"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/22 Esas, 2025/1173 Karar
HÜKÜM : Davanın reddi
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2023/284 E., 2024/741 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 31.03.2026 günü hazır bulunan davacı vekili Avukat ... ve Avukat ... ve davalı ...Ş. vekili Avukat ... ile davalı ... Gay. Yat. İnş. ve Tic. A.Ş. vekili Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; İstanbul 10. İcra Müdürlüğünün 2021/226 E. sayılı takip dosyasında ... Anonim Şirketi'nin (Yeni ünvanı : ...) alacağı temlik aldığını, dosya kapsamında ipotekli taşınmazın ihale ile satıldığını, ihalenin ... Anonim Şirketi'nde kaldığını, söz konusu ihale hakkında ihalenin feshi davası açıldığını ve ihalenin feshine karar verildiğini, davalı ...'nin söz konusu icra dosyasına konu alacağı müvekkili bankaya 25.10.2018 tarihli taaahhütname başlıklı belge ile temlik ettiğini, ihalenin feshi davasına ilişkin Yargıtay bozma kararından sonra İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi tarafından yapılan yargılamada ihalenin feshine karar verildiğini, bu karar nedeni ile taahhütnamede yer alan temlik şartının gerçekleştiğini, İcra Müdürlüğü nezdinde dosyaya alacaklı olarak müvekkili bankanın kaydedilmesi talep edilmişse de temliknamenin noterden düzenlenmiş halinin talep edilerek taleplerinin reddedildiğini, temliğin sadece yazılı şekil şartına bağlı olduğunu ve noterden düzenleme şartı bulunmadığını, davalı ...Ş.'nin icra dosyasına konu alacağı bilahare diğer davalı şirkete temlik ettiğini ileri sürerek müvekkili bankanın işbu takip dosyasına konu alacağın alacaklısı olduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ...Ş. vekili cevap dilekçesinde; söz konusu belgenin "temlikname" vasfı taşımadığını, sözde taahhütnamenin müvekkili şirket yetkililerince imzalanmamış olduğunu, müvekkili şirket ile davacı banka arasında herhangi bir temlikname imzalanmadığını, alacağın temliki vaadinde de bulunulmadığını, müvekkili şirket yetkililerinin alacağı temlik etme iradesi de bulunmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
2.Diğer davalı Şirket vekili cevap dilekçesinde; davaya konu belgenin temlikname vasfını taşımadığını, davaya konu olayda alacağın, üzerinde her türlü tasarruf hakkına sahip alacaklı şirket tarafından müvekkili davalı şirkete yasaya uygun şekilde temlik edilmiş olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı ...Ş. vekili tarafından taahhütnamede yer alan imzaların müvekkili şirket yetkili temsilcilerine ait olmadığı yönünde iddiada bulunulmuşsa da davalı ...Ş.'nin 25.10.2018 tarihi itibariyle yetkilileri olarak görülen ... ile ...'ın imza örneklerinin alınması amacıyla kendilerinin 1 aylık kesin süre içerisinde hazır edilmelerinin istenilmesine, bu süre içerisinde müşterek yetkili oldukları anlaşılan şahısların mahkemede hazır edilmemesi halinde davalı ...Ş.'nin taahhütnamedeki imzaya itirazdan vazgeçmiş sayılacaklarının ihtar edilmesine, bu kişilerin emsal imzalarının bulunabileceği kurum ve yerlerin bildirilmesi hususunda iki haftalık kesin süre verilmesine ve bu süre içerisinde imzaların bulunabileceği yerlerin bildirilmemesi halinde davalı tarafın taahhütnamedeki imzaya itirazdan vazgeçmiş sayılacağının ihtar edilmesine rağmen söz konusu ara kararı gerekleri yerine getirilmediğinden, davaya konu "Taahhütname" başlıklı belgedeki imzaların bu şirket yetkililerine ait olduğunun kabul edilmesi gerektiği, taahhütname bütünü dikkate alındığında, açılmış olan ihalenin feshi davası sonucuna göre icra dosyası kapsamında satışa çıkarılan taşınmazın, ... A. Ş. adına tescil edilmesi veya edilmemesi durumlarına ilişin olarak banka lehine ne gibi işlemler yapılacağının düzenlendiği, taahhütnamedeki amaç ve kullanılan ifadeler dikkate alındığında, ihalenin feshi/iptali halinde, icra dosyası kapsamındaki alacağın davacı bankaya temlik edilmiş olduğunun taahhüt edildiğinin açık bulunduğu, bu anlamda ihalenin feshi halindeki hukuki işlemin, alacağın devri vaadi değil, alacağın devri olduğu, alacağın devrinde resmi bir makamın düzenleme yapmasının veya onayının gerekmediği, taahhütnamede alacağın bir ivaz karşılığı devredilmediğinin anlaşıldığı, bu kapsamda taahhütnamede sadece borç altına giren ... A.