Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

11. Hukuk Dairesi

Dosya2025/5084 E. 2026/1720 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2025/933 Esas, 2025/1073 Karar

HÜKÜM : Esastan ret

İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI : 2022/558 E., 2025/143 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 24.03.2026 günü hazır bulunan davacı vekili Avukat ... ve davalı vekili Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.

KARAR

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; dava dışı ... A.Ş. ile ... .... arasında imzalanan genel kredi sözleşmesini müvekkilinin kefil olarak imzaladığını, ... tarafından hesap kat edilerek asıl borçlu ve kefillere icra takibi başlatıldığını, takibin kesinleştiğini, takipten sonra asıl borçlu tarafından ...'a 3.050.000,00 TL harici ödeme yapıldığını, kredi borcuna istinaden başka harici ödemelerin de yapıldığını, icra dosyasının ... tarafından davalı şirkete temlik edildiğini, alacaklı sıfatını kazanan davalının kısmi harici ödemeleri dahil etmeden haciz işlemleri yaptığını, davalının 3.050.000,00 TL'lik harici ödemeyi icra dosyasına bildirmediğini, 3.998.317,02 TL üzerinden haciz işlemi uyguladığını ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak İstanbul 22. İcra Dairesinin 2017/35308 E. sayılı dosyasına (bilirkişi incelemesi akabinde ıslah yoluyla arttırılmak üzere) şimdilik 1.000,00 TL borcun olmadığının tespitine ve kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiş, yargılama sırasında eksik harcı tamamlamıştır.

II. CEVAP

1.Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı vekilinin 26.07.2022 tarihinde kendisi ile irtibat kurarak 08.11.2017 tarihinde ... A.Ş. tarafından yapılan 3.050.000,00 TL harici ödeme dekontunu ilettiğini, bu miktar esas alınarak yapılan kapak hesabında bakiye borcun 1.992.836,72 TL hesaplandığını, davacı vekiline indirimli olarak 518.000,00 TL ve tahsil harcı ödenmek kaydıyla dosyanın kapatılabileceğinin bildirildiğini, davacı vekilinin indirimli bakiyeyi kabul etmeyerek işbu davayı açtığını, tahsilatı bildirim yükümlülüğünün müvekkiline ait olmadığını, ...'tan edinilen bilgiye göre yapılan 3.050.000,00 TL'lik ödemenin ipoteğin fekkine ilişkin olduğunu, temlik sözleşmesi tahtında müvekkili şirkete 337.623,46 TL anapara ile bu ana paraya işlemiş ve işleyecek faiz ve ferilerinin temlik edildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

2.İhbar olunan ... .... vekili, kredi borcunun ödenmemesi üzerine hesap kat edilerek ilamsız icra takibi başlatıldığını, borçlular tarafından yapılan ödemelerin anapara borcundan düşülmüş olup bakiye alacakların 05.04.2022 tarihinde davalıya temlik edildiğini, davalıya 06.03.2022 tarihi itibarı ile 337.623,46 TL anapara alacağı ve ferilerinin temlik edildiğini belirtmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu kredi borcunun ödenmemesi üzerine ... tarafından asıl borçlu ve kefiller aleyhine ilamsız takip başlatıldığı, asıl borçlu tarafından takip tarihinden sonra toplam 3.370.474,15 TL ödeme yapıldığı, 05.04.2022 tarihli temlik sözleşmesi dahilinde dava dışı asıl kredi borçlusu ... A.Ş.'ye ait borcun 06.03.2022 tarihi itibarıyla 337.623,46 TL anapara üzerinden davalıya temlik edildiği, ... vekili tarafından dosyaya sunulan beyan dilekçesinde de 337.623,46 TL anapara alacağının davalıya temlik edildiğinin belirtildiği, buna göre temlik edilen alacak miktarının 337.623,46 TL anapara alacağı olduğunun anlaşıldığı, hükme esas alınan bilirkişi raporu uyarınca dava tarihi itibariyle yapılan kapak hesabına göre davalı şirketin 474.745,67 TL alacaklı olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile dava konusu icra takibi nedeni ile davacının dava tarihi itibariyle 474.745,67 TL borçlu olduğu anlaşılmakla 3.104.476,51 TL borçlu olmadığının tespitine, fazlaya dair istemin reddine, davacının borçlu olduğu miktarın %20'si üzerinden hesaplanan 94.949,13 TL tazminatın davacıdan alınarak davalıya verilmesine, davadan sonra yapıldığı beyan olunan ödemelerin kesin infaz aşamasında icra müdürlüğünce nazara alınmasına karar verilmiş, hüküm, davalı vekilince istinaf edilmiştir.

IV. İSTİNAF

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı vekili, temliknamedeki miktarın değil icra dosyasındaki miktarın dikkate alınması gerektiğini ileri sürmüş ise de davalının temliknamede yazılı tutardan fazla alacak üzerinde tasarruf hakkı olmadığı, 06.03.2022 tarihi itibarıyla kalan anapara miktarı 337.623,46 TL olup bu miktara dava tarihine kadar işlemiş faiz, tahsil harcı, vekalet ücreti, gider vergisi ilave edilerek kalan borçtan sorumlu olmadığının tespitine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı, temlik eden bankanın, yaptığı tahsilatları tüm alacak ve ferilerinden mahsup ederek 337.623,46 TL'sini davalıya temlik ettiği, temlikten evvel icra takibi başlatıldığından bu miktarın ferileri temlikten sonra doğacak feriler olup, daha evvel doğan alacak miktarları borca ilave edilerek tahsilat yapıldığının kabulü gerektiğinden dosyada alacağın tamamı üzerinden yapılan kapak hesaplarının davalıya hak kazandırmayacağı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davalı vekilince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Dava ve Hukuki Nitelendirme

Dava, menfi tespit istemine ilişkindir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 40.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davalı ...Ş. harçtan muaf olduğundan ödediği temyiz ilam harcı ve temyiz başvuru harcının isteği halinde temyiz eden davalı ...Ş.'ye iadesine, 26.03.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.

§