"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/719 Esas, 2025/998 Karar
HÜKÜM : Kısmen Kabul
MAHKEMESİ: İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar; davalı vekilince temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili adına tescilli “...” asli unsurlu markaların kreş hizmetleri, geçici konaklama, ..., ... köyü, pansiyon vs. hizmetler, çadır kiralanması hizmetleri, gençlik kamp hizmetleri, yer ayırtma hizmetleri olmak üzere 43. sınıf ve huzurevleri hizmetleri olmak üzere 44. sınıfta kullandığını, davalının “...” markasını kreş hizmetleri, geçici konaklama hizmetleri, hayvan bakım evleri hizmetleri, yiyecek içecek sağlanması hizmetleri olmak üzere kendi adına 43. sınıfta tescil ettirdiğini, işaretlerin “...” asli unsurundan oluştuğunu, arlarında ayırt edilemeyecek derecede benzerlik bulunduğunu ileri sürerek müvekkili markasına tecavüzün tespiti ile önlenmesine, davalı adına tescilli “...” markasının kullanımının önlenmesine, hükümsüzlüğüne, şimdilik 1.000,00 TL maddi, 50.000,00 TL manevi tazminatın faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili, 04.11.2020 tarihli ıslah dilekçesi ile maddi tazminat talebini, 11.182,75 TL'ye yükseltmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın haksız ve yasal mesnetten yoksun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde, davacı adına tescilli “...” asli unsurlu markalar ile davalı adına tescilli “...” markasının otelcilik ve konaklama hizmetlerinde tescilli olduğu, davacı markasının tescilli olduğu hizmet alanında tanınarak bilinir hale geldiği, davalının markasını butik ... ismi olarak kullandığı, bu kullanım nedeni ile davalı otelinin, davacının tanınan otelinin şubesi gibi algılanma ihtimalinin bulunduğu dikkate alındığında taraf markalarının karıştırmaya yol açacak nitelikte benzer olduğu ve iltibas ihtimalinin bulunduğu anlaşılması karşısında hükümsüzlük koşullarının ve bu doğrultuda markaya tecavüzün oluştuğu, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) yürürlüğe girdiği 10.01.2017 tarihine kadarki dönemde, 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname (556 sayılı KHK) hükümlerinin yürürlükte olduğu, 556 sayılı KHK'da hükümsüzlük kararı verilinceye kadar, tescilli markanın kullanımının markaya tecavüz teşkil edeceğine dair bir düzenlemeye yer verilmediği, SMK'nın 155. maddesinde "Marka, patent veya tasarım hakkı sahibi, kendi hakkından daha önceki rüçhan veya başvuru tarihine sahip hak sahiplerinin açmış olduğu tecavüz davasında, sahip olduğu sınai mülkiyet hakkını savunma gerekçesi olarak ileri süremez." hükmü düzenlenmişse de, bu maddenin SMK'nın yürürlüğe girdiği tarihten itibaren uygulanacağı, gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne, davalı adına tescilli ... no.lu "..." ibareli markanın hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine, davalı markasının davacı markasına tecavüz oluşturduğunun tespitine ve önlenmesine, ... adlı sitenin davacı markasına tecavüz oluşturması sebebiyle internet sayfalarının erişiminin engellenmesine, 2.250,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, 5.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş, hüküm, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, marka hükümsüzlüğü ve markaya tecavüzün tespiti, meni, refi ile maddi ve manevi tazminatın tahsili istemlerine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosyadaki yazılara, Bölge Adliye Mahkemesince 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 373/3 hükmü uyarınca uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
V. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 25.03.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.