Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

11. Hukuk Dairesi

Dosya2025/5077 E. 2026/1717 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2023/1334 Esas, 2025/1075 Karar

HÜKÜM : Esastan ret

İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI : 2017/917 E., 2023/5 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 24.03.2026 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Avukat... ile davalı ... .... A.Ş. vekili Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.

KARAR

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı .... A.Ş.'den, 18.11.2016 tarihli fatura ile ... ... 2016 model araç satın aldığını, bu aracı tercih etme sebeplerinden birinin de ... (şerit takip ...) ... olduğunu, müvekkilinin aracı alıp ilk kullandığı sırada ... sisteminin değil bir alt sistem olan ... bulunduğunu fark ettiğini, bu sistemin araç şeritten çıktığında sadece uyarı verdiğini; ancak aracı şeride sokmadığını, aracı servise götürdüğünü, ... sisteminin araçta olmadığının tespit edildiğini, davalılara gönderilen ihtarnameyle ayıbın ortadan kaldırılması istenmesine rağmen sorunun çözülmediğini, ........... internet sitesinde ve tanıtım broşüründe bulunduğu belirtilen ... sisteminin araçta bulunmaması nedeniyle aracın ayıplı olduğunu ileri sürerek ayıbın ortadan kaldırılmasını, aksi halde ücretsiz olarak değiştirilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

1.Davalı .... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde, dava konusu araçta ... sisteminin bulunduğunu ancak bu sistemin, araçlar ve markalar arasında değişkenlik gösterdiğini, ... araçta bu özelliğin sadece sesli uyarı şeklinde olduğunun davacıya bildirildiğini, araçta fiili bir ayıp bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

2.Davalı ... .... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde, dava konusu araçta ayıp bulunmadığını, şeritten çıkılması halinde sesli uyarı veren takip ... bulunduğunu, bu hususun tanıtım broşüründe ve internet sitesinde belirtildiğini, ayıpsız misli ile değiştirme talebinin haksız olduğunu, tanıtım broşüründe "... bazı özelliklerin standart modelde bulunmayabileceği ve distribütör firmanın önceden belirtmeden model, teknik özellik, ekipman ve aksesuar değişikliği yapma hakkının saklı olduğu..." ibaresinin yazılı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu aracın yapılan teknik incelemesinde, araçta şerit koruma destek sisteminin (...) olmadığı, yalnızca şerit değiştirme uyarı sisteminin (...) bulunduğu, aracın satın alınmasından iki gün sonra bayiye bildirimde bulunulduğu, araçta bu sistemin olmadığının bayi tarafından anlaşılması üzerine .... A.Ş.'ye bilgi verildiği, .... A.Ş.'nin de bu araçta ... sisteminin bulunmadığını bildiği ve "... ile ... sistemleri arasında fark bulunmadığını, aracın kusurlu olmadığını" belirttiği, davacının sunduğu internet sitesi sayfasında ve tanıtım broşüründe söz konusu araçta "... sisteminin bulunduğunun açıkça gösterildiği, bilirkişi tarafından internette yapılan araştırmada 2016 yılı ... ... aracın, araç üreticisinin yayımladığı orijinal kullanım kılavuzu kitapçığında ... sistemine ilişkin açıklamaların yer aldığı, ... sistemine dair bir açıklamanın yer almadığı, yalnızca 2016 ... ... model araçta ... sisteminin bulunduğuna dair açıklama olduğu, teknik raporda da belirtildiği gibi bu sistemlerin ilave donanımlar olduğu ve aracın kullanımını

etkileyecek veya araçtan yararlanmayı, umulan faydanın sağlanmasını engelleyecek nitelikte sistemler olmadığı, teknik açıdan araçta açık veya gizli bir ayıp bulunmadığının belirtildiği, araçta açık veya gizli bir ayıp bulunmadığı, teknik olarak ... sisteminin araca sonradan eklenmesinin mümkün olamayacağı ve 2016 ... ... model aracın üretimde olmadığı, ... ... 2016 model tüm araçlarda ... ... bulunmadığından bu aracın misli ile

değişim talebini karşılayacak 2016 model ... 2.0 L ... araç bulunamayacağının belirtildiği, davacının seçimlik hakkını kullanmış olması, yargılama sırasında bu yönde bir ıslah yapılmadığı göz önüne alınarak davacının başkaca da bir talebinin olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.

