ... ... ltd. şti. şekil", "... evden eve ...", "öz ... ..." ibareli markalarını mesnet göstererek yaptığı itiraz üzerine 39. sınıf hizmetler yönünden reddedildiğini, bu karara yaptıkları itirazın ise Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararıyla nihai olarak reddedildiğini, oysa müvekkilinin 29.11.2005 tarihinde "..." ibareli ticaret ünvanıyla kurulduğunu, davaya konu "..." esas ibareli markasını da sürekli kullandığını, taraf markalarının ve faaliyet alanlarının benzemediğini, müvekkilinin davaya konu marka başvurusu üzerinde eskiye dayalı kullanımı nedeniyle 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6/3 hükmü kapsamında öncelikli ve gerçek hak sahibi olduğunu, davalı yan markalarının son 5 yıllık sürede kullanılmadığını ileri sürerek YİDK'in 2022-M-1097 sayılı kararının iptaline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

2.Diğer davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin 2005 yılından beri "... ..." ve "..." esas unsurlu markaları ile taşımacılık hizmeti verdiğini, davacının kullanmama def’ini süresinde ileri sürmediğini, taraf markaları arasında karıştırılma ihtimali bulunduğunu, markaların kapsamlarının birebir aynı olduğunu, davacı yanın gerçek hak sahipliğinin bulunmadığını, müvekkilinin markasını davacıdan önce kullanmaya başladığını ve bugüne kadar da kesintisiz kullandığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; emtia benzerliği kriterinin 39. sınıfın tamamı bakımından gerçekleştiği; böylesi bir durumda karıştırılma ihtimalinin önüne geçilebilmesi adına işaretlerin birbirlerinden çok daha somut bir şekilde uzaklaşmaları gerektiği, halbuki "..." esas unsuruna haiz taraf markalarının bu kapsamda değerlendirilebilecek farklılıklar taşımadıkları, bilinç ve dikkat düzeyi yüksek olan tüketiciler için bile markaların birbirleri ile ilişkilendirilme ihtimalinin doğacağı; her ne kadar davacı yan SMK'nın 6/3 ve 6/6 maddelerinde düzenlenen üstün ve gerçek hak sahipliği karinelerine dayalı olarak dava konusu başvurunun tescilinin gerektiğini ileri sürmüş ise de; bu kapsamdaki iddiaların, iddiaların yerindeliğinin tespitinden bağımsız, sicilde kayıtlı önceki markaların varlığına rağmen, iddia sahibine doğrudan bir tescil hakkı sağlamayacağı, gerçek hak sahipliği, kullanım yoluyla kazanılan ayırt edici nitelik ya da tanınmışlık gibi kriterlerin tescil engelini aşmaya hak bahşetmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.

IV. İSTİNAF

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davanın YİDK karar iptali istemine ilişkin olduğu, YİDK kararının denetiminin karar tarihindeki hukuki duruma göre yapılacağı, karar tarihinden sonra açılan kullanmama nedeniyle iptal davasının somut uyuşmazlığı etkilemeyeceği gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Dava ve Hukuki Nitelendirme

Dava, YİDK kararının iptali istemine ilişkindir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 30.03.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.

§