Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

11. Hukuk Dairesi

Dosya2025/5179 E. 2026/1816 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2022/2125 Esas, 2025/921 Karar

HÜKÜM : Esastan ret

İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 2. Tüketici Mahkemesi

SAYISI : 2021/344 E., 2022/954 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili ve fer'i müdahil vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

KARAR

I. DAVA

Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkilleri tarafından davalı banka ... ... şube nezdinde 2003 yılında teselsülllü müşterek USD cinsinden vadeli mevduat hesabı açıldığını, söz konusu hesaba 2003 yılında mevcut birikimleri olan 50.000,00 USD meblağın 12 ay vadeli olarak yatırıldığını, davalı banka tarafından 12 aylık dönem sonlarında vadeli mevduat hesabı genel işlem şartları dahilinde işlemiş faizin anaparaya ilave edildiğini, müvekkillerinin yurt dışında ikamet ettikleri dönemde söz konusu meblağa uzun bir süre ihtiyaç duymadıklarını, müvekkili ... rahatsızlık geçirip ülkede tedavi olma mecburiyeti hissettiğinde davalı bankadan para çekme ihtiyacı doğduğunu, davalı bankaya gittiklerinde 2016 yılı itibariyle 73.878,13 USD'ye ulaşmış meblağın TMSF'ye devredildiğini öğrendiklerini ve buna ilişkin olarak dekont teslim edildiğini, yasal koşullar kapsamında müvekkili ile davalı banka arasında zamanaşımı süresinin dolmadığını, davalı bankaca usulüne uygun tebligat yapılmadığını, bu nedenle davalı banka tarafından 30.06.2016 tarihinde TMSF'ye 10 yıllık zamanaşımı iddiasıyla aktarılan 73.878,13 USD tutardan davalı bankanın yükümlü olduğunu ileri sürerek söz konusu tutarın aynen ve/veya fiili ödeme günündeki TCMB efektif satış kurundaki TL karşılığının, davalı bankaca TMSF'ye fiil aktarım tarihinden itibaren uygulanacak 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesi uyarınca USD cinsine kamu bankalarının 1 yıl mevduat hesabına uyguladığı en yüksek faiz oranı ile birlikte davalı bankadan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

1.Davalı banka usulüne uygun tebliğe rağmen yasal süresi içerisinde davaya cevap vermemiş, vekilinin dosya kapsamındaki yazılı beyanlarıyla; davacının sahibi olduğunu iddia ettiği hesabın açılış tarihi ve son işlem tarihinin 2006 olduğunu, 10 yıllık zamanaşımı süresince bankaya başvurulmadığını, herhangi bir bilgi ve belge talep edilmediğini, hesabın açıldığı ve işlem gördüğü tarihten 15 yıl sonra huzurdaki davanın açıldığını, alacağın zamanaşımına uğradığını, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun (5411 sayılı Kanun) 62. maddesi ve Mevduat ve Katılım Fonunun Kabulüne, Çekilmesine ve Zamanaşımına Uğrayan Mevduat, Katılım Fonu, Emanet ve Alacaklara İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 8/2 maddesi gereği hesap sahiplerinin iadeli taahhütlü mektupla yazılı olarak uyarıldıklarını, banka sistemine kayıtlı adrese iadeli taahhütlü mektup gönderilerek başvuruda bulunulmaması durumunda TMSF'ye devredileceğinin bildirildiğini, bildirimin mevzuata uygun, hesap sahibinin banka sistemine kayıtlı adresine gerçekleştirildiğini, hesap sahibinin taşınması nedeniyle adresini bankaya bildirmemesinin hesap sahibinin sorumluluğu olduğunu, devredilecek hesapların 4 ay süreyle bankanın internet sitesinde ilan edildiğini, bu ilanın yapıldığının en yüksek tirajlı iki gazetede duyurulduğunu, müvekkilinin yasal düzenlemelerin gerektirdiği yükümlülükleri eksiksiz yerine getirdiğini, yazılı ihbarda bulunulduktan sonra hesabın Fon'a devredildiğini, hesap müvekkili bankada değil TMSF'de olduğundan husumet yokluğundan davanın reddi gerektiğini, davanın davaya konu tutarı uhdesinde bulunduran TMSF'ye ihbarı gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

2.Fer'i müdahil vekili cevap dilekçesinde; davanın muhatabının sadece davalı banka olduğunu, Fon'a devredilen hesabın devri işleminin sehven yapıldığına ilişkin banka tarafından, mevduatın iadesi yönünden ise davacı tarafından kurumlarına yapılan herhangi bir başvuruya rastlanılmadığını, hak sahiplerinin kendileri tarafından işlem yapılması, talep veya yazılı talimat verilmesi gerekmekte olup, bankalar tarafından tek taraflı otomatik olarak yapılan işlemlerin zamanaşımı süresini kesmediğini, ayrıca davacının tebligatın yapılmadığı yönündeki beyanları yönünden; Fon'un bankaların yapmış olduğu bir hata ya da eksikliği tespite yönelik denetleme yetkisi ya da sorumluğu bulunmadığını, zamanaşımına uğrayan mevduatlarla ilgili yasa ve yönetmeliklerle belirlenen işlemlerin ifasının bankanın sorumluluğu altında olduğunu, davalı bankanın devir işlemine ilişkin prosedürü mevzuata uygun şekilde yerine getirdiğini, hesabın açılış tarihi ve dava tarihi dikkate alındığında davanın zamanaşımına uğradığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı bankanın, davacı ... adına “... Sok. ... Apt. No:14 K: 3 ...

