"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/461 Esas, 2025/746 Karar
HÜKÜM : Kabul
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2017/125 E., 2019/419 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ... tarafından yapılan 2015/... başvuru numaralı ... ... ibareli marka başvurusuna, müvekkili Şirketin ... tanınmış markasına ve ... ve ... ibaresini içeren seri markalarına iltibas ettiği gerekçesi ile yaptıkları itirazın davalı Kurumca reddedildiğini, müvekkilinin tanınmış ... ibaresinden türetilen 2002/...- ..., 2010/...- ... ..., 2010/...- ... ... ... ..., 2010/...- ... ... ... ... ..., 2013/...- ... ... ..., 2013/...- ... ... ... ...... ... ... ..., 2013/...- ... ... ... ... Ne ... ... ..., 2013/...- ... ... ... ... Ne ..., 2013/...- ... ... ... ... ... ... ..., 2013/...- ... ... ... ... ... ... ... ibareli seri markalarının bulunduğunu, dava konusu ... ... marka başvurusunun, 556 sayılı KHK’nın 7 ve 8. maddeleri uyarınca müvekkili Şirketin seri markalarına iltibas oluşturduğunu, davalının, müvekkilinin ticari itibarından yararlanacak bu marka başvurusunda kötüniyetli olması nedeniyle de dava konusu marka başvurusunun reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek, 2016-M ... numaralı YİDK kararının iptaline, dava konusu 2015/... başvuru numaralı ... ... markasının tescili halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; taraf markaları arasında iltibas yaratabilecek derecede benzerlik bulunmadığını, markalar benzer olmadığından tanınmışlıktan faydalanmanın da söz konusu olmayacağını, başvuru markasının tescilinin 556 sayılı KHK'nın 8/4 maddesinde yer alan söz konusu koşulların oluşmasına yol açabileceği hususlarının da davacı tarafından ispatlanamadığını, dava konusu başvurunun kötüniyetli olduğu yönünde de delil bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Diğer davalı cevap vermemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının itirazına ve davaya dayanak gösterdiği markaların emtia listesinde yer alan ürün ve hizmetlerin dava konusu markanın başvuru kapsamında aynen yer aldığı, bu nedenle taraf markalarının aynı/aynı tür emtiayı kapsadıkları, davalı başvurusunun ... ..., davacı markaları ise biri ..., diğerleri şekil unsurları ile birlikte ... çatı markasını ve “...”, “... ...” ibarelerini kapsadığı, davacı markaları, ikisi dışında “... ...” ibaresi etrafında oluşturulmuş seri markalar olduğu, taraf markalarında ortak olan “...” ibaresi açısından taraf markaları arasında bir benzerlik mevcut olmakla birlikte, bu ibarenin markasal ayırt edici gücünün çok düşük düzeyde olduğu, markaların ayırt edici esaslı unsurlarının ... kelimesi ile birlikte markayı oluşturan diğer kelime ve şekil unsurları olduğu, davalı başvurusundaki farklı kelimlelerden oluşmuş bütünün, davacı markasından yeterince uzaklaştığı ve farklılaştığı yazım biçimlerinden farklı olduğu farklılığın ilgili tüketici kesimi tarafından derhal algılanabilecek durumda olduğu, bu ürün hizmetleri satın alacak kişilerin yetişkinlerden oluştuğu, gerekli alım süresi gözetildiğinde yanılgının oluşmasının mümkün olmadığı, dava konusu marka ile davacı markası arasında işletmesel bağlantılandırması tesis eden herhangi bir unsurun bulunmadığı, çekişmeli tüm mallar yönünden taraf markalarının malları aynı/aynı tür olsa da işaretler arasından yeterince uzaklaşma sağlandığından, dava konusu marka başvurusu/tescili ile itiraza ve davaya mesnet davacı markaları arasında 556 sayılı KHK’nın 8/1-b hükmü anlamında iltibas tehlikesi bulunmadığı, davacı markasının tanınmış marka olduğu yönünde yeterli delil bulunmadığı, bununla birlikte, 556 sayılı KHK’nın 8/4. maddesinin, markaların benzer olması durumunda, emtialarının farklılaşmış olmasına rağmen markalar arasında iltibas tehlikesinin bulunması nedeniyle markaların korunmasına ilişkin koşulları düzenlediği, somut olayda dava konusu markalar 8/1-b maddesi kapsamında benzer görülmediğinden, 8/4 maddesi kapsamında değerlendirme yapılmasına gerek bulunmadığı, davacının tescilli ticaret ünvanı uyuşmazlık konusu “...” ibaresini içermediği gibi, bu ibareyi içeren başkaca bir telif veya sınai mülkiyet hakkı veya anılan düzenlemede belirtilen başkaca bir hakkın mevcudiyetinin ispat edilmediği, 556 sayılı KHK’nın 8/5 maddesinde belirtilen öncelikli hakkın davacı tarafça ispatlanmadığı, mevcut durumda, davalının marka başvurusunun tescilinin 556 sayılı KHK’nin 8/5 maddesi uyarınca engellenemeyeceği, tescilli bir marka ile iltibas yaratmayan işaretin marka tescil başvurusunda bulunmasının kötüniyetli bir yaklaşım olarak değerlendirilemeyeceği, marka ve işaret benzer olsa dahi yalnızca benzer marka başvurusunda bulunmanın kötüniyetli başvuru olduğunu kabule yeterli olmayacağı, başvurunun engelleme, tuzak, spekülasyon markası olduğunun ispat edilemediği ve bu nedenle kötüniyetin ispat edilemediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının başvuru konusu yaptığı marka ile davacının itirazına mesnet olarak gösterdiği markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ve sescil olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu, ... ibaresinin marka kapsamındaki mal ve hizmetler yönünden doğrudan tanımlayıcı veya vasıf bildiren bir kelime olmadığı, her iki taraf markasında da ... ibaresinin ortak olduğu, çatı markalardaki farklılığın ayırt edicilik için yeterli olmadığı, işin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, davacının önceki markasındaki ve davalının sonraki tarihli markasındaki işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu mallar/hizmetler için ayırdığı satın alma/yararlanma süresi içinde, davalının başvurusu konusu markasını gördüğünde derhâl ve hiç düşünmeden bunun davacıya ait markadan farklı bir marka olduğunu algılayamayacağı, her iki marka arasında benzerlik nedeniyle yanılgı yaşayabileceği, markalar arasında işletmesel bağlantı olduğu veya idarî ve ekonomik anlamda bağlantılı bir işletme tarafından piyasaya sunulan markalar algısı oluşabileceği, yani markaları karıştırabileceği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmasına, davanın kabulüne karar verilmiş, karar, davalılar vekillerince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, marka ile ilgili Kurum kararlarının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI.SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalılar vekillerinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı harcın istek halinde ilgililere iadesine,
31.03.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.