"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/979 Esas, 2025/1066 Karar
HÜKÜM : Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/382 E., 2023/114 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin "e s ev ... ... ...", "...", "ev ... ... için her şey" ibareli tanınmış markaların sahibi olduğunu, davalı şirketin bu marka ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki "..." ibareli marka başvurusuna itirazlarının nihai olarak Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) tarafından reddedildiğini, oysa davacının 2000 yılından bugüne kadar “... ... ...” unvanı- tanıtma vasıtası-hizmet markası ile ev içinde kullanılan her türlü eşyanın satışı hizmetleri ile iştigal ettiğini, İstanbul ve Ankara başta olmak üzere Türkiye’nin farklı il ve ilçelerinde toplamda 34 adet mağazaya sahip olduğunu, ayrıca "..........." uzantılı ... sitesi altında da ürün satışlarını gerçekleştirdiğini, davacının itirazlarına/davasına mesnet aldığı markalarının esas unsuru olan “...” ibaresinin davalının “...” esas unsurlu markasının içerisinde aynen yer aldığını, dava konusu edilen markanın ortalama bir tüketicide bıraktığı izlenimin davacının markalarıyla karıştırılabilecek kadar benzediğini, davacının bu markayı 22 yıldan fazla süredir mağazacılık hizmetlerinde yoğun ve ciddi bir biçimde kullanması neticesinde markanın ayırt edicilik kazandığını, ayrıca davacının “...” markasının tanınmış marka da olduğunu, “...” ibaresinin davacının ticaret unvanının ayırıcı unsuru olması ve ........... alan adında da geçmesi nedeniyle de davacı adına korunmasının gerektiğini, davalı firmanın davacının tanınmış markasına benzer bir ibareyi kendisine marka olarak seçmesinin davalının kötüniyetinin açık bir tezahürü olduğunu ileri sürerek TÜRKPATENT YİDK'in 2022-M-10619 sayılı kararının iptaline ve 2020/... sayılı "..." ibareli markanın tescil edilmiş olması halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin köklü ve alanında bilinirliği yüksek bir şirket olduğunu, “...” ibaresinin davalı adına önceki tarihlerden beri tescilli olduğunu ve bu markalarından kaynaklanan müktesep hakkının bulunduğunu, müvekkilinin halihazırda tescilli bulunan “...” markasına “...” ibaresini ekleyerek marka tescil başvurusunda bulunmasının, seri markalarına bir yenisinin eklenmesinden ibaret olduğunu, davacının müvekkiline ait marka tescillerine yıllardır sessiz kalmış olmasından dolayı hak kaybına uğradığını, somut uyuşmazlıkta karşılaştırılan markaların görsel, işitsel ve kavramsal açılardan birbirlerine benzemediğini, davacının “...”lı markalarının tanınmış veya seri marka olarak kabul edilemeyeceğini, “ev” ve “...” ibarelerinin herkesçe bilinen/kullanılan anlamları nedeniyle markasal hüviyette ayırt ediciliklerinin zayıf olduğunu, Türkçe’de “mağaza” anlamına gelen "..." ibaresinin uyuşmazlık konusu olan 35.sınıftaki mağazacılık hizmetleri yönünden markasal hüviyette ayırt ediciliğinin bulunmadığını, davacının 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6/3, 6/5, 6/6 ve 6/9 fıkralarına dayalı iddialarının somut delillerle ispat edilemediğini savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; karşılaştırılan markaların görsel, işitsel, kavramsal açılardan ve bıraktıkları toplu intiba yönünden farklı olduklarını, dava konusu edilen markanın “ben”, “ev” ve “...” kelimelerinin bir araya getirilmesi suretiyle oluşturulmuş olduğunu ve ortalama tüketicilerin bu ibareyi yapay parçalara bölerek içinden sadece “ev” ya da “...” ibaresini seçmesinin, ön plana çıkartmasının makul ve beklenebilir olmadığını, bu nedenlerle ortalama tüketici nezdinde çekişme konusu hizmetler açısından markalar arasında