Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

11. Hukuk Dairesi

Dosya2025/5029 E. 2026/1843 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2023/912 Esas, 2025/1174 Karar

HÜKÜM : Esastan ret

İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi

SAYISI : 2021/251 E., 2022/362 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

KARAR

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 2020/40424 sayılı ve "... ... ..." ibareli marka başvurusunun, davalı şirketin "..." ibareli ve şekil unsurlu markalarını mesnet göstererek yaptığı itiraz üzerine diğer davalı ...'in 2021-M-6188 sayılı Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararı ile 2014/... 51... /39001 sayılı ve "..." ibareli markalarla karıştırılma ihtimalinin bulunduğu gerekçesiyle nihai olarak reddedildiğini, oysa, taraf markaları işaretleri ve emtia sınıflarının benzer olmadığını, markaların karıştırılmayacağını, "..." ve "..." ibarelerinin ayırt ediciliği sağladığını, palmiye ağacı anlamına gelen "..." ibaresinin ayırt ediciliğinin de düşük olduğunu ileri sürerek YİDK kararının iptalini talep etmiştir.

II. CEVAP

1.Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin "...” ibareli markalarının 34. sınıf mallarda tescilli olduğunu, bu ibarenin müvekkilinin ticaret unvanını da oluşturduğunu, müvekkilinin markasını yoğun olarak kullandığını, davacının müvekkilinin tescilli "palmiye şekil" markasını da kullanıma konu ettiğini, müvekkilinin "..." markasının emek ve yatırımlar sonucu tanınmış marka statüsüne yükseldiğini, davaya konu olan markada yer alan "..." ibaresinin "..." anlamına geldiğini, bu ibarenin tescili istenilen mallar bakımından tanımlayıcı, jenerik bir kelime niteliği taşıdığını, "..." ibaresinin ise Arapça’da herhangi bir anlama sahip olmayıp, isimlerin önüne gelen bir belirli tanım edatı olduğunu, dava konusu markanın esas unsuru niteliğindeki "nahkla” ibaresinin son derece yüksek bir ayırt edicilik içerdiğini, taraf markaları arasında kuvvetli bir sınıfsal benzerliğin olduğunu, markalar arasında karıştırılmaları ihtimalinin doğduğunu savunarak davanın reddini istemiştir

2.Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraf markalarının kapsamında yer alan emtiaların benzer oldukları, başvuru markasında yer alan "..." sözcüğünün İngilizce bir kelime olup ... "..." anlamına geldiği, davaya konu emtiaların hitap ettiği ilgili tüketici kesiminin "..." sözcüğünün "..." anlamına geldiğini bilebileceği, davaya konu emtialar bakımından söz konusu sözcüğün bu nedenle somut ayırt edici niteliğinin bulunmadığı, başvuru markasında ve redde mesnet markalarda yer alan Arapça sözcüklerin Türkçe ne anlama geldiğini bilmelerinin ilgili tüketici kesiminden beklenemeyeceği, zira, Arapçanın ülkemiz ilgili tüketici kesiminin aşina olduğu ve toplumda yaygın olarak kullanılagelen yabancı dillerden biri olduğunun söylenemeyeceği, bunun gibi markalarda müşterek olarak bulunan "..." sözcüklerinin ... ne anlama geldiğinin de ilgili tüketici kesimince bilinemeyeceği, ilgili tüketici kesiminin söz konusu sözcüğü anlamı bilinmeyen bir ibare olarak algılayacağı, dolayısıyla söz konusu sözcüğün davaya konu emtialar bakımından somut ayırt edici niteliğinin bulunduğu, başvuru markasında yer alan şekil unsurunun "..." sözcüğüne göre "Söz görünümden yüksek sesle konuşur." ilkesi uyarınca arka planda kaldığı, yine başvuru markasında bulunan "..." sözcüğünün "..." sözcüğünün oluşturduğu ayırt edici etkiyi izafe etmeye yeter derecede ayırt ediciliğinin bulunmadığı, zira, "..." ve "..." sözcüklerinin birbirlerinden bağımsız olarak yazıldıkları, bitişik olmadıkları, buna göre; daha önce redde mesnet markaları gören, işiten, bu markalı emtialardan yararlanan ilgili tüketici kesiminin, daha sonra davaya konu marka başvurusunu, davaya konu emtialar üzerinde gördüğünde veya işittiğinde, davaya konu emtialardan faydalanmak için ayıracağı sınırlı süre içerisinde, bu marka ile redde mesnet markalar arasında ilişki kurabileceği, markaların aynı ticari kökenden geldiği hususunda yanılsamaya düşerek tüketim tercihinde bulunabileceği, bir kısım tüketici kesiminin markaların farklı ticari kökeni işaret ettiğini algılaması ihtimalinde dahi bu kez marka sahipleri arasında idari veya ekonomik bir bağlantı bulunduğu yönünde yanılsamaya düşebileceği, dolayısıyla karşılaştırılan markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunduğu, YİDK kararının yerinde olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.

IV. İSTİNAF

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Dava ve Hukuki Nitelendirme

Dava, YİDK kararının iptali istemine ilişkindir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 31.03.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.

§