"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Denizli Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/476 Esas, 2025/970 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Denizli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2021/1989 E., 2024/1484 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 31.03.2026 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirket ile davalı şirket arasında 06.11.2019 tarihinde süresiz distribütörlük sözleşmesi akdedildiğini, davalı şirketin sözleşmeye aykırı davrandığını, yapılan ihtarların karşılıksız kaldığını, haklı nedenle sözleşmenin feshedildiğini iddia ederek fazlaya ilişkin haklar saklı olmak kaydıyla 1.000,00 TL portföy (denkleştirme) tazminatı, 1.000,00 TL itibar ve kâr kaybı tazminatı, 1.000,00 TL organizasyon ve tanıtım masrafları nedeniyle uğranılan zarar tazminatı, 1.000.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; tek satıcılık hükmünün taraflar arasındaki 30.04.2021 tarihli sözleşme ile tadil edilerek davalı şirketin sadece davacının müşterilerine mal tedarik etmemek şartını yükümlendiğini, davacının iddialarının doğru olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafın iddialarından biri olan sözleşmenin 13. maddesinde düzenlenen münhasırlık şartı kapsamında yapılan değerlendirmede, gerek dinlenen tanık beyanları gerekse davacı şirketin tek yetkilisinin davalı şirkette sigortalı olarak çalışması kapsamında 13. maddede düzenlenen münhasırlık şartının sözleşmenin başından itibaren uygulanmadığı, tarafların bu hususu fiili uygulamalar ile kabul ettiği, sözleşmede yer alan bir hükmün uzun süre uygulanmamasının sözleşmenin taraflarından birinde o hükmün uygulanmayacağı yönünde haklı bir güven yarattığı, sözleşmenin 13. maddesindeki münhasırlık şartının 31.04.2021 tarihli protokol zamanına kadar hiç uygulanmadığı, tarafların bu hükmün uygulanmadığını kabul ettiği, bu hususun gerek beyan dilekçeleri ve gerekse de ihtarnamelerde kabul edildiği, yine ayrıca 31.04.2021 tarihli sözleşme gereğince davacı tarafın bu 13. maddenin uygulanması ile ilgili herhangi bir talepte bulunmadığı ve itirazi kayıt koymadığı, bu sebeple davacının davalının sözleşmenin 13. maddesine uymadığından bahisle distribütörlük sözleşmesinin feshinin haklı olmadığı, davacı tarafın distribütörlük sözleşmesinin feshine dayanak yapmış olduğu ikinci nedenin ise, davalının siparişe rağmen mal vermediği iddiası olduğu, 06.11.2019 tarihli distribütörlük sözleşmesinde yer alan 7. maddede distribütör tarafından ürün için ödenecek birim fiyatların siparişin üretici tarafından alındığı tarihte geçerli olan birim fiyatlar ve iskonto miktarları göz önünde bulundurularak hesaplanacağının düzenlendiği, 31.04.2021 tarihli protokolde ise davacının davalıdan tedarik ettiği ürünlerdeki fiyat değişikliğinin, davalının maliyetleri dikkate alınarak ...ile mutabıklaşma neticesinde tespit edileceğinin düzenlendiği, uygulamada ise taraflar arasındaki e-posta kayıtları, ihtarnameler uyarınca sipariş edilen ürünlerin güncel fiyatlarının davalı tarafından davacıya bildirildiği, davacı tarafın bu güncel fiyatları kabul etmesi halinde siparişlerin yerine getirildiği, dava konusu uyuşmazlıkta davalı şirket ürünlerin güncel fiyatları üzerinden mal gönderileceğini bildirmesine rağmen davacının buna cevap vermeyerek teklifi zımnen reddettiği, bu yüzden davalının davacıya mal vermemesinin ödemezlik defi içerisinde yer aldığı, bu hususun davalının sözleşmeye aykırılığını ortaya çıkarmadığı, davacının bu nedene dayalı distribütörlük sözleşmesinin feshinin haklı olmadığı, ayrıca sözleşmenin 7. maddesinde distribütörün aldığı ürünler karşılığında banka teminat mektubunu sağlayıcıya vermesi gerektiği, bu hususun