Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

11. Hukuk Dairesi

Dosya2025/4675 E. 2026/1853 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2024/165 Esas, 2025/1097 Karar

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, asıl ve birleşen davada davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

KARAR

I. DAVA

1.Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde; davalı adına sicile kayıtlı olan 2014/... tescil numaralı 3 ve 4 no.lu koltukların, 2 ... no.lu salıncağın, 2 ... no.lu salıncağın tasarımlarının yıllar öncesinde mağazalarında satışa sunulan, başka yerlerden alınan ve bu sektörde faaliyet gösteren artık harcıalem niteliği taşıyan ürünler olduğunu, bu ürünlerin çok daha öncesinde başka mağazalarda satıldığını, müvekkilinin de ticaret yapmış olduğu ... isimli kişinin daha evvel tasarım tescilini almış olduğu ürünler ile tescilini almadığı ama tasarımı kendisine ait olan tasarımların bile davalı tarafından yeni bir tasarımmış ve sanki kendisi tasarımın sahibiymiş gibi tescil ettirildiğini, 2014/... tescil numaralı 3 ve 4 no.lu koltukların, 2 ... no.lu salıncağın tasarım hakkının müvekkili şirketin önceki yetkililerinden ... tarafından tescilinin sağlandığını, birlikte 2010 kataloğunda da kullandığını, hâlihazırda müvekkili şirkete ait internet sitesinde “... ...” adı altında gösterildiğini, davalı tasarımlarının yenilik ve ayırt edicilik unsurlarının bulunmadığını, 2 ... no.lu salıncağın ... isimli kişiye ait olduğunu, hiçbir zaman tescil edilmediğini, bununla birlikte tasarımın özgünlük içermediğini, 2004 yılına ait salıncakta çektirilmiş olan fotoğraf ve 2009 yılında çekilmiş olan fotoğraflar yan yana eklendiğini ileri sürerek 2014/...-3, 2014/...-4, 2011/...-1 ve 2014/...-2 tescil sayılı tasarımların hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, mahkemenin aksi kanaatte olduğu tasarımlar olur ise müvekkili şirketin iş bu dava dilekçesinde gösterilen ürünlerinin davalının tasarımlarına tecavüzün mevcut olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.

2.Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde; davalı adına tescilli ... tasarımının yeni ve

ayırt edici özelliklere sahip olmadığını, müvekkilinin üretimi olan ... ile ortalama tüketiciyi yanıltacak

düzeyde birbirine benzediğini ileri sürerek 2014/...-2 tescil sayılı tasarımın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davaya konu tüm ürünlerin müvekili tarafından tasarlandığını ve üretildiğini, 2014/... tescil numaralı 3-4 no.lu koltuk tasarımının 19.12.2014 yılında tescil edildiğini, 2019 yılında yenilendiğini, bahse konu olan model ile ...'ya ait olan model arasında göz ile görünür derecede farklılık bulunduğunu, 2 ... no.lu ... ürününün 2011 yılında tescil edildiğini ve 2016 yılında yenilendiğini, davacının telefon ile arayarak "bu ... ... tescilli modelimizdir" diye bilgi vermesinden dolayı bu modelin üretiminin durdurulduğunu, 2 ... no.lu ... ürününün 2014 yılında tescil edildiğini ve yenilemesinin 2019 yılında yapıldığını, müvekkilinin ... adlı kişi ile tanışmadığını ve hiçbir ticari ilişkisi olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı adına kayıtlı 2014/...-3 ve 4 tescil numaralı tasarımların daha önce davacı yetkilisi ... adına kayıtlı olduğu ancak tasarım hakkı yenilemesinin yapılmadığı 2008/...-2 tescil numaralı tasarım ile benzer olduğu, yenilik ve ayırt edicilik unsurlarını taşımadığı, bu ürünün davacının internet sitesinde "..." ismi ile satışa sunulduğu, davalı adına kayıtlı 2011/...-1 tescil numaralı tasarımın daha önce davacı yetkilisi ... adına kayıtlı olduğu ancak tasarım hakkı yenilemesinin yapılmadığı 2005/...-21, 2007/...-1 ve 2011/...-1 tescil numaralı tasarımlar ile benzer olduğu, yenilik ve ayırt edicilik unsurlarını taşımadığı, davacının internet sitesinde "... ..." ismi ile satışa sunulduğu, bununla birlikte davalının asıl davaya cevap dilekçesinde bu tasarımın davacıya ait olduğunu öğrendiğinde satışını durdurduğu yönünde beyanda bulunduğu; 2014/...-2 tescil numaralı tasarımın davacının internet sitesinde "... ..." ismi ile satışa sunulmuş olan tasarım ile benzerlik içerdiği, yenilik ve ayırt edicilik unsurlarını taşımadığı, birleşen dava davacısına ait tescilsiz tasarımın asıl dava davacısı tarafından satışa sunulduğu ve söz konusu tasarımların tescil tarihinden çok öncesinden kamuya sunulduğu, asıl ve birleşen davaya konu edilen davalı adına tescilli tasarımların, davacılara ait tasarımlar ile farklılıklarının küçük ayrıntılarda kaldığı, kullanıcı üzerinde yarattığı genel izlenimde belirgin farklılıklar bulunmadığı, bu sebeple benzer olarak algınlandıkları, bu tasarımların yenilik ve ayırt edicilik özelliğinin bulunmadığı gerekçesiyle asıl davanın kabulü ile davalı adına sicile kayıtlı 2014/...-3, 2014/...-4, 2011/...-1 ve 2014/...-2 tescil sayılı tasarımların hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, birleşen davanın kabulü ile davalı adına sicile kayıtlı 2014/...-2 tescil sayılı tasarımın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiş, hüküm asıl ve birleşen davada davalı vekilince istinaf edilmiştir.

IV. İSTİNAF

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Mahkemece verilen kararın usul ve yasaya uygun bulunduğu, kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık görülmediği gerekçesiyle asıl ve birleşen davalarda davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, asıl ve birleşen davada davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Dava ve Hukuki Nitelendirme

Asıl ve birleşen dava; davalı adına tescilli endüstriyel tasarımların hükümsüzlüğü ve sicilden terkini, mümkün olmadığı takdirde davalının tasarımına tecavüzün mevcut olmadığının tespiti istemine ilişkindir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, asıl ve birleşen davada davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 31.03.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.

§