Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

11. Hukuk Dairesi

Dosya2025/4755 E. 2026/1787 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2023/1699 Esas, 2025/821 Karar

HÜKÜM : Esastan ret

İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi

SAYISI : 2021/399 E., 2023/145 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

KARAR

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin isim ve ... marka olarak tescilli ve müvekkiline ait "..." markasının tanınmış marka statüsünde olduğunu, davalının işletmesinde müvekkili şirketin tescilli markalarının yahut ayırt edilemeyecek derecede benzerlerinin mağaza tabelasında ve diğer her türlü tanıtım vasıtalarında kullanıldığının tespit edildiğini, ihtarname keşide edilmiş ise de davalının marka hakkına tecavüz teşkil eden eylemlere devam ettiğini, davalı adresinde gerçekleştirilen tespit işlemi akabinde düzenlenen bilirkişi raporu ile işyeri tabelalarında ve iç dekorasyonunda belirgin bir şekilde "..." ve "..." markalarının kullanıldığının tespit edildiğini, müvekkilinin izni olmaksızın markasının kullanılmasının, müvekkilin markalarının itibarından faydalanmak suretiyle haksız kazanç elde etme fiilinin, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 7. ve 29. maddeleri bağlamında marka hakkına tecavüz oluşturduğunu ileri sürerek davalının söz konusu fiillerinin marka hakkına tecavüz teşkil ettiğinin tespitine, tecavüzün önlenmesine, durdurulmasına ve müvekkil şirketin uğramış olduğu maddi ve manevi zararların tazminine, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla SMK'nın 151/2-c hükmü uyarınca şimdilik 1.000,00 TL maddi tazminat ve 75.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, Mahkeme tarafından verilecek hükmün tirajı en yüksek üç gazetede ve en az üç gün süre ile yayınlanmak suretiyle ilanına karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin telefon bayisini devir aldığı tarihte Covid 19 salgını sebebiyle pandemi koşullarında telefon bayisinin sadece resmi açılışını yaptırdığını ancak fiili bir şekilde işletmeye başlamadığını, müvekkilinin telefon bayisini devir aldığında davacıya ait tabelanın işyerinde olduğunu ancak müvekkilinin bu tabelanın hukuka aykırı olarak kullanıldığını bilmediğini, ihtarnamenin eline geçmediğini, hukuka aykırılığı bildiği takdirde tabelayı derhal kaldıracağını, davalının eline ulaşan ilk tebligatla tabelayı söktüğünü, müvekkilinin davacının markasından dolayı herhangi bir ticari menfaat elde etmediğinin vergi dairesi kayıtları ile sabit olduğunu, müvekkilinin pandemi döneminde devir aldığı dükkan sebebiyle zarar ettiğini ve hatta yakın zamanda faaliyetine de son vermek zorunda kaldığını, davacının maddi tazminat olarak istediği yıllık lisans bedeli ile manevi tazminat tutarının haksız ve fahiş olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu adreste davacı adına tescilli "..." marka ve logolarının hem dükkanın dışında hem de içinde bulundurulması ayrıca bu eylemlerin tespit öncesi ihtarname keşidesine rağmen devamı gözetildiğinde marka hakkına tecavüz eyleminin kesintisiz biçimde sürdürüldüğü, dolayısı ile bu durumda SMK'nın 29/1 hükmü uyarınca marka hakkına tecavüz koşullarının oluştuğu, dava konusu taklit kullanımın tüketicilerde davacı ile davalı arasında ticari ilişki bulunduğu algısı verebileceği, karşısında tüketicide oluşacak bu karıştırılmanın 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 55/1-a-4 hükmü anlamında haksız rekabet oluşturacağı, tazminat talepleri bakımından yapılan incelemede ise her ne kadar bilirkişi tarafından hesaplama yapılmasının mümkün olmayacağına ilişkin kanaat bildirilmiş ise de yerleşik içtihatlar dikkate alındığında tecavüz olgusu ve buna bağlı olarak zararın doğduğunun sabit olması karşısında 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 50... . maddeleri uyarınca uygun bir tazminat bedeline hükmedilmesi gerekeceği, davacı tarafça dava dilekçesinde talep edilen 1.000,00 TL'nin somut olayın özellikleri dikkate alındığında makul sayılabileceği, bu bedelin hakkaniyete uygun olacağı, davalının, davacı markasına tecavüz ve haksız rekabet teşkil edecek şekilde markayı izinsiz olarak kullandığı, dolayısıyla eyleminde kusurlu olduğu gözetilerek 5.000,00 TL manevi tazminatın uygun olabileceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalı kullanımlarının davacıya ait marka haklarına tecavüz oluşturduğunun tespiti ile bu tecavüzün önlenmesine, durdurulmasına, 1.000,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalından alınarak davacıya verilmesine, 5.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalından alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş, karar taraf vekillerince istinaf edilmiştir.

IV. İSTİNAF

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile basiretli bir tacir gibi davranması gereken davalının, davacının markasını somut olaydaki şekilde kullanması nedeniyle kusurlu olduğundan davalının eyleminin marka hakkına tecavüz teşkil ettiğine karar verilmesinin yerinde ve davacının markasının tanınmış marka olması ve davalının markayı kullandığı süreye, davalının kusur derecesine göre hükmedilen tazminatların hakkaniyete uygun bulunduğu, marka hakkına tecavüzün tespiti ve önlenmesi davası ile maddi tazminat ve manevi tazminat davalarının birlikte açıldığından objektif dava yığılmasının söz konusu olduğu, bu nedenle kabul edilen her bir davayla ilgili ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesinde usule aykırılık görülmediği, lisans bedeline göre tazminat hesaplanması için dosyada yeterli veri bulunmadığından maddi tazminat tutarının kesin olarak tespit edilemediği, davacı vekilinin yargılama sırasında maddi tazminat taleplerinin arttırılmasına dair talepte bulunmadığı, taleple bağlı olan Mahkemece dava dilekçesinde talep edildiği kadar maddi tazminata hükmedilmesinin yerinde görüldüğü, hükmedilen manevi tazminatın da markanın kullanıldığı süreye, davalının kusur durumuna ve davalının mali ve ekonomik durumuna göre hakkaniyete uygun görüldüğü, gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Dava ve Hukuki Nitelendirme

Dava, davalı kullanımlarının davacıya ait marka hakkına tecavüz oluşturup oluşturmadığının tespiti, durdurulması, önlenmesi ile maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 30.03.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.

§