.../İstanbul” adresine tahhütlü mektup gönderdiği, bu evrakın tebliğine ilişkin herhangi bir bilgi bulunmadığı, sözleşme dosyaya sunulmadığından söz konusu adresin davacının sözleşmede bildirmiş olduğu adresi olup olmadığının tespit edilemediği, ayrıca bu adresin davacının mernis adresi de olmadığı, bankanın mudinin güncel adresini tespit etmek için adres araştırması yaptığını ve gereken özeni gösterdiğini de ispat edemediği, kaldı ki diğer davacı ... adına çıkarılan herhangi bir taahhütlü mektup bulunmadığı, tebligatların çıkarıldığı tarihte davacıların resmi olarak kayıtlı yurt dışı adreslerinin bulunduğu, bu adresler tespit edilip tebligat çıkarılmadan davalı bankanın ilanen tebligat yoluna gittiği, Tebligat Kanunu'nun 28/1 maddesine göre adresi meçhul olanlara ilanen tebligat yapılabileceği, aynı kanunun 28/3 maddesi uyarınca davalı banka tarafından davacının adresinin tahkik ve tespit ettirilmediği, şu halde dosya kapsamında davalı banka tarafından davacılara Tebligat Kanunu hükümlerine ve usulüne uygun bir tebliğ yapıldığından bahsedilemeyeceği, oysa yerleşik Yargıtay içtihatlarında da belirtildiği üzere, yapılan işlemin usulüne uygun olarak kabul edilebilmesi için anılan tebligatın yapılmasının şart olduğu, davacı ile davalı arasında sözleşme ilişkisi bulunduğu ve davalının husumet itirazının yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, 73.878,13 USD'nin davalının açılan dava ile temerrüde düştüğü anlaşıldığından dava tarihinden itibaren bankaların 1 yıl mevduat hesabına uyguladığı en yüksek faiz oranına göre işleyecek faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine karar verilmiş, hüküm, davalı vekili ve fer'i müdahil vekili tarafından istinaf edilmiştir.

IV. İSTİNAF

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı bankanın, davacılardan ...'in banka nezdinde kayıtlı olduğu belirtilen ... Sok. ... Apt. No:14 K.3 .../... adresine iadeli taahhütlü mektup gönderildiği, ancak bu mektubun adres yetersizliği gerekçesi ile iade edildiği, diğer davacıya ise herhangi bir tebligat çıkartılmadığı, yine mahkeme gerekçesinde belirtildiği üzere davalı banka tarafından davacılar ile yapılan bankacılık sözleşmesi dosyaya sunulmadığından, davacılardan ...'e çıkartılan tebligatın sözleşmede yazan adres olup olmadığının tespit edilemediği, öte yandan davacıların mernis sisteminde kayıtlı adreslerinin yurt dışı adresi olduğu, yurt içi adreslerinin bulunmadığı, bu adreslere tebligat yapıldığına dair delil sunulmadığı gibi, davalı bankanın bu yönde bir savunmasının da mevcut olmadığı, davacılardan ...'e çıkartılan tebliğ evrakın iade edilmesi akabinde, davalı tarafından tebligatın yapılabilmesi için herhangi bir girişimde bulunulmadığı, hesap sahiplerinin mernis yerleşim yeri adresinin araştırılmadığı, Tebligat Kanunu hükümlerine göre tebligatın yapılmasına çalışılmadığı, davalı bankanın bu hesap yönünden 5411 sayılı Kanun ve ilgili Yönetmelikten doğan yükümlülüklerini yerine getirmediği, bu nedenle bu hesap yönünden de zamanaşımı süresinin işlemeye başlamadığı, davalı banka ile fer'i müdahil vekilinin, yükümlülüklerin yerine getirildiğine ve zamanaşımına yönelik istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı gerekçesiyle, davalı vekili ve fer'i müdahil vekilinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davalı vekili ve fer'i müdahil vekili tarafından temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Dava ve Hukuki Nitelendirme

Dava, davalı banka nezdindeki davacılara ait ortak vadeli mevduat hesabındaki paranın 5411 sayılı Kanun'un 62. maddesine aykırı şekilde TMSF'ye devredildiği iddiasına dayalı alacak istemine ilişkindir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

1.Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından davalı vekili ve fer'i müdahil vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2.6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesinin ondördüncü fıkrası uyarınca anlaşmaya varılamaması hâlinde Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan meblağın haksız çıkan taraftan tahsiline karar verilmesi gerekirken bu hususta bir hüküm kurulmamış olması bozmayı gerektirir.

Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HMK'nın 370/2 hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılması ile İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.

VI. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekili ve fer'i müdahil vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bent uyarınca temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, (2) numaralı bent uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının dördüncü bendinde yer alan "Davacı tarafından yapılan 32,80 TL tebligat ve müzekkere, 650,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 682,70 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine" ibaresinden sonra gelmek üzere “6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesinin ondördüncü fıkrası uyarınca suçüstü ödeneğinden karşılanan 720,00 TL'nin davalıdan tahsil edilerek Hazineye gelir kaydına” ibaresinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde davalıya iadesine, 30.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

§