"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/584 Esas, 2025/582 Karar
HÜKÜM :Yeniden Hüküm Kurulmak Suretiyle Davanın Kısmen Kabulü
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2020/397 E., 2021/720 K.
Bölge Adliye Mahkemesinin asıl kararı davacı vekili, ek kararı ise davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı kredi lehtarı ...A.Ş. arasında imzalanan genel kredi sözleşmesine istinaden davalı şirkete nakit ve gayri nakit krediler kullandırıldığını, sözleşmeyi diğer davalıların da müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını, kredi borcunun ödenmemesi üzerine kredi hesaplarının kat edildiğini, kat ihtarının sonuçsuz kalması nedeniyle başlatılan ilamsız icra takibine davalıların itirazının haksız olduğunu ileri sürerek davalı ...A.Ş. yönünden 1.950.000,00 TL olan ipotek limitini aşan miktar ve buna isabet edecek fer'iler ile gayri nakit alacağın tamamı ile sınırlı olmak üzere davalıların itirazının iptaline ve icra inkâr tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde, hesap kat ihtarının müvekkillerine tebliğ edilmediğini, keşide edildiği bildirilen ihtarname tarihi itibariyle müvekkillerinin vadesi gelmiş, ödenmemiş, kesinleşmiş ve mutabık kalınmış bir borcunun bulunmadığını, davacı tarafça tebligatın müvekkillerinin bilinen resmî adresleri yerine eski adreslerine çıkarıldığını, davacı tarafça.... İcra Dairesinin 2018/32932, .... İcra Dairesinin 2018/31656 ve .... İcra Dairesinin 2018/32640 sayılı dosyaları ile müvekkilleri aleyhine aynı konuda daha önce icra takibi başlatıldığını, müvekkilleri temerrüde düşürülmediği için faiz talep edilemeyeceğini, alacak likit olmadığından icra inkâr tazminatı verilemeyeceğini savunarak davanın reddine ve kötüniyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile cevap dilekçesinde belirtilen diğer icra dosyalarının farklı kredilere ilişkin olduğu, mükerrerlik iddiasının reddi gerektiği, davalı kefillere hesap kat ihtarının tebliğ edilmediği, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 7. maddesi gereği davalı kefillerin takip tarihi itibariyle temerrüdünün başladığı, asıl kredi borçlusu davalı ...A.Ş.'nin ödeme için verilen (1) günlük mehil süresi bitimini müteakip 19.02.2020 tarihinde temerrüde düştüğü, davacının dönemsel olarak T.C. Merkez Bankasına (TCMB) bildirdiği en yüksek faiz oranının euro cinsi krediler için %15 olduğu, taraflar arasındaki sözleşmenin 22. maddesine göre cari olan ve bankanın TCMB bildirdiği en yüksek faizin %100 fazlası mertebesinde temerrüt faizi istenileceğinin kabul edildiği, sözleşmede açıkça herhangi bir akdi faiz oranının gösterilmediği, davacının temerrüt tarihinde fiilen uyguladığı en yüksek cari faiz oranını gösterir bir hesap ekstresi sunmadığı, dava konusu döviz kredisine fiilen uygulanan %6,60 oranındaki akdi faiz nazara alınarak, bu oranın %100'ü olan %13,20 temerrüt faizinin uygulanması gerektiği, davalı kefiller icra takibi ile temerrüde düştüğünden, banka hesap kat tarihi ile takip tarihi arasındaki sürece temerrüt faizi istenemeyeceği, kat tarihinden takip tarihine kadar akdi faiz yürütülebileceği, TL cinsi davacı alacağının hesap kat ihtarnamesi noter giderinden kaynaklandığı, noter gider makbuzunun dosyaya alındığı, miktarının teyit edildiği, davalı asıl kredi borçlusu ...A.