IV. İSTİNAF

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu araca ait broşürde ve internet sitesinde aracın ... sistemine sahip olduğunun belirtildiği, ne var ki dosya kapsamı ve bilirkişi raporlarından dava konusu ... ... 2016 model tüm araçlarda ... sisteminin olmadığı, ... ... tasarımında olmayan bir otomobile sonradan takılmasının da mümkün olmadığının tespit edildiği, davacı tarafça önce ayıbın giderilmesi, olmadığı takdirde değişim talep edildiği, teknik heyet raporunda açıklandığı üzere, broşürde belirtilen ancak üretim yılı itibarıyla zaten araçta bulunmayan ... sisteminin sonradan takılmasının mümkün olmaması nedeniyle davacının ayıp olduğunu iddia ettiği eksikliğin giderilmesinin söz edilemeyeceği, bu özelliği içeren misli aracın da bulunmadığı, söz konusu araçta sistem eksikliği olmadığının tespit edildiği, aracın 2016 yılına ait ... broşüründe ve internet sayfasında ... sisteminin var olduğunun vurgulandığı, aracın üretim yılı nedeniyle söz konusu sistemin zaten bulunmaması sebebiyle onarımın veya misli değişimin de mümkün olmadığı, davacı şirketin, satın aldığı aracın hangi teknik özelliklerinin mevcut olduğunu basit bir araştırma ile öğrenebileceği, bu nedenle mahkemece verilen kararda bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Dava ve Hukuki Nitelendirme

Dava, ayıplı satım iddiasına dayalı ayıbın giderilmesi olmadığı taktirde ayıpsız misli ile değiştirilmesi istemine ilişkindir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Yukarıda yapılan özetten anlaşılacağı üzere davacı, satın aldığı araçta ... ... bulunmadığı gerekçesiyle ayıbın ortadan kaldırılmasını, aksi halde ücretsiz olarak değiştirilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

Ayıp; bir malda sözleşme ve yasa hükümlerine göre normal olarak bulunması gereken niteliklerin bulunmaması ya da bulunmaması gereken bozuklukların yer almasıdır. Bu çerçevede ayıp kavramının içeriği belirlenirken öncelikle sözleşme hükümlerine bakılmalıdır. Sözleşme ele alınırken bakılacak ilk husus, taraflar arasında satılan malın hangi özellikleri içerdiği konusunda açık bir anlaşmanın olup olmadığıdır. Üzerinde anlaşma olmayan durumda ise sözleşmenin yorumundan hareketle tarafların zımnen bu konuda bir anlaşma yapıp yapmadıklarına bakılacaktır. Zımni anlaşmanın dahi olmadığı durumlarda, sözleşmenin tümü dikkate alınacak ve dürüstlük kuralına göre malın taşıması gereken vasıflar belirlenecektir. Bu anlamda ayıp, malın sözleşmeye göre taşıması gereken nitelikleri taşımaması hâli veya bu hususta özel bir hüküm olmasa da sözleşmenin niteliği ve içeriği dikkate alındığında, malda mevcut olması gereken vasıfların eksikliği şeklinde ortaya çıkacaktır (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 01.10.2025 tarihli, 2025/3-259 E., 2025/594K. sayılı ilamı).

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) "Ayıptan sorumluluk" başlığı altında düzenlenen 219. maddesinde "Satıcı, alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle sorumlu olduğu gibi, nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıpların bulunmasından da sorumlu olur. Satıcı, bu ayıpların varlığını bilmese bile onlardan sorumludur." hükmü düzenlenmiştir.

Ayıba karşı tekeffül borcu, satıcının mülkiyeti geçirme borcunun tamamlayıcısıdır. Satıcı, malın değerini veya yararını azaltan eksikliklerin bulunmadığını ayrıca garanti etmese bile, bu borç kanunen mevcuttur. Satıcı satış sözleşmesine konu taşınır malın niteliği ve kullanım amacı bakımından malın değerini ve kullanım amacını azaltan veya ortadan kaldıran mülkiyet hakkının sonucu olan tasarrufi işlemler yapmasını engelleyen bir eksikliğin bulunmamasını sağlama borcu altındadır. Satıcının bu borcunun söz konusu olabilmesi için satılanda bu çeşit eksikliklerin var olduğunu bilmesi gerekmediği gibi satılanda bulunması gereken vasıfları ayrıca zikir ve vaad etmesine de gerek yoktur (..., ., Borçlar Hukuku-Özel Borç İlişkileri, C.1/1, ... 1985, s.163 ve devamı, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 30.03.2021 tarihli 2017/(13)3-2824 E., 2021/363K. sayılı ilamı).

Davacı tarafça dosyaya sunulan broşürde ... ibaresi yazılı olup açıklama olarak da "şerit takip ..." ibaresinin yer aldığı, aynı şekilde de internet sitesinde de aracın ... sistemine sahip olduğunun yazılı olduğu görülmektedir.

Mahkemece alınan bilirkişi raporlarında, söz konusu broşürde yazan özelliğin aslında dava konusu araçta bulunmadığı, davacıya satılan araçta şeritten çıkış uyarı ... ... olduğunun ise ... şirketinin kendi yayınladığı orjinalinden anlaşıldığı, davalı ithalatçı şirket tarafından aracın ... (şeritten çıkış uyarı ...) teknik özelliğinin broşürde ... (şerit takip ...) olarak belirtildiği, şeritten çıkış uyarı ... (...) aracın 60 miles/hour üzeri hızlarında şeridi takip ederek eğer araç şeritten çıkarsa sesli ve ışıklı olarak uyarı verdiği; ancak aracın otomatik olarak tekrar şeridine dönmediği, bu işi sürücünün yapması gerektiği, 2016 üretim yılı itibarıyla zaten araçta bulunmayan ... sisteminin sonradan araca takılmasının teknik olarak mümkün olmadığı, 2016 ... ... model aracın üretimde olmadığı, aracın misli ile

değişim talebini karşılayacak araç bulunamayacağı açıklanmıştır.

