"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/280 Esas, 2025/883 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/15 E., 2022/284 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, dava konusu meblağ 816.000,00 TL'nin altında bulunduğundan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 369/2 hükmü gereğince duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkili ...'in, ................... ... numaralı "... ...", "... ... ..." ibareli çok sayıda markanın sahibi olduğunu, müvekkilinin sahip olduğu markaları, ... aracılığıyla kullandığını, ... ve ... ilçelerinde bu marka ile işletmelerin olduğunu, müvekkilinin ayrıca ...://.../ isimli ... sitesinin bulunduğunu, yine instagram, ..., ... hesaplarında da çok sayıda takipçisinin olduğunu, davalının, müvekkilinin markasının aynısını/benzerini restoran tabelasında, menüsünde, sosyal medya hesaplarında, ... sitesinde kullandığını, davalının "... ..." ibaresini/markasını ekli/eksiz iş yeri isminde, internet ortamında, marka, hizmet, anahtar sözcük olarak kullanmasının müvekkiline zarar verdiğini, ilgili kullanımların müşteriler nezdinde karışıklığa neden olduğunu, davalının iş yerinden alınan, satış ve sipariş/adisyon fişlerinde, menü, tabela, magnet gibi yerlerde "... ..." ibaresinin yer aldığını, davalının, markasını 43. sınıfta kullanmaya devam ettiğini, davalının, müvekkili ile aynı/benzer hizmetleri sunmasının, müvekkilinin markadan doğan haklarının bilinçli şekilde ihlali anlamına geldiğini, bu hususun .... Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2021/227 Değişik İş sayılı dosyasından alınan bilirkişi raporu ile de tespit edildiğini ileri sürerek markaya tecavüzün tespiti ve davalının "... ..." ibaresini tabelasında, tanıtımlarında, basılı evraklarında, ticari etki yaratacak biçimde internet ortamında kullanmasının önlenmesine ve durdurulmasına, 50.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; "..." ve "..." gibi kavramların ulusal düzeyde kullanıldığını, uluslararası alanda da sıkça ve her ülkede kullanılan beynelmilel kavramlar olduklarını, bu kavramların, sadece gerçek kişilerin değil, ülkelerin dahi tekeline verilemeyeceğini, Uşak'ta faaliyet gösteren müvekkilinin unvanının "... ... ..." olduğunu, işletmesinin/ünvanının/markasının "... ... ..." ile karıştırılmayacağını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı adına tescilli markalar ile davalı kullanımlarında ayniyet taşıyan "... ..." kelimesinin ayırt edici unsur mahiyetinde olduğu, ... kelimesi yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri yönünden tanımlayıcı, ayırt ediciliği düşük ve zayıf bir ibare olarak kabul edilse dahi; ... kelimesinin aynı hizmet sınıfında zayıf bir ibare olarak görülemeyeceği, "... ..." şeklinde olan ibarenin ayırt ediciliğinin bulunduğu, bu itibarla koruma kapsamının dar olarak yorumlanamayacağı, davalı vekilinin, davaya dayanak markanın marka olarak kabul ve tescilin mümkün olmadığına dair aşamalardaki savunmaları yönünden ise; 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 5. maddesi uyarınca mutlak red sebepleri ile tescili mümkün olmayan bir marka tescil edilmiş ise hükümsüzlüğüne karar verilinceye kadar geçerliliğini koruyacağı, yani tescil ile işaret hukuka aykırı olmasına rağmen, hak sahibine aksi ispatlanıncaya kadar geçerliliğini koruyan ve etkilerini doğuran yetkiler sunduğu (..., ..., Fikri Mülkiyet Hukukunda Hükümsüzlüğün Sonuçları, c.1 s.3), Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 11.10.2004 tarih, 2004/385 E., 2004/9524 K. sayılı kararında da tescil işleminin hukuka aykırı olduğu yönünde savunma yapılmasına imkan tanınmadığı, bu hususun tartışılması için hükümsüzlük davası açılması gerektiğinin vurgulandığı, bu nedenle yargılamaya konu hükümsüzlük davası bulunmadığından davalı vekilinin söz konusu savunmalarının yalnızca "zayıf marka" yönünden irdelendiği, mutlak ret nedenleri kapsamında değerlendirilmeye alınmadığı, davacı markası ile davalı yanın markasal kullanımlarının asli ve ayırt edici unsurları olan "... ..." kelime unsurlarının ayniyet içermediği ve sınıfsal ayniyet nedenleri ile taraf markalarının hitap ettiği, herhangi özel bir eğitim, uzmanlık ve dikkat seviyesi olmayan ortalama tüketici nezdinde, işletmeler arasında idari ve/veya ekonomik bağlantı kurma ihtimalini doğurduğu, bu itibarla marka hakkına tecavüzün hukuki koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne; davalının, davacılardan ...'in sahibi, diğer davacı ...'nin lisans sahibi olduğu "... ..." esas unsurlu markalardan doğan haklarına tecavüzün tespiti ile bu tecavüzün men'ine, davalı yana ait "... ..." ibaresini havi tabela ve basılı evrakları kullanmasının men ve ref'ine, davalı kullanımındaki alan adı, ... ve sosyal medya hesaplarına erişimin engellenmesine, 30.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiş, hüküm, davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, markalardan doğan haklara tecavüzün tespiti, men'i, ref'i ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 30.03.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.