Ş.'nin imzasının bulunmasının yeterli olduğu, belgede davacı bankanın imzasının bulunmasının gerekmediği, alacağın temlikinin şarta bağlı olarak yapılmasının mümkün olduğu, somut olayda bu şartın ihalenin feshedilmesi olarak belirlendiği, ihalenin feshi talebiyle açılan dava sonucu ihalenin feshine karar verilmesi ve bu kararın kesinleşmiş olması karşısında, taahhütnamedeki geciktirici şartın gerçekleştiği gerekçesiyle davanın kabulü ile davacının, 25.10.2018 tarihli "Taahhütname" başlıklı belgeye istinaden, İstanbul 10. İcra Müdürlüğü'nün 2021/226 E. (Eski 2014/3137 E.) sayılı dosyasına konu alacağın alacaklısı olduğunun tespitine karar verilmiş, hükme karşı, davalı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "Taahhütname" başlıklı belge ile belgede imzası bulunan şirketler tarafından peşpeşe iki taahhütte bulunulduğu, ilk taahhüdün ihale yolu ile devralınan taşınmaz üzerinde banka lehine ipotek tesis etme olduğu, ikinci taahhüdün ise davalı ... (...) Şirketi'ne ihalenin feshi, iptali veya herhangi bir başka sebeple mülkiyetin geçmemesi ve taşınmaz üzerine ipotek tesis etme yükümlülüğünün yerine getirilmesine imkan kalmaması halinde bu kez icra dosyasına konu alacağın davacıya temlik edilmesi olduğu, ilk taahhüdün yerine getirilememesi halinde ikinci taahhütün devreye gireceği, bu nedenle ilk taahhüdün gerçekleşmemesi durumunun ikinci taahhüt için geciktirici koşul teşkil ettiği, belgede her iki taahhüde aykırılık halinde davacı banka lehine ayrıca cezai şart belirlendiği, cezai şarta konu ifadelerde koşulları gerçekleştiği halde ipotek tesisinin gerçekleştirilmemesi ve ipotek tesisi koşulları gerçekleşmemesine rağmen alacağın temlik edilmemesi hallerinin her ikisi için cezai şartın kararlaştırıldığı, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 183/1 hükmü ile düzenlenen alacağın temlikinin hukuki niteliği itibariyle bir tasarruf işlemi olup, temlik eden bu işlem ile kendisine ait bir alacak üzerinde doğrudan tasarrufta bulunarak, sahip olduğu alacak hakkını kendi malvarlığından çıkartıp temellük edenin malvarlığına dahil ettiği, diğer ifade ile bir tasarruf işlemi niteliğinde olan alacağın temliki sözleşmesi yapıldığı anda temellük eden alacaklı sıfatını kesin olarak kazandığı, alacağın temellük edenin malvarlığına geçmiş birşey için başkaca bir işlem yapılmasına gerek bulunmadığı (Eren, Fikret, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 8. Bası, Beta Yayınevi, İstanbul 2003, s.1180 vd; Nihat Yavuz, Borçlar Hukuku El Kitabı, Adalet Yayınevi, Ankara 2018, s.541 ), alacağın temliki vaadi ise borçlandırıcı işlem niteliğinde olup, temlikin gerçekleşmesi temlik vaadinde bulunanın borcunu ifa etmesine, vaadinde bulunduğu kişiye alacağın geçmesi için tasarruf işlemi niteliğindeki alacağın temliki sözleşmesini yapmasına bağlı olduğu, dava konusu taahütnamede koşulları gerçekleştiği halde ipotek tesisinin gerçekleştirilmemesi veya ipotek tesisi koşulları gerçekleşmemesine(geciktirici şart gerçekleşmesine) rağmen alacağın temlik edilmemesi hallerinin her ikisi cezai şarta bağlanmış olduğuna göre geciktirici şartın gerçekleşmesi durumunda davalı ...