Ş.'ye çek karneleri verildiği, çek yapraklarından dolayı davacının depo talep edebileceği, taraflar arasındaki sözleşmenin 23. maddesi uyarınca depo talebinin müşterek borçlu müteselsil kefillere de yöneltebileceği, davacının nakdi alacağının likit ve belirlenebilir olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm, taraf vekillerince istinaf edilmiş, davalılar vekilinin istinaf başvurusunun yapılmamış sayılmasına dair verilen 27.01.2022 tarihli ek karar da davalılar vekilince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 344. maddesi uyarınca, istinaf kanun yolu için gerekli harç ve giderlerin istinaf dilekçesi verilirken ödenmesinin zorunlu olduğu, eksik veya hiç ödenmediğinin anlaşılması halinde mahkemece verilecek bir haftalık kesin süre içerisinde tamamlanması gerektiği, somut olayda istinaf yoluna başvuran davalılar vekilince istinaf harç ve giderlerinin yatırılmaması nedeniyle İlk Derece Mahkemesince bu hususun usulüne uygun davalılar vekiline ihtar edildiği, ancak kesin süre içerisinde istinaf harçlarının yatırılmadığı, mahkemece 27.01.2022 tarihli ek karar ile davalılar vekilinin istinaf başvurusunun yapılmamış sayılmasına karar verildiği, davalılar vekilince işbu ek karara karşı süresinde istinaf başvurusunda bulunulmuş ise de peşin nispi istinaf karar harcının yatırılmadığı, bu nedenle davalılar vekilinin İlk Derece Mahkemesinin 27.01.2022 tarihli ek kararına yönelik istinaf nedenlerinin yerinde görülmediği; davacının istinaf itirazlarına gelince, davacı vekilince, hesap kat ihtarı ve ekinde tebliğ edilen hesap özetine yasal süresinde itiraz edilmediğinden hesap özetinde yer alan alacak tutarının 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun (İİK) 68/b hükmü gereği kesinleştiği, alacak miktarının kat ihtarı ekinde yer alan alacak tutarı aynen kabul edilerek hesaplanması gerektiğinin ileri sürüldüğü, İİK'nın 68/b ve 68/1 hükmünde yapılan düzenlemelere göre kredi sözleşmelerindeki adrese çıkarılan hesap özetlerine bir ay içinde itiraz edilmemesi halinde hesap özetinin içeriğinin takip hukuku yönünden kesinleşeceği, borçlunun, hesap özetinin gerçeğe aykırılığını ancak borcu ödedikten sonra genel mahkemede açacağı bir dava ile ileri sürebileceği, ancak bu hususun bankaca düzenlenen kat ihtarı ve hesap özetinde yer alan alacak miktarının kesin ve bağlayıcı olacağı anlamını taşımadığı, alacak miktarının kullandırılan kredinin niteliği, koşulları, ödeme durumu ve taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine göre tespit edilmesi gerektiği, asıl borçlu bakımından İİK'in 68/b-(1) hükmüne göre, sözleşmede gösterilen adresin değiştirilmesi, yurt içinde bir adresin noter aracılığıyla krediyi kullandıran tarafa bildirilmesi halinde sonuç doğurduğu, yeni adresin bu şekilde bildirilmemesi hâlinde hesap özetinin eski adrese ulaştığı tarihin tebliğ tarihi sayılması gerektiği, ancak bu hükmün de asıl borçlulara ilişkin olup, müteselsil kefillerin temerrüde düşürülmesi için kat ihtarının tebliğinin zorunlu olduğu, dolayısıyla kat ihtarı ile alacak muaccel olmuş ise de, asıl borçlu bakımından ihtarın eski adrese ulaştığı tarihten itibaren ihtarda belirlenen ödeme süresi sonunda, kefiller bakımından ise takip tarihinde temerrüdün gerçekleştiği, bu durumda asıl borçlu ve kefiller bakımından temerrütün gerçekleşmesinden önceki döneme ilişkin olarak alacağa akdi faiz oranının uygulanması gerektiği, temerrüt faizi oranının uygulanamayacağı, bu nedenle davacı vekilinin kat ihtarı ekindeki hesap özetinde yer alan alacak miktarının aynen kabul edilmesi gerektiğine ve alacağın hesaplama yöntemine ilişkin olarak ileri sürdüğü istinaf nedenlerinin yerinde görülmediği, taraflar arasında imzalanan her iki genel kredi sözleşmesinin 22. maddesinde de temerrüt faizinin, sözleşmede farklı bir oran belirtilmediği sürece, kredi borcunun muaccel olduğu tarihte cari olan bankanın TCMB'ye uygulayacağını bildirdiği en yüksek kredi