Dava konusu araçta ... ... olmadığı halde tanıtım broşürüne bu ibarenin varmış gibi yazılması davacı alıcıyı aldatıcı bir durumdur. Davalı ithalatçının, sattığı aracın teknik özelliklerini ve bu özellikleri tarifleyen uluslararası kısaltmaları doğru olarak kullanması, ... doğru bir şekilde yazıp açıklaması, böylece potansiyel alıcılara doğru bildirme sorumluluğu bulunmaktadır. Satıcının da satış esnasında davacıyı aracın özellikleri konusunda doğru bilgilendirme yükümlüğü vardır. Araca ait 2016 yılı ... broşürde “araçta ... sisteminin var olduğu” bildirildikten ve alıcılar nezdinde bu yönde güven ve inanç oluşturulduktan sonra, broşürün altında “davalının araçtaki teknik özellikleri ve donanımları değiştirme hakkına sahip olduğunun” bildirildiği gerekçesiyle davalıların ... sisteminin araçta bulunmamasından dolayı sorumlu olmayacağının ileri sürülmesinin dürüstlük kuralı ile bağdaşmayacağı açıktır.

Her ne kadar davacı, dava dilekçesinde ayıbın giderilmesi, olmadığı taktirde ayıpsız misli ile değiştirilmesini talep etmiş, aşamalarda da özellikle misli ile değişim talebini vurgulamış ise de Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 01.10.2025 tarihli 2025/3-259 E., 2025/594 K. sayılı ilamında "...ayıba bağlı seçimlik haklar yönünden tüketicinin tercihi, ayıbın şekli, malın değeri, ayıbın ileri sürülüş süreci gibi her somut olayda farklılık taşıyan kıstaslar çerçevesinde 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 2/2 hükmündeki hakkın kötüye kullanılması hâli olarak dahi değerlendirilebileceği ve hâkimin dürüstlük kuralına uygun olmayan tercihe müdahalesinin gündeme geleceği, son dönemde alınan yargısal kararlarda da (Hukuk Genel Kurulunun 07.06.2017 tarihli, 2017/13-653 E., 2017/1085 K. sayılı, 06.11.2015 tarih, 2015/13-2692 E., 2015/2487 K. sayılı kararları) tüketicinin tercihi yönünde verilecek hükmün hak ve menfaatler dengesini aşırı ölçüde bozar mahiyette olmaması gerekliliğine değinildiği..." görülmektedir.

Mahkemece alınan bilirkişi raporlarıyla 2016 üretim yılı itibarıyla zaten araçta bulunmayan ... sisteminin sonradan takılmasının teknik olarak mümkün olmadığı, 2016 ... ... model aracın üretimde olmadığı anlaşılmış ise de "çoğun içinde az da vardır" kuralı gereği TBK'nın 219. maddesi hükmü de nazara alınmak suretiyle davalıların, davacıya bildirdikleri niteliğin, dava konusu araçta bulunmaması sebebiyle davacıya karşı sorumlu olduklarının kabulü gerekir. Bu durumda Mahkemece yukarıda yapılan açıklamalar nazara alınarak 06.12.2021 tarihli raporda, yeni nesil araçlarda standart donanım üzerine ... istendiğinde alıcıların ödemesi gereken bedeller araştırılarak davacının satın aldığı araca ait broşürdeki yanlış/ hatalı bildirim sebebiyle eğer araç tasarımı müsait olsaydı takılabilecek ... ... bedelinin, davacının aracı satın aldığı 18.11.2016 tarihindeki kur üzerinden hesaplanan 13.579,00 TL (4.000,00 $) rakama hükmedilmesi hakkaniyete uygun düşecek olup kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.

VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373/1 hükmü uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 40.000,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 26.03.2026 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.

K A R Ş I O Y

Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına, dava konusu araca ait broşürde ve internet sitesinde aracın ... sistemine sahip olduğu belirtilmesine rağmen gerçekte ... ... 2016 model tüm araçlarda ... sisteminin olmadığının, ... ... tasarımında olmayan bir otomobile de sonradan takılmasının teknik olarak mümkün bulunmadığının tespit edilmiş olmasına, davacının ayıbın giderilmesini, olmadığı takdirde ayıpsız misli ile değiştirilmesini talep etmesine, aracın üretim yılı nedeniyle söz konusu sistemin zaten olmaması ve bu nedenle onarım veya misli ile değişimin mümkün bulunmamasına, tacir olan davacının, satın aldığı aracın hangi teknik özelliklerinin mevcut olduğunu basit bir araştırma ile öğrenebilecek durumda olmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile kararın bozulmasına ilişkin sayın çoğunluk görüşüne katılmamaktayız.

§