(...) Şirketi'nin alacağı temlik işlemini gerçekleştirme borcunun doğacağının ve bu borcun ifa edilmemesi halinin yaptırıma bağlandığı, buna göre tarafların gerçek ve ortak iradelerinin ikinci taahhüdün, geciktirici şarta bağlı alacağın temliki vaadi olduğunun kabulü gerektiği, zira ikinci taahhüdün alacağın temliki/tasarruf işlemi olarak kabul edilmesi halinde, şart gerçekleşmekle alacağın da kendiliğinden davacı bankaya geçecek olması, başka bir ifa işlemine gerek bulunmaması karşısında, olmayan bir borcun cezai şarta bağlanmasına da gerek bulunmadığı, nitekim belgede temlik edilmiş alacağın gerçekte varolmaması, tahsil edilememesi ve benzeri hususların cezai şarta bağlandığı, doğrudan temlikin gerçekleştirilmemesi (alacağı temlik borcunun ifa edilmemesi) halinin de cezai şarta bağlandığı, kesin hüküm teşkil etmemekle birlikte, delil niteliği bulunan Yargıtay 12 Hukuk Dairesi'nin 2022/7860 E., 2023/470 K. sayılı ilamında da bu yönde tespitler yer aldığı, 25.10.2018 tarihli belgede yer alan ikinci taahhüdün geciktirici şarta bağlı alacağın temliki vaadi niteliğinde bir borçlandırıcı işlem olması karşısında, geciktirici şartın gerçekleşmesinin davacı bankanın doğrudan alacaklı sıfatını kazanmasına yani alacağı temellük etmesine yetmediği, davalı ... (...) Şirketi ile davacı banka arasında tasarruf işlemi niteliğinde bir alacak temliki sözleşmesi yapılmamış olmasına göre şartın gerçekleştiği tarih itibariyle halen alacaklı sıfatını haiz olan davalı ... (...) Şirketi'nin alacağı diğer davalıya temlik etmesinin de mümkün olduğu bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesinin yerinde olmadığı gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, alacağın temliki nedeniyle icra dosyasında alacaklı olunduğunun tespiti talebine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Davaya konu "taahhütname" başlıklı belge incelendiğinde, öncelikli olarak ... Anonim Şirketi'ne ihale edilen taşınmazın mülkiyetinin bu şirkete geçmesi halinde .... lehine bu taşınmaz üzerinde ipotek tesis edileceği kararlaştırılmış, herhangi bir sebeple taşınmazın mülkiyetinin ihale alıcısına geçmemesi halinde ise dosyaya konu alacağın ....'na temlik edilmesi kararlaştırılmıştır. Alacağın temliki yazılı şekle tabi olup şarta bağlı yapılmasında hukuki bir engel yoktur. Belge içeriğinde yer alan "ihalenin iptali halinde T.C. İstanbul 10. İcra Müdürlüğü'nün 2014/3137 E. sayılı icra dosyasından ... tüm haklarımızın Bankanıza temlik edilmiş olduğunu" ifadesinden de anlaşılacağı üzere ileride yapılması vaad edilen bir temlik söz konusu olmayıp, yapıldığı tarih itibarı ile geçerli bir alacağın temliki söz konusudur. Taşınmaza ilişkin ihale iptal edildiği ve bu karar kesinleştiği için (Bölge Adliye Mahkemesi kararında ihalenin feshine ilişkin kararın kesinleşmediği yazılmış ise de ihalenin feshine ilişkin kararın Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 2021/5271 E., 2021/7137 K. sayılı ilamı ile onanarak kesinleştiği anlaşılmıştır.) ipotek tesisi artık mümkün olmadığından temliğe ilişkin hükmün devreye girdiği ve dolayısıyla 25.10.2018 tarihi itibarıyla davacı bankanın icra dosyasında alacaklı sıfatını kazandığı kabul edilmelidir. 25.10.2018 tarihi itibarıyla alacağın temliki hüküm doğurduğundan davalı ... Anonim Şirketi'nin (Yeni ünvanı : ...) icra dosyasına ilişkin alacaklı sıfatı kalmamış olup üzerinde tasarruf yapma hakkı bulunmayan, şeklen alacaklı göründüğü bir icra dosyasında diğer davalı ...'ne yaptığı temliğin geçersiz olduğu da kuşkusuzdur. Netice olarak Bölge Adliye Mahkemesince 25.10.2018 tarihli belgede yer alan "alacağın temlikine" ilişkin düzenlemenin geçerli bir temlik sözleşmesi olduğu, ihalenin feshine karar verilip bu kararın kesinleşmesiyle birlikte 25.10.2018 tarihi itibarıyla temliğin hüküm doğurarak bu tarih itibarıyla dosya alacaklısının davacı banka olduğu, sonradan ikinci kez yapılan temliği bir geçerliliğinin bulunmadığı dikkate alınarak davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş ve bu sebeplerle kararın bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
VI.SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'un 373/2 hükmü uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, takdir olunan 40.000,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 02.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.