Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

11. Hukuk Dairesi

Dosya2025/4767 E. 2026/1806 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2023/1588 Esas, 2025/733 Karar

KARAR : Esastan Ret

İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi

SAYISI : 2022/71 E., 2023/123 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

KARAR

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin tüm marka ve ticari hakları ... menşeeli ... ... ... ... ...'a (....) ait ... adlı ... Türkiye'de sattığını, müvekkilinin ürünlerini sattığı ... şirketinin ... ibareli ürünlerin marka hakkını ihlal ettiği gerekçesiyle satışının durdurulduğunu bildirmesi üzerine, davalının 2017/2300 "... ..." ibaresini tescil ettirdiğinin öğrenildiğini, tescilin 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6/9 hükmü uyarınca kötüniyetli olduğunu, ... ... şirketin Türkiye'de distribütörü olmadığından birçok şirketin bu ve benzeri ürünü ithal ederek sattığını, ....'nun Ülkemizde marka tescilinin bulunmadığını, kendi adına marka tescil başvurusunda bulunmadığını, ... ibareli ürünler üzerinde Türkiye'de hiç kimsenin münhasır hakkının bulunmadığını, davalının markayı tescil ettirmekle piyasada tekel hakkı elde etmeye çalıştığını, farklı teşebbüslere baskı uyguladığını, davalının 2020/160092 sayılı ... marka başvurusuna itiraz edildiğini, 2020/158126 sayılı ... ... ... ibareli marka hakkında açılmış hükümsüzlük davası bulunduğunu ileri sürerek işbu dava ile de 2017/... ... ... + ... markasının SMK'nın 6/9 ve 25/1 hükümleri uyarınca hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının aktif husumet ehliyetinin bulunmadığını, müvekkilinin marka tescilinden ....'nun haberinin olduğunu, kötüniyetli bir tescil söz konusu olmadığı gibi müvekkilinin ... ... firma ile işbirliği içinde hareket ettiğini, müvekkilinin uzun yıllardır Türkiye'de ithal ettiği "..." markalı ürünlerin satışını yaptığını, zaman içerisinde piyasada "..." markası adı altında taklit ürünlerin üretildiğini ve satıldığını tespit ettiğini, taklit ürünlerin halk sağlığı için tehlike oluşturması ve müvekkilin satışını yapmış olduğu orijinal ürünlere olan güvenin sarsılmaya başlaması üzerine, durumun ....'ya bildirildiğini, ancak müvekkilinin Türkiye'deki taklit ürünler ile mücadele etme konusunda gerekli desteği göremediğini, bu noktada müvekkil tarafından taklit ürünler ile mücadele edebilmek amacı ile davaya konu marka başvurusunda bulunulduğunu, başvurudan ....'nun haberinin olduğunu, ne başvuru esnasında yayına itiraz ettiğini ne de sonrasında markanın hükümsüzlüğüne yönelik bir talepte bulunmadığını, markanın Türkiye'de tescil edilmiş olmasının söz konusu şirketin de menfaatine olduğunu, çünkü hem tescil aşamasında hem de taklit ürünler ile mücadele edilirken herhangi bir masraf yapmadığını, dava dilekçesinde belirtilen 2020/160092 sayılı markaya yönelik idari süreçte davacı tarafından yapılan itirazın reddine karar verildiğini, müvekkilinin dava konusu marka tescilinin de kötüniyetli olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davalı şirketin; dava dışı ... ... ....'ya ait markayı ihtiva eden ürünleri Türkiye pazarında, ihtilaf konusu marka başvurusunu gerçekleştirmesinden önce ticari faaliyete konu ettiği noktasında herhangi bir ihtilaf bulunmadığı, davalının, dava konusu markanın, ülkemizde tescil ile korunmaması ve ilgili markayı ihtiva eden orijinal olmadığını beyan ettikleri kullanımların önüne geçebilmek gayesi ile dava konusu marka başvurusunu gerçekleştirdiklerini beyan ettiği, ancak SMK'nın 7. maddesi uyarınca marka tescilinden doğan hakların münhasıran marka sahibine ait olduğu, ....'nun dava konusu marka başvurusuna, başvuru gerçekleştirirken onay verdiğine ilişkin delil sunulmadığı, dava dışı ... menşeili firmanın ülkemizde ticari faaliyete konu edilen ürünleri davalı şirket tarafından da davacı gibi satışa arz ediliyorken davalı şirket tarafından marka tescil başvurusuna konu edilmiş olmasının SMK'nın 6/9 hükmü kapsamında kötüniyetli olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm, davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.

IV. İSTİNAF

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile gerek davacının gerekse de davalının "..." markalı ...’de kurulu firmaya ait kozmetik ürünlerinin Türkiye’de satışını yaptıkları konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmadığı, davalının bu markanın dava dışı ...’de kurulu şirkete ait olduğunu bildiği halde, bu marka ile iltibasa neden olacak derecede benzer olan ve kozmetik ürünlerini de içeren 2017/... "...+..." markasını kendi adına tescil ettirdiği, sonra da bu markaya dayanarak davacının ... üzerinden yaptığı satışları engellediği, SMK’nın 25/2 hükmü uyarınca menfaati olan herkesin hükümsüzlük davası açabileceği, satışları engellenen davacının da işbu davayı açmakta aktif taraf ehliyetinin bulunduğu, SMK’nın 25/1 ve 6/9 hükümleri uyarınca kötüniyetli tescilin hükümsüzlük nedenlerinden biri olduğu, davalının başkalarının ticaretine engel olmak amacıyla, dava dışı ...’de kurulu şirkete ait olduğunu bildiği marka ile iltibasa neden olacak derecede benzer markayı kendi adına tescil ettirmesinin kötüniyetli olduğu, markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesinin yerinde olduğu, dava konusu markanın dava dışı ...’de kurulu şirkete ait marka ile iltibasa neden olacak derecede benzer olup olmadığına dair bilirkişiden görüş alınmasının da usule aykırı olmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Dava ve Hukuki Nitelendirme

Dava, marka hükümsüzlüğü talebine ilişkindir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 30.03.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.

§