bir iltibas tehlikesinin bulunmadığını, diğer taraftan davacının SMK m. 6/3, m. 6/5, m. 6/6 ve m. 6/9 hükümlerinin uygulanması koşullarının oluştuğunu ispat edemediğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu markalar arasında emtia ayniyeti/benzerliği/türdeşliği şartının gerçekleştiği, davacının "..." görselli ve " ... ... için her şey" görselli markaları özelinde, karşılaştırılan işaretlerin görsel, işitsel ve anlamsal açılardan benzer olduğu, davacının önceki kullanıma dayalı gerçek hak sahipliği iddiasının, davalının markasının kapsamına alınmak istenilen hizmetlerde tesciline/hükmüne bir engelinin/etkisinin olamayacağı, davacının ticaret unvanından ve "..........." uzantılı ... sitesinden, davacının “...” ibaresini muhtelif emtiaların satışı/perakendecilik/mağazacılık hizmetlerinde fiilen kullanmakta olduğu, davacının bu hizmetlerde fiilen kullanılan bir ticaret unvanının/alan adının ayırıcı unsurunun birebir aynısını içeren bir markanın, davacının faaliyet alanına giren sektörde yürütülen ticari faaliyetler açısından himaye edilmesini talep edebileceği, bu nedenlerle davalının markasının kapsamına giren 35. sınıf altındaki; "Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için (03, 05, 10... . Sınıflara giren) malların bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)" hizmetler özelinde, somut olayda, davacının ticaret unvanından ve alan adından kaynaklanan haklarının korunmasını talep edebileceği, davacının tanınmışlıkla ilgili iddiasının dava konusu markanın tesciline/hükmüne bir etkisinin/engelinin olamayacağı, davalı şirket tarafından yapılan marka başvurusunun kötüniyetli olduğuna ilişkin somut verilerin dosya kapsamında bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, TÜRK PATENT YİDK'in 2022-M-10619 sayılı kararının iptaline, 2020/... sayılı markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiş, karar, davalılar vekillerince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraf markalarında ortak olan “ev” ve “...” ibarelerininin, ülkemizde yaygın
olarak bilinen/bilinebilecek ve ticari alanda herkes tarafından kullanılan/ kullanılabilecek birer cins isim olması itibariyle ayırt ediciliklerinin düşük olduğu, öte yandan tüketicilerin
markaların başlangıçlarında yer alan ilk unsurlara, soldan sağa okuma alışkanlığı nedeniyle daha fazla odaklandıklarından karşılaştırılan markaların başlangıç kısımlarının farklılığı ve ortak olan unsurların ayırt edicilik düzeyi birlikte değerlendirildiğinde, dava konusu başvuruda bir bütün olarak yer verilen "..." ibaresinde davacının "..." ibareli markalarına nazaran yeterli ayırt ediciliğin sağlandığı, SMK'nın 6/1. fıkrası koşullarının somut olayda oluşmadığı kanaatine varılarak İlk Derece Mahkemesinin aksi yöndeki kabulünün yerinde görülmediği, tarafların marka işaretleri benzer bulunmadığından emtia benzerliği şartı yönünden değerlendirme yapılmadığı, davacının "ev ..." ibareli ticaret unvanı ve alan adının çekirdek unsuru ile dava konusu başvuru arasında benzerlik bulunmadığı ve SMK'nın 6/6. fıkrasındaki şartların oluşmadığı, taraf markaları arasında SMK'nın 6/1. fıkrası anlamında iltibas bulunmaması ve SMK'nın 6/6. fıkrasındaki şartların oluşmaması nedeniyle İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle davalılar vekillerinin istinaf başvurularının kabulüne, kararın kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, davaya konu markalar arasında iltibasa neden olacak nitelikte benzerlik olduğu iddiasına dayanan YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI.SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
25.03.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.