Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

11. Hukuk Dairesi

Dosya2025/4626 E. 2026/1723 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2023/900 Esas, 2025/1018 Karar

HÜKÜM : Davanın reddi

İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi

SAYISI : 2021/345 E., 2022/237 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

KARAR

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 33. sınıfta yer alan “... coğrafi işareti özelliklerine uygun rakılar.” emtiasında tescili için yaptığı 2021/071080 sayılı ve "... ..." ibareli başvurusunun Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararı ile 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 5/1-(i) hükmü uyarınca reddedildiğini, oysa "..." ibaresinin C2009/007 sayı ile coğrafi işaret (menşe adı) olarak tescilli bulunduğunu, müvekkilinin dava konusu ibare üzerinde müktesep hakkının olduğunu,, "..." ibareli markanın ülkemizde refleks halinde bilinen ve müvekkil ile doğrudan ilişkilendirilen tanınmış ... niteliği taşıdığını, dava konusu ibareyi gören tüketicinin "..." coğrafi işareti ile dava konusu ibare arasında bir bağ kurarak yanılgıya düşmeyeceğini, dava konusu markanın tescili kapsamında yer alan 33. sınıftaki “alkollü içecekler/içkiler” olarak nitelendirilen ürünlerin ilgili tüketicilerinin 18 yaş üstü olduğunu, dava konusu marka başvurusu coğrafi işaret barındırsa dahi piyasadaki bilinirliği ve ayırt edicilik kazanması nedeniyle başvurunun tescili gerektiğini ileri sürerek YİDK kararının iptaline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde, redde konu işaretin “... ...” ibaresinden oluştuğunu, bu ibarenin başvuru kapsamında yer alan emtiaların tamamı ("..." coğrafi işareti özelliklerine uygun rakılar) yönünden, tescilli coğrafi işaretin eşdeğeri biçiminde algılanacağını, bu nedenle SMK'nın 5/1(i) hükmü uyarınca reddinin yerinde olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu başvurunun "... ..." şeklinde “...” coğrafi yer adı ile birlikte, “...” şeklinde ikincil konumda değerlendirilebilecek bir tamlama şeklinde “...” esas unsuru ile birlikte gerçekleştirildiği, başvurunun spesifik olarak “... coğrafi işareti özelliklerine uygun rakılar” emtialarını kapsadığı, “...” ürününe ilişkin C 2009/007 sayılı coğrafi işaret belgesinde yapılan tanımlamalar incelendiğinde; “Karakteristik özelliğini Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde yer alan doğal unsurlardan, özellikle Türkiye’de yetişen üzüm, anason ve Türkiye’de uygulanan geleneksel üretim yöntemlerinden alan üretimi, işlenmesi ve diğer işlemlerinin tamamıyla Türkiye sınırları içinde yapıldığı kendine has, renksiz bir distile alkollü içkidir” şeklinde tanımlandığı, “...” ürününün Türkiye genelinde yetişen üzüm ve anason başta olan üzere diğer doğal unsurların ve kimyasal bileşenlerinin ürüne kattığı lezzet ile birbirinden farklılaşan bir alkollü içki olduğu, ilgili coğrafi işaret belgesinde herhangi bir coğrafi bölgeye özgülenmiş bir aidiyetten bahsedilmediği, “...” ürününün bahsi geçen coğrafi işaret kriterlerini sağlayabilmesinde farklı bölgelerden temin edilen üzüm/anason çeşitlerinin varlığından bahsedildiği, esas olanın “Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde yer alan doğal unsurlardan, özellikle Türkiye’de yetişen üzüm, anason ve Türkiye’de uygulanan geleneksel üretim yöntemlerinden” bu alkollü içkinin üretilmesi gerekliliği olduğu, bu tespitler ışığında davalı Kurum tarafından yayınlanan kılavuzda “...” coğrafi işaretinin, coğrafi yer adları ile birlikte tescilinde sanki o yere/bölgeye özel farklı özellikler ihtiva eden “...” şeklinde algı yaratabilecek algılar oluşturacağının kabulünün mümkün olmayacağı, aksine ortalama zeka seviyesine sahip bir ... tüketicisi/alkol tüketicisinin, işareti bütün olarak algılarken (somut olay bazında ...) zihninde “...” coğrafi işareti ile yanılgı yaratır bir algıdan ziyade, olsa olsa anılan bölge bağlarından toplanan üzümlerle üretilen ve esasen coğrafi işaret tanımlamasında belirtildiği gibi karakteristik özelliğini ülkemizde yetişen üzüm, anason ürünlerinden alan bir ... algısı yaratacağı, tüketicinin ürünü tescilli coğrafi işaretten farklı bir şekilde üretiminin yapıldığı yönünde bir algıyı edinmeyeceği, ortalama tüketici açısından “...” alkollü içeceğinin temel özelliklerinin zaten bilindiği, ortalama tüketicinin içeceğin üretim yöntemine yönelik genel bir bilgisinin zaten mevcut olmayacağı başka bir ifadeyle tüketicinin “...” ibaresinin coğrafi bir yer adı ya da farklıca bir ayırt edici unsur ile birlikte markasal bir bütün içerisinde kullanımında, bu ibareyi coğrafi işaretin özelliklerinin değiştirilmiş olup olmadığı açısından değerlendirilmesinin beklenemeyeceği, davacının koruma süresi devam eden ve “...” ibaresini içerir en eski tarihli markasının 2005/00172 sayılı “... 24 ayar” ibareli olduğu, davacının, C2009/007 sayılı coğrafi işaretten önce çok sayıda “...” esas unsurlu seri markanın da sahibi olduğu, dolayısıyla davacının, tüketici nezdinde “...” ibaresi üzerinde, bir bütün olarak ticari-iktisadi kaynağa işaret eden bir algıyı, bahsi geçen coğrafi işaretten önce sağladığı, böyle bir halde YİDK kararında belirtilenin aksine, tüketicinin "... ..." ibaresini, görsel, işitsel ve kavramsal açıdan tescilli coğrafi işaretin eşdeğeri biçiminde algılamayacağı, ona markasal bir vasıf yükleyeceği, davacının gerçekleştirdiği başvuruda da 33. sınıfta “... coğrafi işareti özelliklerine uygun rakılar” emtialarını kapsar şekilde başvuruda bulunarak, C2009/007 sayılı coğrafi işarete uygun üretilmiş ... ürünlerinin satışını yapacağını esasen taahhüt etmiş olduğu, dolayısıyla dava konusu markanın tescilinin, coğrafi işaretin varlığına bir zarar verecek sonuçlar doğurmayacağı gibi aksi yönde gerçekleşmesi muhtemelen eylemlere yönelik olarak da SMK kapsamında düzenlemelerin mevcut olduğu, “...” ibaresi tescilli bir coğrafi işaret olmakla birlikte, bu ibarenin somut olaydaki gibi coğrafi işaretin kendisine özgülendirilmiş emtia grubunda tescil başvurusuna konu edilmesi halinde SMK'nın 5/1-(i) bendi kapsamında değerlendirilmemesi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne YİDK kararının iptaline karar verilmiş, hüküm, davalı vekilince istinaf edilmiştir.

IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesinin SMK'nın 5/1-(i) hükmü şartlarının oluşmadığı yönündeki değerlendirmede bir isabetsizlik bulunmadığı, uyuşmazlık, marka tescil başvurusunun SMK'nın 5/1-(i) maddesi uyarınca reddine ilişkin YİDK kararının iptali istemine ilişkin olup SMK'nın 5. maddesindeki mutlak ret nedenlerinin, gerek ... gerekse de Mahkemelerce resen gözetilmesi gerektiği, söz konusu hükümde düzenlenen mutlak ret nedenlerinin, toplumun ortak menfaatleri gereği olup kişilerin menfaatinden önde geldiği, işbu davaya konu YİDK kararı, her ne kadar SMK'nın 5/1-(i) hükmüne ilişkin ise de aynı maddenin diğer bentlerindeki mutlak ret nedenlerinin de açıklanan nedenlerle işbu davada değerlendirilmesi gerektiği, dava konusu başvurunun "... ..." ibarelerinden oluştuğu, "..." ibaresi ülkemizde bulunan bir şehrin adı olup yer adlarının tek başlarına marka olarak tescil edilip edilemeyecekleri hususunun Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin PENDİK kararında tartışıldığı, coğrafi yer adlarının, coğrafi işaret anlamını taşımamak kaydıyla yanlarına ilave yapılması suretiyle marka olarak tescilinin mümkün olduğunun, bunun dışında tek başına yer adlarının tescil edilemeyeceğinin kabulü gerektiği, somut uyuşmazlıkta her ne kadar dava konusu başvuru bir bütün olarak "... ..." ibarelerinden oluşsa da ...'ın ... ile ünlü bir ilimiz olduğu, başvuruda yer alan "..." ibaresinin de tescili istenen ... emtiasının cinsine ve karakteristik özelliğine atıf yaptığı, buna göre dava konusu başvurunun bir bütün olarak tescili istenen "..." emtiası bakımından SMK'nın 5/1-(c) hükmü anlamında tescili mümkün olmayan bir işaret olduğu kanaatine varıldığı, söz konusu ibareye SMK'nın 5/2 hükmü kapsamında, kullanımla ayırt edicilik kazandırıldığı ispat edilemediği gibi seri marka gerekçesiyle SMK'nın 5/1-(c) hükmü kapsamındaki tescil engelinin aşılmasının da mümkün olmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Dava ve Hukuki Nitelendirme