davalı tarafından davacıya gönderilen ihtarnamede talep edildiği, ancak davacının bu hususu yerine getirmediği, davacının vadeli çek verme hususunun ise davalı tarafından kabul edilmediği, davacı sözleşmenin 7. maddesi uyarınca teminat mektubu vermediğinden davalının ürün tedarikini yapmamasının haklılık teşkil ettiği, davacının bu yöndeki sözleşmenin feshinin haklı olmadığı, davacının sözleşmeyi feshinde haksız olduğu sabit olduğundan davacının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 122/3. maddesi uyarınca denkleştirme tazminatı isteyemeyeceği, distribütörlük sözleşmesinin 7. maddesi, 31.04.2021 tarihli sözleşmenin ilgili hükmü uyarınca siparişe konu olan malların fiyatlandırılması ve fiyat değişikliğine dair hükümler, taraflar arasındaki e-posta yazışmalarına göre davacının siparişlerini alan davalı şirketin ürünlerin güncel fiyatlarını bildirerek bu doğrultuda mal göndereceğini bildirdiği, davacının buna cevap vermeyerek bu teklifi reddetmiş olduğu, iki tarafa borç yükleyen sözleşmelerde tarafların karşılıklı edimlerini yerine getirmesi gerektiği, yine ayrıca davacı şirketin distribütörlük sözleşmesinin 7. maddesi uyarınca teminat yükümlülüğünü çekilen ihtarnameye rağmen yerine getirmediği, bu yüzden davacının kendi kusurundan kaynaklanan hususlar kapsamında kar kaybı ve itibar kaybı tazminatı isteyemeyeceği, taraflar arasındaki distribütörlük sözleşmesinin 6. maddesinde reklam ve fuarlar başlıklı olarak düzenlemenin bulunduğu, bu kapsamda davacının organizasyon ve tanıtım masrafı isteyebilmesi için davalı tarafla görüşerek mutabakat alması gerektiği, ancak dosya kapsamı itibariyle bu hususta bir mutabakatın bulunduğunun davacı tarafından ispat edilemediği, yine ayrıca sözleşmenin feshinde davacı tarafın haksız olduğu anlaşıldığından davacının bu suretle organizasyon ve tanıtım masrafı tazminatı talebinde bulunamayacağı, dava konusu uyuşmazlıkta sözleşmenin feshinde davalının kusurunun bulunmadığı, davacının sözleşmenin feshinde haksız olduğu, davalının manevi tazminattan dolayı kusuru bulunmadığından sorumluluğunun olmadığı gerekçesiyle davacının maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile sözleşmeye göre tek satıcı (distrübütör) konumunda olan davacı şirketin yetkilisi ve tek ortağının 20.01.2014-09.01.2024 tarihleri arasında ... olduğu, sözleşmeye göre üretici konumunda olan davalı şirketin 23.02.2018-19.02.2028 tarihleri arasında ortaklarının ..., ... , ... olduğu, dosyada alınan bilirkişi raporuna göre, davalının 2019-2020-2021 yıllarında ürettiği tüm ürünlerin davacıya ve dava dışı üçünçü kişilere satıldığı, davacı şirket yetkilisi ...'in davalı şirkette 07.09.2016-21.05.2021 tarihleri arasında yönetici meslek kodu ile satış ve finansmandan sorumlu genel müdür sıfatıyla çalıştığı ve sadece tek satıcı olarak davacı şirkete mal satmadığı, diğer 3. kişi alıcı firmalara da mal tedarikinde bulunduğu, ayrıca ön protokol düzenlenmeden önce marka kullanım bedeli ve marka satış bedeli adı ile davalı firmaya fatura kesmesi ve cari hesap kapsamında bu bedelleri tahsil etmesi nedeniyle her iki firmanın da 06.11.2019 tarihli distrübitörlük sözleşmesine uymadığının rapor edildiği, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre davacı tarafın sözleşmeyi haklı nedenle feshettiğine yönelik iddiasının yerinde olmadığı, İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A.Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, tek satıcılık sözleşmesinin feshi nedeni ile maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacının temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 40.000,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 02.04.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.