faiz oranına bu oranın yüzde yüzünün (%100) ilavesiyle bulunacak oran üzerinden hesaplanacak oran olduğunun belirtildiği, Yargıtay'ın yerleşik uygulamaları gereği, temerrüt faizine esas alınacak faiz oranının, banka tarafından müşterilerine fiilen uygulanan faiz oranı olup, bankanın talep ettiği oranda temerrüt faizi işletilebilmesi için TCMB'ye bildirilen oranın değil, belgelenmesi halinde bankanın fiilen uyguladığı akdi faiz oranlarının esas alınması gerektiği, bankalar tarafından TCMB'ye uygulanacağı bildirilen, ancak müşterilerine uygulamadıkları en yüksek faiz oranlarının, temerrüt faizinin belirlenmesine esas alınmadığı, somut olayda dava konusu krediye yıllık %6,60 oranında akdi faiz uygulandığının tespit edildiği, bu orana sözleşmenin 22. maddesine göre %100 ilavesiyle bulunan temerrüt faizi oranının yıllık %13,20 olduğu, hükme esas alınan bilirkişi raporunda da sözleşmeye uygun şekilde yıllık %13,20 oranı üzerinden hesaplama yapıldığı, bu durumda davacı tarafından krediye fiilen uygulanan akdi faiz oranına göre sözleşme gereği tespit edilen temerrüt faizine itibar edilerek karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı, davacı vekilinin temerrüt faiz oranına ilişkin istinaf nedenlerinin yerinde görülmediği, ancak takip talebi ve dava dilekçesinde, asıl borçlu ...A.Ş.'nin 1.950.000,00 TL ipotek limitini aşan miktarda nakit alacaktan sorumlu olduğunun belirtildiği, talebin 1.950.000,00 TL'yi aşan miktar olarak sınırlandırıldığı, buna rağmen mahkemece talep aşılarak asıl borçlu şirket hakkında tespit edilen tüm alacağa hükmedilmesinin hatalı olduğu, hükmün davalılarca istinaf edilmediği ancak taleple bağlılık ilkesinin kamu düzenine ilişkin olup aynı zamanda usuli kazanılmış hakkın istisnası olduğu, bu ilkeye uygun karar verilip verilmediğinin yargılamanın her aşamasında re'sen gözetileceği, asıl borçlu şirket bakımından takip ve davadan hariç tutulan 1.950.000,00 TL ipotek limiti düşüldüğünde kalan 5.898.655,39 euro alacağa hükmedilmesi gerektiği, İlk Derece Mahkemesince kabul edilen alacağın dava tarihindeki kur karşılığı üzerinden yapılan hesaplama sonucunda fazla icra inkâr tazminatına hükmedilmişse de, hüküm davalılarca istinaf edilmediğinden, icra inkâr tazminatı bakımından kesinleşen miktarın aynı kaldığı gerekçesiyle davalılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmasına, davanın kısmen kabulüne, dava tarihinden sonra yapılan ödemelerin icra müdürlüğü tarafından infaz aşamasında dikkate alınmasına karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiş, davalılar vekilinin temyiz başvurusu, temyiz harçları yatırılmadığından bahisle 01.07.2025 tarihli ek karar ile reddedilerek, davalıların temyiz başvurusunun yapılmamış sayılmasına karar verilmiş, 01.07.2025 tarihli ek karar da davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, genel kredi sözleşmesine istinaden asıl borçlu ve kefiller aleyhine başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali talebine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK'nın 355. vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai karar ile 01.07.2025 tarihli ek kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının ve 01.07.2025 tarihli ek kararın onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI.SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, taraf vekillerinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen 15.04.2025 tarihli kararın ve 01.07.2025 tarihli ek kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden taraflara ayrı ayrı yükletilmesine, 30.03.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.