Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

11. Hukuk Dairesi

Dosya2025/4628 E. 2026/1706 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2023/830 Esas, 2025/1111 Karar

KARAR : Esastan Ret

İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi

SAYISI : 2022/348 E., 2023/90 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

KARAR

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin ................. sayılı ve "... online bir tıkla alışverişi evinize indirim! ...", "...", "...", "...", "... ... ..." ibareli tanınmış tescilli markalarının bulunduğunu, davalı ...'nun bu markalar ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki “...” ibareli marka başvurusuna müvekkili itirazlarının nihai olarak Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararı ile reddedildiğini, ancak dava konusu markanın müvekkili markaları ile iltibas tehlikesi oluşturduğunu, tescili halinde müvekkilinin markalarının tanınmışlığından haksız fayda sağlanacağını, aynı zamanda müvekkilinin ........... alan adının bulunduğunu ve davalının marka başvurusunun bununla da benzerlik arz ettiğini, marka başvurusunun kötüniyetli olduğunu ileri sürerek TÜRKPATENT YİDK'in 2022-M-8324 sayılı kararının iptali ile dava konusu 2021/... başvuru numaralı “...” ibareli markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde, YİDK kararının hukuka uygun olduğunu, .../... ibaresinin piyasaya sunulan markalarda ön ek veya son ek olarak yaygın olarak kullanımı bulunan davacı tarafça yaratılmamış, orjinalliği bulunmayan ayırt edicilik vasfı zayıf bir unsur olduğunu, düşük düzeyde ayırt edici gücü olan davacı markalarının davalı ... başvurusu ile karıştırılmayacağını, davacı markalarının tanınmış kabul edildiği hizmetler ile dava konusu markadaki emtianın farklı olduğunu, davacının internet sitesinin adının davalı ... başvurusu ile benzer olmadığını, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6/6 hükmünde aranan şartların da oluşmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

2.Diğer davalı vekili cevap dilekçesinde, davalının ....... uzantılı alan adının sahibi bulunduğunu, ... ... ibaresinin davalının aynı zamanda ... unvanı olduğunu, taraf markalarının benzer olmadığını, SMK'nın 6/5 hükmü koşullarının oluşmadığını, davacının herhangi bir fikri mülkiyet hakkının ihlal edilmediğini, dava konusu başvurunun kötüniyetli olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, dava konusu başvurunun 2021/... sayılı “...” ibaresinden oluştuğu, kapsamında 09/42 sınıfta -kararda sayılı- mal ve hizmetlerin bulunduğu, itiraza dayanak markaların ise ...,... sayılı "... online bir tıkla alışverişi evinize indirim! ...", "...", "...", "...", "... ... ..." ibarelerinden meydana geldiği ve koruma kapsamında 05, 16, 29, 30, 32, 33, 34, 35, 38, 41, 42 sınıftaki hizmetlerin yer aldığı, dava konusu 2021/... sayılı marka başvurusunun kapsamında yer alan 09. ve 42.sınıf mal ve hizmetlerin tamamı yönünden emtia ayniyeti/benzerliğinin oluştuğu, ancak taraf markalarının benzer olmadığı, dolayısıyla somut olayda iltibas tehlikesinin oluşmadığı, taraf markaları arasında benzerlik bulunmadığından dava konusu markanın, davacının alan adından kaynaklı haklarını ihlal eder nitelikte de olmadığı, dava konusu marka başvurusu ile davacı markalarının tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarına zarar verebileceği kanaatine varılamadığı, dosya içeriği itibari ile SMK’nın 6/5 hükmünde yer alan koşullar oluşmadığı gibi taraf markaları arasında SMK’nın 6/1 hükmü anlamında karıştırılma tehlikesi olmadığı, dolayısıyla tanınmışlığın bu duruma bir etkisinin olmayacağı, kötüniyet iddiasının kabul görmediği, hükümsüzlük şartlarının da oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.

IV. İSTİNAF

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davalının “...” ibareli başvurusu ile davacının itirazına mesnet .../... esas ibareli markaları arasında SMK'nın 6/1 hükmü anlamında benzerlik bulunmadığı, zira dava konusu marka ile davacı markalarında ortak yer alan “...”(...) ibaresinin “...karşıtı” anlamlarına geldiği, ... hayatında yaygın olarak kullanıldığı, dolayısıyla ayırt edici niteliği zayıf bir ibare olduğu, dava konusu markadaki farklılıklarla yeterli ayırt ediciliğin sağladığı, davacıya ait “...” ibaresini içeren markalar ile dava konusu marka arasında işaret bakımından karıştırılma ihtimaline yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığı için davacının SMK'nın 6/6 hükmü kapsamındaki itirazının yerinde olmadığı, dava konusu başvuru ile davacı markaları açısından tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarına zarar verebileceği ispatlanamadığından SMK’nın 6/5 hükmünde yer alan koşulların oluşmadığı, taraf markaları arasında SMK’nın 6/1 hükmü anlamında karıştırılma tehlikesi olmadığı ve dolayısıyla tanınmışlığın bu duruma bir etkisinin olmayacağı, marka başvurusunun kötüniyetli olduğuna ilişkin somut veri bulunmadığı gibi markanın kullanılış amacı ve fonksiyonlarına aykırı bir şekilde, davacı veya iyiniyetli üçüncü kişileri baskı altında tutma, onlara şantaj yapma veya engelleme amacına ilişkin herhangi bir olgu ve olay söz konusu olmadığı, davalı şirketin kötüniyetli olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Dava ve Hukuki Nitelendirme

Dava, TÜRKPATENT YİDK kararının iptali ile hükümsüzlük talebine ilişkindir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 25.03.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.

§