Dava; YİDK kararının iptali istemine ilişkindir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Yukarıda yapılan özetten anlaşılacağı üzere Bölge Adliye Mahkemesince, SMK'nın 5/1-(i) hükmü şartlarının oluşmadığı kanaatine varılarak İlk Derece Mahkemesince bu yönde yapılan değerlendirmede bir isabetsizlik bulunmadığı belirtilmiş; ancak devamında her ne kadar uyuşmazlık, marka tescil başvurusunun SMK'nın 5/1-(i) maddesi uyarınca reddine ilişkin YİDK kararının iptali istemine ilişkin ise de SMK'nın 5. maddesindeki mutlak ret nedenlerinin, gerek davalı Kurum gerekse Mahkemelerce resen gözetilmesi gerektiği, bu nedenle 5. maddenin diğer bentlerindeki mutlak ret nedenlerinin de bu davada değerlendirilmesi gerektiği belirtilerek davacının "... ..." ibareli başvurusunun "..." emtiası bakımından SMK'nın 5/1-(c) hükmü anlamında tescili mümkün olmayan bir işaret olduğu, davacının da SMK'nın 5/2 hükmü gereği kullanım ile ayırt edicilik kazandırdığını ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Ancak davacı taraf, gerek davalı Kurum nezdindeki itiraz sürecinde gerekse davanın başından itibaren tüm yargılama sürecinde "..." ibareli markalarına uzun süredir kullanım ile ayırt edicilik kazandırdığını iddia etmiş ve marka tescil belgelerini dosyaya sunmuştur.

Mahkemece gıda mühendisleri ve marka patent vekilinden oluşan uzman heyetten alınan bilirkişi raporunda da davacının koruma süresi devam eden ve “...” ibaresini içerir en eski tarihli markasının 2005/00172 sayılı “... 24 ayar” ibareli marka olduğu, bunun haricinde, davacının C2009/... sayılı coğrafi işaretten önce çok sayıda “...” esas unsurlu seri markanın da sahibi olduğu belirtilmiştir.

Davacının "..." ibaresini içeren önceki tarihli markaları bulunup bu markaları da "..." emtiasında kullandığı anlaşılmaktadır.

SMK'nın 5/2 fıkrası, "..., başvuru tarihinden önce kullanılmış ve başvuruya konu mal veya hizmetler bakımından bu kullanım sonucu ayırt edici nitelik kazanmışsa bu markanın tescili birinci fıkranın (b), (c) ve (d) bentlerine göre reddedilemez" hükmünü düzenlemiştir.

Anılan hüküm ve davacının önceki tarihli markaları nazara alındığında davacının, "..." ibaresine kullanım sonucu ayırt edici nitelik kazandırdığının kabulü gerekir. Ayrıca davacının "..." ibareli seri markalarının varlığı karşısında, dava konusu marka başvurusu da yeni bir seri marka oluşturma girişimi olarak değerlendirilmelidir. İlgili tüketici kitlesi nezdinde de dava konusu başvurunun, davacının önceki markalarının türevi olan seri ... olarak algılanması muhtemeldir. Bu itibarla Bölge Adliye Mahkemesince yukarıda özetlenen gerekçe ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.

VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'un 373/2 hükmü uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, 26.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

§