"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI :2023/995 Esas, 2025/1132 Karar
HÜKÜM :Davanın kabulü
İLK DERECE MAHKEMESİ :Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI :2022/259 E., 2023/99 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirketin “...1992...” ibareli marka tescil başvurusunun yayınına, müvekkili tarafından “... ...” ibareli markaya dayanılarak gerçekleştirilen itirazın nihai olarak Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) tarafından reddedildiğini, müvekkili şirket markası ile dava konusu marka arasında sınıfsal benzerlik bulunduğunu, dava konusu başvurunun müvekkili markasının tek ve asli unsuru olan “...” ibaresini aynen, biçimsel ve anlamsal açıdan değiştirmeksizin ihtiva ettiğini, ortalama gıda tüketicilerinin tercih hakkını çok kısa bir süre içerisinde kullandıklarını, dikkat düzeylerinin düşük olduğunu ve büyük bir kısmını çocukların oluşturduğunu, bu durumların iltibas ihtimalini arttırdığını, dava konusu marka ile müvekkili şirket markasının aynı tüketici kitlesine yöneldiğini, markaların işitsel ve kavramsal benzerlikler taşıdıklarını, dava konusu markada “...” ibaresinin bağımsız ayırt edici role sahip olduğunu, başvuru markasının tescilinin müvekkilinin tanınmışlığından haksız yarar sağlayacağını ileri sürerek YİDK’in 2022/M-5354 sayılı kararının iptaline, 2020/... sayılı "bimola" ibaresini de içeren markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirketin 1992 yılında ticari faaliyetlerine başladığını, 1997 yılından itibaren özel olarak çikolata ve şekerleme alanlarına yöneldiğini, kısa sürede “... ...” ve “...” markaları ile sektörde haklı bir yer edindiğini, müvekkili şirkete ait “...” markasının tanınmış marka statüsünde olduğunu, müvekkili adına tescili talep edilen “...1992..." ibareli marka ile davacıya ait “... ...” ibareli marka arasında 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6/1 hükmü anlamında benzerlik ve iltibas ihtimalinin bulunmadığını, müvekkili başvurusunda yer alan ibarelerden hiçbirisinin diğerine kıyasla ön plana çıkarılmadığını, davacı markası ile müşterek olan “...” ibaresinin dahi müvekkili markasında aynen yer almadığını, “...” ibaresinin 30. sınıf yönünden zayıf bir ibare olduğunu, davacının “...” ibaresini ülkemiz sınırları içerisinde kullanmadığını, davacının iddiasının aksine müvekkili şirketin çatı markasının “...” ibaresi olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; dava konusu marka ile davacı markasının birbirinden tamamen bağımsız markalar olduğunu, "..." ibaresinin düşük ayırt edicilik taşıdığını, taraf markalarının "..." ibaresi dışında ihtiva ettiği diğer unsurları ile tertip tarzları bakımından herhangi bir benzerlik arz etmedikleri, markalar arasındaki görsel, işitsel ve kavramsal farklılıkların karıştırılma ihtimalini ortadan kaldırmaya yeterli olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacıya ait markalar kapsamında yer alan emtialar ile dava konusu davalının 2020/... sayılı marka kapsamında yer alan emtiaların aynı/aynı tür olduğu, davacıya ait markalar ile dava konusu marka başvurusunun, görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzer olmadığı ve aralarında karıştırılma/ilişkilendirilme ihtimali bulunmadığı, YİDK kararlarının yerinde olduğu ve iptali koşullarının gerçekleşmediği, hükümsüzlük ile terkin koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karar, davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu başvuru kapsamında yer alan 30. sınıf mallar, davacının itirazına mesnet markasının kapsamında da aynı/aynı tür olarak yer aldığından, taraf markaları arasında emtia benzerliği şartının gerçekleştiği, tarafların marka işaretlerinin karşılaştırılmasına gelince davacının markalarının asli unsuru olan "..." ibaresinin dava konusu başvuruda da yer aldığı, esasen dava konusu başvuruda sair kelime unsurlarının küçük yazılarak bir bütün halinde şeklin içerisine yerleştirildiği, ilk bakışta dikkat çeken kısmın "..." ibaresi olduğu, başvuru markasında "..." ibaresinin baş kısmına eklenen "Keyifli" kelimesi ile "Bi" hecesinin ve diğer kelime ve şekil unsurlarının, markaları iltibas tehlikesini bertaraf edecek düzeyde farklılaştırmaya yetmediği ve "..." ibaresine vurgu yaptığı kanaatine varıldığı, karşılaştırılan marka işaretleri arasında SMK'nın 6/1 hükmü anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunduğu, başvurunun geneline hakim olan tertip tarzının yeterli ayırt ediciliği sağlamadığı, bu hali ile dava konusu başvuruyu gören tüketicilerin, davacının mesnet markasından farklı bir marka olduğunu derhal ve ilk bakışta algılayamayacakları gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, kararın kaldırılmasına, davanın kabulü ile 2022-M-5354 sayılı YİDK kararının iptaline, davalı şirketin 2020/... sayılı "...1992..." ibareli markasının hükümsüzlüğüne karar verilmiş, hüküm, davalılar vekillerince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, davaya konu markalar arasında iltibasa neden olacak nitelikte benzerlik olduğu iddiasında dayanan YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI.SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davalılar vekillerinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı harcın istek halinde ilgililere iadesine, 25.03.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.